ben "hayvan sömürmeyen, sömürülmesi için para ödemeyen" kişi olarak tanımlıyorum kendimi.
an itibariyle 7 yıldır veganım, ondan önce de 10 yıla yakın süre vejetaryendim. bu süreçte yaşadığım en büyük sağlık problemi sürekli kalitesiz esprilere maruz kalmanın verdiği can sıkıntısı. sinir yapıyor valla bak bu saçma sapan espriler. ha bir vegan karşınıza geçmiş size hakaret ediyorsa, katil yamyam falan diyorsa ona edeceğiniz lâflara hiçbir şey demem -go nuts!- ama tutup da birine et yemiyor diye "et girmeyen yere dert girer kehkeh" falan dememenizi öneririm, hoş değil. ayrıca çok komik olduğunu düşündüğünüz esprileri yüzlerce kez duyduk, artık komik olanları bile komik gelmiyor. çok orijinal olduğunu sandıklarınız dahil. biri veganım diyorsa kendi haline bırakın, ne bok yiyorsa yesin ya da yemesin. sizin meseleniz değil. elleşmeyin.
aklımda bir süredir veganlıkla ilgili bir yazı dizisine başlamak var, esasen bunun için veganizm başlığını kullanacağım. o seride aklıma gelen her yönüyle veganlığı ele almaya çalışacağım, hayvan sömürüsünün yanı sıra veganlığın açmazlarına da değineceğim, sağlık boyutuna gireceğim, felsefi temellerine ineceğim, kafamda kapsamlı bir şey var. bu da bir girizgâh olsun.
bugüne kadar vegan olmamdan kaynaklı bir sağlık sorunu yaşamadım. aslında çoğunuzdan sağlıklı olduğumu rahatlıkla iddia ederim; çünkü her yıl düzenli check-up yaptırırım. kendimi bildim bileli spor yapıyorum, defalarca yarı maraton koştum vs. tabi ben gerçekten çok iyi beslenen bir veganım. b12 ve demir takviyesini ihmal etmem vs.
yukarıda bahsettiğim gibi vegan olmamla ilgili en büyük sorunum diğer insanlar. türk toplumu çok acayip. girdiğim herhangi bir ortamda vegan seçenek yoksa bir şey yemem, bu ortam lokanta olabileceği gibi bir arkadaş evi de olabilir. zaten türkiye gibi aşırı etobur bir ülkede yaşamaya adapte olmak zorunda kaldığımdan çantamda atıştırabileceğim bir şeyler her zaman bulunur. misal kuruyemiş ve muz, mandalina gibi soyup yemesi kolay meyveler taşırım hep yanımda. uzun süre dışarıda kalmam gerekirse simit alırım, bazen de sandviç yapıp atarım çantama. ama didiklenmem bitmez. neden yemiyorum neden neden neden??
bak valla sanılanın aksine ben insanlarla veganlık konuşmayı sevmiyorum. cidden. kim ne yemiş umurumda da değil. zaten benim konuşmamla vegan olmayacak kişiler için çene ağrıtasım yok; ama veganım dediğim anda bütün dikkat üstüme toplanıyor ve konuşma tamamen buna dönüyor. örnek bir olay anlatayım. bir gün adliyeden çıktım, bir avukat arkadaşımla beraber başka bir şehre geçip bir toplantıya katılmamız gerekti. arkadaşım aç olduğunu söyledi, bir mekana oturduk. o sırada başka arkadaşlarla karşılaştık ve olaylar gelişti. 6-7 kişinin oturduğu masada yemek yemeyen tek kişi olarak "salata ye, kuru fasulye ye, bok ye, püsür ye" gibi ısrarlara maruz kaldım. bitmek bilmez sorular neticesinde, uzun uzun neden vegan olduğumu, protein kaynaklarımı, aslanın ceylanı yemesiyle benim tavuğu yemem arasında fark olduğunu, hayır çocuk düşünmediğimi, çocuğum es kaza olsa bile vegan yetiştireceğimi, hayır vegan kadınların bebeklerini elbette emzirebileceğini, b 12'min demirimin yerinde olduğunu, hafızamın gayet sağlam olduğunu, hayır yorgunluk çekmediğimi, daha bir ay önce yarı maraton koştuğumu anlatmak zorunda kaldım. işin kötüsü bu sorulara çok sık maruz kalıyorum ve veganlar saldırgan yaftasını yememek için aynı şeyleri tekrar tekrar anlatıyorum. ne kadar yorucu bilemezsiniz. tabi o boktan espriler de tekrar tekrar yapılıyor.
dışarıda salatalar iyi yıkanmadığı için, kuru fasulye, çorba gibi şeylere de margarin, et suyu gibi katkılar yapılabildiği ve ne kadar ısrarla sorarsam sorayım mekanlar doğru cevap vermediği için yemek yemiyorum. sadece vegan mekanlarda yiyorum. ya da yemiyorum. bir öğün aç kalıyorum. benim tercihim, neticesi birkaç saat aç kalmaksa katlanırım.
ancak türk toplumu bunu asla kabul edemiyor. yeme içme üzerine kurulu sosyalleşme anlayışımız gerçekten yıldırıcı. çok yakın hissetmedikçe, insanların evine gitmeyi de evime davet etmeyi de sevmem. ama bu durum çevrem tarafından yadırganıyor ve "vegan ya ondan" deniyor. değil.
ev gezmelerini seven vegan arkadaşlarım birilerini davet ettiklerinde, yemekleri dışında bir şey konuşulmamasından çok şikayetçi. olumlu ya da olumsuz, bir konuda farklıysan sürekli anlatmak ve açıklamak zorunda bırakılıyorsun.
ben çok düz mantıkla yaşarım. biri evime gelmişse, yemeklerimden de yemek istemezse kendi tercihidir der, ısrar etmem. yemek istediği özel bir şey olup olmadığını sorarım, söylediği şey evimde o sırada varsa veririm, yoksa da aç kalır. ben sohbetime dönerim. bütün insanlardan beklentim de esasen budur. ben kimseden bana özel yemek yapmasını bekleyemem. pilavını tereyağlı yemek istiyorsa böyle pişirebilir. ama bu durumda yemek istemediğimde bana ısrar edilmesini de istemem. ahlaki tercihim benim için önemlidir, tartışmaya açmam.
gerçekten de hayvan ya da hayvansal ürün yememek/kullanmamak değil, bu durumu sürekli birilerine anlatmak zorunda kalmak zorluyor.
dediğim gibi enine boyuna bir yazı dizisiyle geleceğim, hem kendi fikirlerimin de bir sağlaması olur, hem belki insanların kafalarındaki bazı sorulara cevap verir. byeee