ilk defa 1986 yılında san francisco yakınlarındaki baker beach üzerinde düzenlenen festival. daha sonra özellikle plajın katılan sayısına yetmeyecek olmasından dolayı festival alanı nevada eyaletindeki reno şehrine 2-2.5 saat uzaklıktaki black rock desert'a taşınmıştır.
efendim, bu festivalin felsefesini kendin olmak, kendini olduğun gibi ifade etmek, kendini nasıl hissediyorsan ifade etmek gbi kabaca özetleyebiliriz. 2016 yılında katıldııım, yirmincisi düzünlenen festiavilin konsepti leonardo da vinci ve rönesans üzerine idi.
nihayet senelerce gitmeyi hayal ettikten sonra pek bir sevdiğim fag hagimle 2015 yılbaşı gecesi, çakırkeyiflikten sarhoşluğu geçiş haline olduğumuz bir anda katılma kararı aldık. ve her sarhoşken verilen sözde olduğu gibi bunda da durduk. her şeyden önce gidiş kolay değil. eğer türkiye'den yola çıkacaksanız minumum 2 uçak değiştirerek öncelikle reno şehrine ulaşmanız gerekiyor. biz biletleri ucuza getirmek için reno'ya vardığımızda dördüncü uçaktan iniyor olduk. ikinici olarak yol parası bir yana, bu festival pahalı. biletler 2016 yılı için en az 399 usd'den açıldı. bu burnunuza öncelikle kötü kokular getirse de aslında yerinde bir karar. festival komitesi hiçbir ticari kuruluşun sponsorluğunu kabul etmiyor ve bu konuda son derece katılar. bilet fiyatlarının bu kadar yüksek olmasının sebebi de bu. reno'ya vardığınızda size önerim ilk geceyi bir otelde geçirmeniz. yok efendim ben gencim giderim diyorsanız tabi sizin bilecğiniz iş, ben 4 uçak sonrası 24 saatten uzun süre yolculuk yaptıktan sonra 2.5 saat araba kullanacak yaşı maalesef geçtim.
neyse efendim, ne diyorduk, festival alanında her hangi bir ticari limited şirketi bulunmuyor. az sayıda hizmet veren bar ve kafe mevcut. ancak size önerim gitmeden sağlam bir alışveriş yapmanız. mutlaka olması gerekenler, kalorisi yüksek, enerji verecek ama sizi tuvaletten uzak tutacak yiyecekler, bol kraker. bol bol su, ancak unutmayın ki 2 kişi 1 haftada 120 litre su tüketmiyor, abartmayın derim. bol bol ıslak mendil. şok haber, festival alanı içinde akan su yok. bol bol alkollü içki. eğer kullanıyorsanız çeşitli narkotik, ancak unutmadan festival alanına sokmak yasak iyi saklayın içeride çok göze sokmadığınız sürece kimse umursamıyor. güneş kremi. vücudunuza saracağınız bol bol renkli neon ışıklar, hayalinizin en uç noktasındaki kıyafetler, tuvalet kağıdı, geniş şapkalar, en önemlisi gezi eylemine katılıyormuş gibi bir maske ve deniz gözlüğü.
efendim black rock desert dedikleri alan kilometrelerce uzananan dümdüz, en ufak bir engebesi olmayan bir kaya yüzeyi. gece gündüz sıcaklık farkı çok yüksek ve oldukça kurak bir alan. dolayısıyla her yer toz. ve sıkça fırtına çıkıyor. fırtına çıktığı anda göz gözü görmez oluyor. maske ve gözlük bunun için gerekli. black rock city çok sapa bir yerde olduğu için hiçbir telefon hattı çekmiyor, içeride de wifi sağlanmadığı için dışarıyla tüm bağlantıyı unutun her şeyden önce. oraya bi kere gittiğinizde her şey burning man.
çadırla giden arkadşlar var ama tavbisye etmem. toz fırtınası en az günde bir kere bazen daha çok çıkıyor, çadır falan hikaye oluyor sonrasında. biz 7 kişilik bir van kiralayıp gitmiştik ki çok da kötü bir karar değişmiş. birçok insan karavanla geliyor ki tuvaletleri olsun, bana kalırsa iyi bir yöntem ancak sonrasında temizlenme masrafı sürecini hayal bile etmek istemiyorum. ben bir sonraki gidişimde amerika'da çok yaygın ve ucuz olan u-haul vanlarından bir tane kiralayacağım.
bu kadar ön bilgiden sonra içeri girince.
bildiğiniz her şeyi unutun öncelikle. burası başka bir hayat. kimse sizi olduğunuz şey için yargılamıyor. hayatımda ilk defa binlerce insanın bütün maskelerini çıkarıp topluca kendi olduğu bir ortamda bulundum. ki her ne kadar açık fikirli olsam da benim bile alışmam birkaç saat sürdü. içerisi her ne kadar san francisco ağırlıklı olsa da dünyanın 4 bir tarafından aklınıza gelebilecek her tipte kişi var. insanlar kendilerini kimi zaman bir sanat eseriyle, kimi zaman bir konuşmayla, kimi zaman bir dansla, bazen kıyafetleriyle, bazen müzikle, bazen çıplaklığın yalınlığı ile oldukları gibi ifade ediyorlar. kimisi mutlu, kimisi uçuşta, kimisi ise olduğu gibi dramını yaşıyor. hayatımın hiç bir döneminde burada tanıdığım kadar farklı tipten insanı bu kadar kısa sürede tanımadım ve orada geçirdiğim süre beni beklediğimden çok daha fazla zenginleştirdi.
bir daha mı? ilk gece, güzel ama bir seferlik diyordum. ikinci gece bir on yıl sonra gelirim, şu anda biliyorum ki bir mani çıkmazsa mutlaka ve sonra tekrar tekrar, bu defa organizasyonda gönüllü pozisyon da almak niyetim.
ilk girişte gönüllü komite size sarılıyor ve terde tozda yuvarlanıp "snow angel" oluyorsunuz. direnmeyin. toza batmak çok güzel bir durum. alışacaksınız cinsel organınızın bile tozla kaplanmasına.
oradaki en güzel anım adamın yakılacağı gece, akşam üstü, hafif çakırkeyif, toz fırtınası altında, üzerimde annemin elbisesi ile minderlere uzanıp tozla kaplanırken çevremdeki bu başka hiçbir yerde bulamayacağım güzel insanları seyretmekti. herkesin mutlaka en az bir kere ki, eğer bir kere giderseniz tek seferle kalmayacak, bu deneyimi yaşaması lazım. adamın yakıldığı an tek yürek olmanız çok güzel.
son not, unutmadan, alan devasa, mutlaka bir bisiklet edinip gidin. ve bütün çöpünüzü toplayın, çünkü burning man'in felsefesi o anı yaşayıp geride hiç bir şey bırakmamak.