1. hayvanseverleri ikiye bölmüş konu değildir. kısırlaştırmaya karşı olanlar, konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıklarından buna karşılar. 16 yıldır, sokaktayım, ormandayım, barınaktayım, hayvan haklarını savunmak için adliyelerdeyim, belediyelerdeyim, meclisteyim. veteriner yanında da çalıştım, veteriner teknikerliği diploması da aldım, evimde hayvan da besliyorum, dernek de kurdum. bunları bakın ne süperim diye yazmıyorum, 35 yaşındayım, övülmüş müyüm dövülmüş müyüm yemin ederim bu saatten sonra umurumda değil. ne konuştuğumu biliyorum, bana güvenin diye yazıyorum bunları.

    evcil hayvanlar kısırlaştırılmalıdır. bu hem hayvanlar için hem insanlar için gereklidir. sokakta ve ülkemizde hayvan populasyonu inanılmaz artmış durumda. öncelikle köpekler açısından yazayım. sayıları kontrol altına alınmayan köpekler sürüleşiyorlar ve insanlar için de, bölgede yaşayan diğer hayvanlar için de tehlike arz ediyorlar. örneğin odtü kampüsünde köpek populasyonunun artması bölgedeki sincapların yok olmasıyla sonuçlandı. köpeklerin sayısının kontrol altına alınması lazım. yoksa ortalıkta ne kedi bırakıyorlar ne de varsa başka bir tür. ve kendileri de eziyet çekiyorlar. kısırlaştırmadığımızda sayıları artıyor ve şerefsizin biri gelip zehri bırakıp gidiyor. çırpına çırpına, köpüre köpüre ölüyorlar. sığınacakları yer yok, beslenemiyor, soğuktan sıcaktan korunamıyorlar, kanlı ishalden, gençlik hastalığından kırılıyorlar, kan işeye işeye ölüyorlar. sayıları arttıkça belediyeye şikayet gidiyor, barınaklara tıkılıp birbirlerinin bokunu cesedini yiyerek ölüyorlar. yani gerçekten olup bitenden zerre kadar haberi olmayan insanlar gelip şöyle mecralarda "hayvanın doğasına müdahale" "sizi kısırlaştırsalar ne hissedersiniz" vs gibi söylemlerde bulunmuyorlar mı, sinirden başıma ağrı giriyor. haberiniz yok olup bitenden. yok, vallahi dünyadan haberiniz yok.

    kedilere gelelim. şimdi bu arkadaşlar biz insanlar için o kadar yararlılar ki, anlatmaya sayfalar yetmez. aklı olan ülke sokak kedilerine elleşmez. bu minnoşlar fare ve hamam böceği gibi canlıların çoğalmasını engelliyor ve şehirlerimizi zehir kullanmamıza gerek kalmadan tertemiz tutuyorlar. o çok övülen avrupa'nın üç beş yerini görme şerefine nail oldum, metrolarında bizim kedilerden iri sıçanlar geziyor, içime sıçtım korkudan. gel gelelim, bu minnoşların da kısırlaştırılması gerekiyor, çünkü sayıları yine de çok fazla. ve kısırlaştırma onlara iyi geliyor. hayat kaliteleri çok yükseliyor. bir kere kısırlaştırılan hayvanın ömrü uzuyor. ikincisi zaten ne kadar çabalarsanız çabalayın, bugün topyekun seferberlik ilan etseniz bile sokak kedilerinin tamamını kısırlaştırmayı başaramazsınız. kediler çok uyanık ve becerikli hayvanlar, mutlaka elinizden birilerini kaçırırsınız, onlar da şehirlerimizi güzelleştirmeye devam ederler.

    sokak hayvanı populasyonunun coşmuşluğuna tek başına kısırlaştırma çare değil, ama en önemli adımlardan biri. ayrıca 5199 sayılı hayvanları koruma kanununun 6. maddesi uyarınca belediyelerin yapmakla yükümlü olduğu bir operasyon. neyse konuyu dağıtmamak adına bunları başka yere yazacağım.

    son söz olarak şunu sorgulamak istiyorum: hayvanın doğasına müdahale, iradesine müdahale denip duruyor kısırlaştırma için. bunu diyen herkes vegan mı? hani hayvanları öldürüp yerken, derisini yüzüp giyerken, ne bileyim sırtına binip gezerken, üstünde ilaç test ederken falan da hayvanların doğasına müdahale etmemeliyiz, iradeleri, duyguları var vs diyor musunuz?
    #243428 istenc | 4 yıl önce
    10eylem