1. ayça vardı üniversitede. kısa, mavi saçlara sahipti. bazen de hafif yeşile boyardı. yaşı gereği becerebildiği kadar savunurdu kadın haklarını sağda solda. özgürlüğüne düşkün hatunlardan. herkesin aklına en az bir kişi gelmiştir bunun gibi, kendi hayatından örnek verebileceği. evet, ayça da onlardandı.

    vücudu süper sayılmazdı ama yüz hatlarına çok düşüyordum. konuşma şekline, ara ara bir anda sinirlenip, arkasından sakinleşmesine. mimikleri o kadar keskindi ki, anlattığı her şeyi yaşıyordu.
    bunları düşündüğümü farkettiğimde, ben sanırım bu hatunla sarılıp uyumak istiyorum demiştim kendime. seksi falan sonra düşünürüz. hamlelerim de hep o yönde olmuştu. yavaş ve anlamaya çalışarak.

    bir ara güzel takıldık okulda falan. arkadaş da değildik, çift de. sadece süper sohbet eden iki tip olarak koymuştuk ilişkimizin adını. ayça pdr okuyordu zaten. ben de çok fazla alkol alan, çok kitap okuyan ve çok kadınla beraber olmuş, erken olgunlaşan biriydim o sıralar. düşünmeye çok fazla vaktim olduğundan, konuşacak da çok şeyim oluyordu. ayça için erken bir staj gibiydim bölümü için. onun da hoşuna gidiyordu ayrıca.
    okulda kısa süreli görüşmelerde yaptığımız sohbetlerin tadı o kadar damağımızda kalıyordu ki, akşam görüşecek olmamız neredeyse kesin hale geliyordu. öyle de yapıyorduk. ders biter bitmez fırlıyor, eve gidip üç beş atıştırıyor ve içmeye başlıyordum. evet, genelde olduğu gibi bizim masamızda da kadın erken sarhoş oluyordu. o yüzden ya daha fazla içmem, ya da önceden içip gelmiş olmam gerekiyordu. ama pdr okuyan ayça, daha önceki sohbetlerde alkol problemim olduğunu kabul ettirmeye çalışmıştı bana çoktan. ona tekrardan koz veremezdim. evde içilen 5 bira sonrasında, onunla birlikte ben de 3 birada sarhoş olacaktım masada. klasik ama her zaman çalışan taktikti. bende de çalışmıştı.

    ilişkiye ayça gözünden bakmayı başardığımda olay farklı bir hal almıştı. onlarca sohbet ve onlarca bira sonrası artık ne düşündüğünü biliyordum. kendisi ciddi ilişkiye hazır değil, bir erkeğe bağlanmak istemiyor fakat aynı zamanda hem benden hem de sohbetimden çok hoşlanıyordu. tanıdık geldi mi?

    ben de henz bir şeye bağlanmamıştım zaten. o yüzden içgüdülerimle hareket etme planına dönmek zor olamazdı. tamam, belki süper bir ilişki yaşayabilirdik, ama olmadı. bu işler karşılıklıydı sonuçta. ısrar edilecek bir konu değildi. ben de, nihayetinde bu da bir kadın, duygusal olarak olmasa da fiziksel olarak anlaşmalı faydalanabileceğim kısımlar da var şeklinde düşünmeye ittim kendimi.
    avcı içgüdüsüne geri dönüşüm, sohbetlerin rengini de değiştirmeye başladı normal olarak. artık anlattığım bir anının arkasında gizli olan mesaj, ne kadar sadık ya da olgun bir adam olduğum değil, seks konusunda bana ne kadar güvenebileceğiydi. malum, önce güvenini kazanmanız falan lazım hatunların. öyle olunca da bir iki defa takıldık tabi. ama yanlış anlaşılmasın, planlarımın aksine ayça benden faydalanan taraf olmuştu. henüz en enerjik zamanlarında, feminizmi tam anlamamış feminist bir kadınla sevişmenin nasıl olduğunu belki başka bir girdide anlatırım...

    hangimizin ilişkisinde birkaç sevişmeden sonra araya mesafe girmez ki? bizim de girdi. birkaç ay görüşmedik arada kötü bir olay geçmemiş olmasına rağmen. ben de bir iki başka hatun kovalıyor, sağda solda takılıyordum. duygusal olarak istediğim hatun yalan olmuştu sonuçta. bir süre daha böyle boş takılacaktım. canım biraz buna sıkılmıştı. bar da kalabalıktı o gün. normalde içeri girince, sağı solu keserdim tanıdık kim var kim yok diye. o gün sigara dumanı, masaların yanına ekstra çekilmiş tabureler falan derken zor olmuştu. ayrıca gecenin kaderi gibi '' cry for the bad man '' çalıyordu. bilenleriniz bir tur açıp dinleyebilir benim için.

    tek geldiğim için, bara aldılar beni normal olarak. biramı söyledim, sigaramı barmen arkadaştan rica ettiğim çakmakla yakıp etrafı kesmeye başladım. bardan, etraf güzel kesiliyordu. yüksekte oturmak her zaman iyidir. tabi ayçayı başka bir elemanla, direkt sevgili olduklarını belli ederek ilerideki masada oturduklarını görene dek. bayağı el ele, göz göze takılıyorlardı. karşılarında da başka bir çift oturuyor. bayağı double date yapıyorlardı. belki öylesine takıldığı bir elemandır diye düşünebilirsiniz. değildi. o elemanlara nasıl davrandığını çok yakından tecrübe etmiştim. refleks olarak ''vay amınakoyim ya'' dediğimi hatırlıyorum, ama sesli bir şekilde. sağımda solumda sarhoş tipler oturduğu için kimse yargılamadı. sonradan farkettim, o sırada önümde iki bira duruyordu. ayçayı o şekilde görünce direkt bir bira daha söylemişim önümdekini unutup. neyse dedim oğlum, siktir et. takıldığın bi hatun olarak kalsın işte. öyle de oldu.

    6 ay hiç görmedim ayçayı. takıldığım barı değiştirmiştim. bu konuda da çok geriliyordum. şehrin düzgün müzik çalan tek mekanı orasıydı ve ayçayı oraya ben götürmüştüm. ama manitasıyla birlikte çökmüştü mekanıma. görünce keyfim de kaçtığından, gitmek istemiyordum artık. bir tane country müzik çalan, biraz daha ufak bir mekan denklemiştim köşede. bira da daha ucuzdu. oraya takılmaya başladım. oturduğum mekan gece 02:00'da kapanırdı. millet daha sonra sabaha kadar açık olan mekanlara doluşurdu. o gün sarhoş çıktım mekandan. bu kadar yeter deyip evin yolunu tuttum. kulaklığı taktım, müzik dinleyip sarhoş eve yürümek nasıldır bilirsiniz. telefonu elime alır almaz cevapsız aramayı gördüm. ayça aramıştı. mesajla döndüm, ''duymamışım'' diye. direkt geri aradı. açtım, şu bardayım uğrasana biraz darlandım falan dedi. ayık olsam muhtemelen ikna olmazdım. tamam dedim, yakınlardayım..

    mekana girdim, tek başına oturuyordu. ben gelmeden önce ağlamıştı. kadınların ağladığı anlaşılır bilirsiniz. tahmin ettiğim gibi olmuştu. elemanla bozuşmuşlardı. o zamana kadar hala beraber olduklarına bile tam emin değildim. eleman bir iki denyoluk yapmış, ayça da buna yolu vermişti anladığım kadarıyla. ben de ayça'nın kafasını dağıtma planıydım o gece. farkındaydım, ama eski günler kadar güzel olur belki diye kabul etmiştim. çünkü ayça'dan sonra ben de adam akıllı muhabbet edecek hatun bulamamıştım. biraz daha oturduktan sonra, şu mekanda süper grup çıkıyor bu gece dedi, gitsek mi eğleniriz. gruba baktım, evde biri youtube'dan açsa katlanamayıp kapat dersiniz ya, onlardan.
    dandik bir popüler pop grubu. ama olsun, sarhoştum, ayça vardı. bir gecelik idare ederdim herhalde.

    mekandan sallanarak çıktık kol kola, çok özlemişim diye düşündüm. bir yandan da yine eskisi gibi takılır mıyız lan falan diye düşünüyorum. ama mantıklı yanım, erkek arkadaşını yeni salmış bir hatunla bu şekilde takılmak hiçbir şekilde iyi olamaz diye uyarıyor beni. ama sikerler, takılacağım.

    kyk da yeni yatmıştı o gece, dedim biletler benden. dandik pop grubumuz da bayağı iyi para alıyor olsa gerek, 200 milyon para saydım o zamanın parasıyla iki bilete. girdik içeri, ayça biralar da benden madem dedi. dedim güzel, al da gel hadi. yirmi dakika kadar takıldık güzel güzel. konser de yeni başlıyordu zaten. sonra ayçaya bir telefon geldi. mehmet dedi, gelmiş, kapıda. o kim dedim. bozuştuğu elemandı. ben bir konuşup geleyim dedi, içeri gelip tadımızı kaçırmasın şimdi. tamam dedim, halledersin sen benlik sıkıntı yok.
    ayça dönene kadar 3 bira daha içtiğimi hatırlıyorum. sonra içeri elemanla birlikte geldi. ayça beni az önce tekrar barıştığı erkek arkadaşıyla tanıştırdı. el sıkıştım arkadaşla. biramı dikleyip, size iyi eğlenceler gençler, ben kaçıyorum ufaktan deyip, ceketimi alıp çıktım.

    yani bozuşan gençleri güzel bir konser ısmarlayarak barıştırmış oldum.

    #257110 major tom | 4 yıl önce
    1anket