1. bir motivasyon işi. üzgünlüğün, kederin, öfkenin, nefretin, dargınlığın, mutluluğun, sevincin.. artık neyin derseniz deyin bir duygunun motivasyonu olmadan yazmak pek keyifli bir iş değil. şimdi bu noktadan sonrası tatava, öncesi de tatavaydı. canı sıkılmaktan bağrından kopacak kişiler okusa kalanını iyi olur. koptuğu nokta bu girdi olur belki de sinkaflı sözler savururlar. hem ağızları bozulur hem kulaklarım çınlar da azıcık kıpırdanma olur bende de.

    "bir düş gördüm geçenlerde/görmez olsaydım, ah olsaydım." 'ın sivas katliamı için yazdığı bu dizeler kulağımdan hiç gitmiyor son yıllarda. hayatımın fon müziği. motivasyonumu dibe çeken ve başını ezen cümleler. hiç motivasyonum yok. olsaydı da farketmezdi ama biraz motivasyon da fena olmazdı. neyse. düş görür gibiyim sürekli, kovid'in avrupa ayağının ilk yarısını türkiye'de geçirmedim. bulunduğum yerde, kovid haberlerinin yayılmasıyla marketlerin yağmalanması ve tavuk göğsü bulamamam dışında üzüldüğüm bir şey olmadı. taharet musluğu olmadığından peçeteler daha gözde bir hale geliyor öyle yerlerde, allah'tan onlar şirkettendi de götümüzün derdine düşmedik. insanlık yansa sikimde değil. hak ettik.
    evet yıllarımı bunu düşünerek geçirdim, "hak ettik". şimdi kendini ya da başka kesimleri "biz hak etmedik ya da onlar hak etmedi." diye savunacaklar olur. eyvallah, ben sesimi duyuramadım 10-15 yıldır. ben hak ettim o yüzden. lüzumsuz harcanan her kuruşun makatımızda yaralar açacağını, nefesimizi körelteceğini anlatmaya çalışırken dünyayı kasıp kavurdu. bir kadar sözümüz geçmedi bir kişiye. halbuki bir kişi bile kardı.
    neyse salgının ikinci yarısında döndüm ülkeye. evden çıkmamaya bir başladım, o dönemden beri de çıkmıyorum. arada bir bacaklarım kangren olacak gibi olursa, 5 dakikalık mesafelere gezi yapıp dönüyorum. evet, gezi. 2013 mayıs'ı motivasyonumu kaybettiren şeylerden biriydi. şimdi 5 dakikaya sıkışan gezilerim, evlere sıkışan bizler için önemli bir noktaydı. çünkü, sandım ki doğa zulmüne ve sömürüye karşı bir uyanış olacak. 8 yıl önce yaşanacak bir fikir devrimi, bugünleri daha az hasarla atlatmamıza bir sebep olabilirdi. ben bu süreçte bir kilo bile almadım, bununla sinirleri oynayan insanlar varmış. zaten çok streslisiniz, biraz daha streslenin.

    çocuk gibi umutluyumdur bazen. sarımsaklı olmayacağını bildiğim yemeği belki son dakika katılmıştır umuduyla kaşıklarım, suratım asılır. ama kendimi yerlere atarak ağlamam. yok işte sarımsak falan. gidip kendin yapaydın yemeği. o zaman devrim olurdu. motivasyonum yok. ülke gündemi canavar gibi.
    katilleri, hırsızları, mafyaları, yolsuzları, felaketleri... bir bakıyorum , bir bakıyorum 'ın şapkadan ölü tavşan çıkarma videolarındayım. hepsi sinir harbi. az önce kovidin ilk yarısından bahsettim. en azından etrafımı çepeçevre sarmış, nefes alacak doğa vardı orada. burda o da yok. yakınında park, bahçe, orman olanlar şanslı. gidin keyfini çıkarın bence. gibi ölmeden.
    düş görür gibiyim sürekli, ülkemde deniz ölmüş. şey diyor adam "1500 km öteden benim ne suçum olabilir?" ebenin amı artık ama ya. valla yeter. dünya yansa sikimde değil modunu aktif hale getirmek istiyorum yine ama kımıl kımıl içim. tükürüğümde boğasım var bazı insanları. hararetiyle sinirlenmek istiyorum. ölünce "ah büyük usta, ühühühü" diye ağlayan adamların -anılarına saygım var tabi- ülkesinin denizi söz konusu olduğunda bıkbık ötmeleri kadar gülünç bir şey yok. yanlış anlamayın ama susmaları daha gülünç. ne geldiyse susmaktan.

    neyse işte, 'dan ayrıldığından beri mutlu sayılmam zaten. kasedinin kapağı eridiğinde ağlamıştım. erime sebebi zaten ayrı üzücü.
    hiç daha taksit taksit girdi hazırlayıp yazmışlığım yok. bunu da tek seferde yazıp yolluyorum. yalnız bir kez cemil özeren başlığına bilgilerimi tazeleyerek taksit taksit yazmayı denemiştim. o zaman da taslaklar bozuldu. yazdığım her şey gitti. bir daha uğraşmadım ben de. nasıl olsun motivasyon...



    #260190 kafakulagi | 4 yıl önce
    0eylem