Mikroplastik nedir? Neden tehlikelidir biraz bahsetmek lazım. Kimyadan anlayan destek atsın, cahil kafayla kimyadan anlamayan sokaktaki vatandaş olarak anladığı kadarıyla anlatıyorum.
Normalde bizim yediğimiz yiyecekler, tuz, çevredeki organik nesneler, penceremdeki güvercin, tahta masam, can dostum çomar, tatlı komşu ayşe teyze ve emekli salih öğretmen gibi varlıklar molekül denen küçük parçalardan oluşuyor. Nedir molekül? Bir miktar atomdan meydana gelmiş, o maddenin yapı taşı. Duvardaki tuğla misali.
Şimdi bir şeyleri yiyoruz, veya ölüyoruz diyelim. Yediğimizde vücudumuz, öldüğümüzde hücrelerimizdeki enzimler, doğadaki bakteriler bizi parçalıyor. Duvardaki tuğlaları tek tek söküyorlar. Sonra o tuğlalar gerektiğinde başka duvarlar örmek için kullanılıyor. Belki biraz elden geçirilip başka özellikteki tuğlaya dönüşüyor vs.
Nasıl yapıyor enzimler bunu? Enzimler bir tornavidanın vidayı söktüğü gibi etkili oldukları moleküllere yani duvardaki tuğlalara kalıp gibi oturup o tuğlaları tek tek söküyorlar.
Güzeeel. Normalde olması gereken bu.
Ama insan denen hınzır gitmiş plastik denen şeyi icat etmiş. Nedir bu plastik denen şeyin özelliği? Gördüğün tüm kütle tek bir molekül. Şimdi diyelim ki karşında çin seddi var, adamlar tuğla kullanmamış da tamamını betondan dökmüş gibi düşünün. Tek parça.
O gördüğün bim poşeti (bim'i de poşetlerini de tenzih ederim, belki doğada çözülebilir poşete geçmişlerdir bir şey diyemem şimdi) aslında tek molekül. Tuğlalarına ayrışmıyor yani.
E diyeceksiniz ki "yırtarım öyle poşeti"
Heh, sorun da burada başlıyor. Şimdi, normal şartlarda bim poşetini kemirip yemezsiniz. Yeseniz vücudunuz sindirmez. Toprağa gömseniz bakteriler yok edemez. Niye? Tornavidanın vidaya oturduğu gibi ona oturabilecek gibi bir enzim yok ki. En küçük yapı taşı diye bir özelliği yok. O nedenle doğada kaybolmuyor.
Ama...
Kırılıyor. Parçalanıyor. Ufalanıyor. Her bir parça yine beton gibi ama. Ne yaparsan yap onu çözecek bir enzim yok. Kırıla kırıla un ufak oluyor evet un. Plastik unu.
Heh, işte bu şeyin adı mikroplastik.
Denizdeki balık bunu yutuyor. E sindiremiyor gariban, vücudunda birikiyor. sonra biz o balığı yiyoruz afiyetle. O plastiği biz de sindiremiyoruz. Bir kısmını geri çıkartıyoruz, e oradan suya karışıyor. Tekrar dönüyor buğdaya oradan ekmeğe karışıyor. Rüzgara karışıp ciğerine doluyor kalıyor orada.
Eninde sonunda vücutlarımızda birikmeye başlıyor. Yok edilemiyor da.
Allah sonumuzu hayretsin. Damar mı tıkar, gözümüzü mü kör eder kim bilir. Öyle de lanet bir şey ki filtreden süzüp geçireyim desen süzgecin deliğinden geçiyor. Al işte icat edildiğinden beri çöpe atılmış olan bilmem kaç milyor ton plastik var çöpte. Sıçtık yani. Hadi ben yaşımı başımı aldım, yaşadığımı yaşadım unumu eledim eleği duvara astım. mini mini bebeler ne yapacak?