bu başlık kişiye özel bir başlıktır

  1. aslında birazdan okuyacağınız sayıklamalarımı yazabileceğim birçok başlık vardı. kulzos yazarlarının itiraflarıyla başladım, sorumluluk’a geçtim, anne babaların yanlışlarına bile yazmayı düşündüm ama sonra kendi başlığımda karar kıldım. biraz uzun olacak, şimdiden uyarayım.

    yaklaşık 7 aydır haftanın 7 günü akşama kadar çalışmama neden olan bir projeyi nihayet tamamlayıp dün akşam teslim ettim. üstümden nasıl bir baskı kalktığını tarif edemem. hem zihinsel hem de fiziksel bir yorgunluğa yol açıyordu. şu anda üstümden kamyon geçmiş gibi hissediyorum. o yüzden bugünü boş gün ilan ettim ve fark ettim ki çok çok uzun zamandır boş günüm olmamış. öyle ki ne yapardım boş günlerimde hatırlamıyorum bile.

    itirafım bu değil aslında geleceğim oraya, durun. kahvaltının ardından biraz daha yatayım dedim. kediler de geldi, yattık. şıllık hatunlar yatar yatmaz 3 gündür uyumamış gibi uykuya daldılar. ama ben? dönüp duruyorum. içimde bir huzursuzluk. biraz beynimi çalıştırdıktan sonra nedenini anldım: sorumluluk duygusu.

    çünkü aslında işim var biraz ama zamanı da var. yaptığım iş öyle bir iş. çevirileri teslim tarihine, yayın tarihine yetiştiriyorum. yani işim hiç bitmiyor. şükür deyip evrene doğru mesajı gönderelim. ama ah şu sorumluluk duygusu... anne ve babamdan nefret ediyorum beni böyle yetiştirdikleri için. gerçekten içimde çok büyük bir öfke var bu konuda. alın size itiraf. vallahi çok sinir oluyorum.

    çünkü okuldayken bile eve geldiğimde önce ödevler biterdi. sonra zaman kalırsa lay lay... bu alışkanlık üniversite ve sonra iş hayatına da sarktı. sadece iş ve okulla sınırlı kalsa iyi. bir evlat, bir eş, bir arkadaş, bir insan olarak aklınıza gelecek her konuda sorumluluklar bir numaralı öncelik oldu hayatımda. bunlar bir rutine oturtuldu ki aksamasın. tek ihmal ettiğim kendime, mutluluğuma, fiziksel ve akıl sağlığıma olan sorumluluğumdu. bundan bir süre önce bir girdide ya da yorumda bahsetmiştim. yazın su kıtlığı kapıdayken, eklem ağrılarıma iyi gelmesi için küveti bile doldurmayı vicdanım el vermiyor. çünkü çevreye karşı sorumlu duyarlı bir çocuk yetişti.

    şimdi de sözde boş günümde tembellik yapamıyorum işte. kafamdan bir ses, git bekleyen işleri önceden bitir ki, bir aksilik olursa öne geçmiş olursun diyor. bekletme işleri diyor.

    başka bir ses, babanın eşini aradın mı? kadın yalnız şimdi diyor. her konuştuğumda içimi şişiriyor, sadece kendini anlatıyor, moralimi bozuyor ama olsun. babamın eşi nihayetinde. sahip çıkmamı isterdi.

    bir diğer ses, bak annen gezip tozuyor, aşı da olmuyor hastalık kapıp hastanelik olur, ölür valla ikna et şunu, zaten tansiyon ilaçlarını da içmiyor diye beynimi kemiriyor.

    bütün dünyanın sorumlusu benim sanki. superman bile böylesini hissetmemiştir. garibim gelmiş başka gezegenden, gerzek dünyalıların hepsini kurtarmaya çalışıyor.

    bu patoloji sınırındaki sorumluluk hissimin altında çocukluktan gelen kaygı bozukluğunun olduğunun farkındayım. işte o, ya yapmazsam ve bir şey olursa hissi de bunu fena körüklüyor. ama ne yapayım kemiklerle işlemiş bir kere.

    işte anne ve babaların yaptığı en büyük yanlışlardan biri bu. çok fazla sorumluluk yüklemeyin çocuklara. her şeyin fazlası zarar derler ya? bu da öyle. öncelik kendi sağlıkları ve mutluluk olsun. azıcık bencil olsunlar. herkesin her şeyin canı cehenneme diyebilsinler.


    #256327 lachattenoire | 4 yıl önce
    0kişiye özel