Gözlerimi hayata açtığım an ilk senin o rutubetli havanı soludum ben Türkiye. Tependeki güneşten ışıyan merhametle can buldu bedenim. Fırtına zamanı göğünü tarumar eden o kara bulutların suyuyla yıkandım, arındım ben.
Annesi sütüyle besledi beni bu toprakların, ninesi şefkatiyle büyüttü beni. Bana ezberlerilen vatan şiirindeki ulu ülkeydin sen, bana okutulan duadaki cennettin sen.
Sana olan sevdam bile bile ladesti Türkiye. Yabancı ellerinde doğsam hayatımın ne kadar farklı olabileceğini bile bile tutsak bir aşka kapıldım sana karşı.
Benim sonsuz sevgime verdiğin karşılık ne oldu peki?
Soluduğum havan nefesimi tıkadı birden. Bedenime can veren o güneş ışığın yaktı cildimi. Doğduğumda vücudumu yıkayıp temizleyen o yağmur damlaları benim ruhumu kirleten katran yağmurlarına dönüştü. Anamın beni doyurduğu o doğal süt ağzımda keskin, acı, mey gibi bir tat bıraktı damağımda.
Toprağının mayası nefret olmuş senin, Türkiye. Tarlanda biten ekin bile toprağındaki bu yoğun nefretle beslenip boy vermeye başlamış. Halkın hor görür olmuş beni; içlerindeki husumetle itip kakmış, düşürmüşler yere beni. Dışlanmışım ben, her daim aşağılanmışım. Benden iğrenen, nefret eden milyonlarca insan yetiştirmişsin, köylerinden kentlerine. Hastaydım, ahlaksızdım ben senin insanlarının nazarında; recm edilmesi gereken bir mahlukattan daha ziyade değildim. Saçtığın nefret ve cehalet hepimizin dimağlarına öyle derin işlemiş ki, hatta kendi kendimi aşağılık görecek hale getirmişsin beni.
Halbuki vatandın sen her şeyden önce; evimdin, ailemdin.
Bunu söylemek bile çok ağır geliyor ki; Türkiye herşeyimdi, ama artık bitti.
Bu ülke ölüm döşeğinde artık. Ne ülkeyi çıkmazdan kurtaracak bir çıkar yol görebiliyorum, ne de çaresizlikten kurtulmayı gerçek anlamda arzulayan bir halk. Şu ana kadar gerçekleştirebildiklerimden gayrı, her çabam beyhude bir çırpınıştır bundan sonra.
Fırsat kollar oldum kendi vatanımı terk edebilmek, evimi barkımı bırakıp Batı'ya kaçabilmek için; bu saatten sonra ne yerimden yurdumdan olmanın verdiği keder, ne de sıfırdan bir yaşama kanat çırpmanın getireceği sıkıntılar yıldıramaz beni.
Çünkü Avrupa'da ikinci sınıf vatandaş sınıfında görüleceğimi biliyorum, ancak kendi öz ülkemde o statüye bile reva görülmüyorum. Her şeyden önce şu var ki; zaten bir yabancının bana yaptığı ayrımcılık asla kendi soyumdan insanların bana yaptığı ayrımcılık kadar perişan edici ve kahredici olamazdı.