-
2007 yapımı, etkileyici bir animasyon filmi. 95 dakikalık, insanı sıkmayan uzunlukta; az ama öz bir yapım. filmin en çok hoşuma giden özelliği hem doğu hem batı medeniyetini geniş bir çerçeveden tarafsızca eleştirebilmesi oldu. yapım marjane'ın daha küçük bir kız olduğu yıllarda avrupalılaşma bahanesiyle halkın sorunlarını hasıraltı etmekte olan diktatör Pehlevi'ye karşı halkın verdiği mücadeleyle başlıyor. Daha sonrasında özgürleşmeye çalışırken şeriatın gelmesiyle bütün hürriyetini kaybeden iran halkının yaşadığı korkunç hadiseleri izliyoruz, bu kısımda yaşanan bazı şeylerin bizim ülkemize aşırı benzer olduğunu fark edince dehşete düşüyorum. ardından marjane'nin ailesi güvenliği için onu viyana'ya gönderiyor, filmin bu kısmında da batı'nın aslında çok da marjane'ın hayal ettiği gibi olmadığı gerçeğini görüyoruz ve kızın sokaklara düşmesi üzerinden "avrupa'da sokakta ölsen kimse yüzüne bakmaz" fikri vurgulanıyor. marjane'nin düşüncelerini biraz da kendimle özdeşleştirdiğimden olsa gerek, karaktere yakınlık hissettim ve büyükannesiyle olan sahnelerde ciddi anlamda duygusallaştım.
persepolis filminde baskıcı şah yönetiminin gitmesi ancak gelenin de gideni aratması aslında iran, ırak, libya, afganistan gibi müslüman çoğunluklu ülkelerinin liderlerinin zamanında modern bir rüzgar yakalamayı başarmasına rağmen neden türkiye'de atatürk'ün yaptığı kadar kalıcı bir modern demokrasi kuramadıklarının göstergesi gibi. çünkü ne pehlevi, ne saddam, ne de kaddafi kendi dikta rejimlerini bırakıp gerçek bir cumhuriyet yaratmaya çalıştılar; tabii en sonunda da daha iyi bir yönetime sahip olacaklarını zanneden halk tarafından indirildiler ve ülkelerin çağdaşlaşma hikayesi son buldu. bu durum bize demokrasinin, modernleşmenin yapı taşı olduğunu anlatıyor.
son olarak filmin en sevdiğim cümlesini aktarmak istiyorum:
-- spoiler --
"korku insana yavaş yavaş farkındalığını kaybettirir, böylece birer korkak olur çıkarız."
-- spoiler --