1. enver behnan şapolyo'dan alıntı aşağıdaki satırlar:
    "İngiliz kralı VIII. Edward İstanbul'a Atatürk'ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce, -"Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini, yahut bir aşçı bulunuz !...dedi. Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk'e dönerek: - "Sizi tebrik eder ve teşekkür ederim. Kendimi İngiltere'de zannettim" diyerek memnuniyetini bildirdi. Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral'a eğilerek : - "Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!" dedi. Bütün sofradakiler Atatürk'ün bu sözlerine hayran oldular. Atatürk garsona da "vazifene devam et" emrini verdi."

    nereden nereye geldik yirmi yılda. uşaklığı öğrenmişiz de bir de bu cümleyle reklamını yapar olmuşuz.
    o günden bu güne dünya değişti tabii, tarım ve sanayi makineleştikçe kentleşme hızla yükseldi. bütün dünyada önemli bir yer tutar hale geldi. ama yine de bir millet olarak övünecek bir durum görmüyorum bunda. dünyaya sunabileceğimiz şeyin yalnızca hizmet olması utanç verici bile olabilir.
    #257587 laedri | 4 yıl önce
    0reklam, slogan