tarihinde görülmemiş hava olaylarıyla cebelleşen abd'nin en büyük eyaletlerinden birisi. nüfusu 30 milyon, yüz ölçümü de ülkemizin 4/5'i kadar. ekonomik olarak ülkemizin iki katından fazladır.** buna rağmen bu eyalet dibine kadar boka batmış durumda.
öncelikle teksas'ın ılıman iklime sahip olduğunu söylemek lazım. türkiye'de mersin'de, adana'da yaşamak gibi düşünün. doğalgazla ısınma neredeyse yok bu yüzden insanlar genelde elektrikli ısıtıcılarla ısınıyor ki buna da çok ihtiyaç duymuyorlar.
böyle bir iklimde gelen fırtınalarla beraber muhteşem bir kar yağışı ve sıcaklıkların -20 santigrat dereceye düşmesi, tüm şehrin altını üstüne getirmeye yetiyor. ısınmak için insanlar öncelikle elektriğe yükleniyor ancak doğal olarak bu kadar ısıtıcıyı sistemler kaldırmıyor. tabi bundan etkilenen su pompaları da durunca borularda hareket etmeyen sular da donuyor ve patlıyor. elektrik yok, su yok, internet yok.
insanların kışlık kıyafetinin bile olmadığı bir eyalet burası. buna rağmen muhteşem soğuklar bir de rüzgar tribünleri ve doğalgaz elektrik tesislerini de bozuyor. insanlar evlerini ısıtamayınca arabalarına bindiler ve orada uyumaya başladılar. bu sefer de akaryakıt kıtlığı başladı. petrol kuyularının dibinde akaryakıt kıtlığı ironik değil mi? ama petrol çıktığı gibi rafine olan bir şey değil, doğal olarak akaryakıt için de çok uzun kuyruklar oluşmuş durumda.
iletişim ağları da çökünce muhteşem bir kaos. şu anda filmlerdeki gibi post apokaliptik hayat var bu eyalette. peki çözüm var mı derseniz, havaların ısınmasından başka alternatif yok.
öncelikle elektrik konusuna gelelim. teksas ulusal elektrik ağına bağlanmayı reddetmiş eyaletlerden birisi. bundan dolayı dışarıdan elektrik satın alamıyor ve kendilerine yetmek zorundalar.
bir de fırsatçılar var. mesela çok büyük, ciddi anlamda destek olabilecek jeneratörler var ancak maksimum fiyatı engelleyen yasalar nedeniyle bunların sahipleri elektrik vermeyi reddediyorlar! fiyatlar maksimuma çekilsin de hemen elektrik versinler diye karar alınıyor .
bu olayları aslında 2 temel tartışma konusu yapmak gerekli. öncelikle iklim değişikliği ve çevre kirliliği dünyada her şeyden önemli olmalı. bir diğer konu ise kurduğumuz devlet yapılarının işlevselliği ve özel sektör olmalı.
çevre kirliliği konusunda zaten yüzlerce kez konuşuyoruz ve yere çöp atmayalım duyarlılığından ileri gitmiyoruz.
bir de özel sektör konusu var ama bunu hiç dile getirmiyoruz. teksas felaketi kapsamında yaşanan elektrik olayı gerçekten "ya canın ya malın" niteliğinde. insanlar ölürken, fiyatlar artana kadar beklediler. ve yasalarla bu cinayete hakları var. özel sektör olağan koşullarda daha kolay bir çözüm, daha ilerici bir çözüm. ancak söz konusu insani ihtiyaçlar olduğunda, özellikle kriz anlarında insan hayatını umursamayacak olan bu yapılanmalar, çevre kirliliğinde de aynı duruşu devam ettiriyor. kısacası kar varsa doğa ve insanın ölümünü izlemek onlara gram acı vermiyor. eğer bir yetkileri bu şekilde dağıtmaya devam eder ve sorumlulukları paylaşmazsak daha çok felaket yaşamamız sürpriz olmayacak.
yazımda bir çok bilginin kaynağı olarak buraya bakabilirsiniz