çin'in politik açıdan en kaotik olduğu dönemde kurulan parti. zaten 1949'a kadar da bu kaos sona ermeyecektir. belki de en büyük başarısı çin'de, baskıyla da olsa, birliği sağlamasıdır.
partiyi iki dönemde ele almak yanlış olmaz sanırım. birincisi sun yat-sen ve kuomintang'ın sosyalist tandanslı olduğu dönem, ikincisi de çan kay şek'in "sovyetler de japonlar gibi çin'i hegemonya altına almak istiyor" deyip çin komünist partisi'ni kmt bünyesinden uzaklaştırıp komünistlere savaş açtığı dönemdir. ilk dönemde "kmt'nin askerleriyiz" derlerken, ikinci dönemde çin bir iç savaşa sürüklenmiştir.
aslında marksist düşüncenin çin'e girişi bu partiden öncedir.
birinci çin-japon savaşı ertesinde çin, diğer ülkelerin epey bir gerisinde kaldığının farkına geç de olsa varır ve çin'de reform hareketleri başlar. çin'deki entelektüel kesim de konfüçyüsçülüğü artık bir refleks olarak kazandıkları için de marksizmi konfüçyüsçülükle harmanlamaya başlarlar.
hatta çinliler, komünizmin zaten kendi kültürlerinde olduğunu da iddia ederler. çinlilere göre, çin tarihi, başlıbaşına zaten komünizmin geleceğini işaret etmektedir. ilkbahar ve sonbahar dönemi ertesinde çin halkı zaman içinde bireyselleşecek, milliyetçi olacak ve en sonunda da evrensel armoni içinde yaşayacaktır ki bu evrensel armoni de batılıların marksizm olarak ifade ettikleridir.
bu evrensel armoni dönemine ulaşmak için de kang youwei 13 aşamalı bir geçiş planı önerir.
tabii çinliler marksizm konusunda yol aldıkça kang youwei de burjuva destekçisi olmakla suçlanır orası ayrı.* ama çin komünizminin çıkış noktası olarak kang youwei'nin düşünceleri baz alınabilir. çünkü kang'ın düşünceleri hem anti-kapitalizm hem de tarihsel materyalizm düzlemindedir.
ama henüz çin için kang youwei'nin düşünceleri erken gelmiş olacak ki, kang youwei de bir halk devriminden ziyade tepeden inmeci bir devrim olması gerektiğini düşünür ve yuan shikai'a düşüncelerini kabul ettirmeye uğraşır. sonra da bu uğraşlar sırasında terk-i diyar eyler.
literal anlamda marksist diyebileceğimiz düşünceler ise çin'e japonya üzerinden giriş yapar. zaten meiji dönemi devrimleriyle japonya asya'daki en entelektüel ülke olmuştur. haliyle bu düşüncelerin oradan gelmesi doğaldır. 1906 yılında sun yat-sen'in sahibi olduğu bir gazetede komünist manifesto çince olarak yayınlanır.
ama marksist düşüncenin olgunlaşması anca 1910'lardan sonra olur. chen duxiu ve li dazhao belki de çin'in ilk otantik marksistleridir. zaten çkp'yi de bu ikili kurar.