28 yıl önce kalleşçe bir pusu sonucu aramızdan ayrılan türk aydını, gazeteci ve yazardır. kendisinin cinayetiyle ilgili bir çok ayrıntıyı yazmayı istiyordum ve bugünü bekledim. onun cinayetinde konuşulmayan ayrıntıların hepsini bir başlık altında yazmak istiyordum. bu ayrıntılar başka yerlerde dillendirilse de hiçbiri topluca incelenmedi, hiçbir gazeteci bunun üstüne gitmedi.
öncelikle şunu söylemek istiyorum, uğur mumcu'nun son çalışması kürt dosyası adlı çalışmasıydı. maalesef yarıda kaldı ancak oğlu ve eşi tarafından eldeki çalışmalar derlenip kitap haline getirildi. bu ilginç bir çalışma çünkü uğur mumcu'dan bahsedilirken neredeyse hiç değinilmez. peki gelelim uğur mumcu'nun bu kürt dosyası çalışması kapsamında gazetede yazdıklarına.
5 ocak 1993 tarihli köşe yazısında özgür gündem gazetesinin yazarlarından mehmet can yüce'nin kendisini hedef almasını dile getirdi. mehmet can yüce'nin kimliğini kitlelere duyurdu: pkk merkez komite üyesi, polis memuru hamdi gözüpek ve kızının cinayeti suçları bulunan bir şahıs.
mehmet can yüce daha sonra başka bir şekilde karşımıza çıkıyor bu arada. 1999'da abdullah öcalan'ın yakalanmasıyla beraber silahsızlanma çağrısı başladı. buna karşı çıkanların başında mehmet can yüce yer alıyor.
7 ocak 1993 tarihli köşe yazısına gelelim. bu yazıda barzani-mossad-cia ilişkisi ele alınıyor. ilişki ağının en ilginç tarafı şu: israil'in iran askeri ateşesi yaakov nimrodi tarafında bu görüşmeler organize ediliyor. bu ilişki üzerinden 50 milyon dolar ve sovyet silahlarının kürtlerin eline geçmesi sağlanıyor.
iran ilişkisi önemli çünkü başta uğur mumcu olmak üzere çetin emeç gibi başka gazetecilerin ölümünde de iran merkezli gruplar var. en azından tetiği onlar çekiyor. tetiği çektirenlere ise geleceğiz.
8 ocak 1993 tarihli yazısına gelelim. uğur mumcu öldürülmeden 16 gün önce kaleme alıyor bu yazısını. direk bu yazıdan bir alıntı yapayım:
"ben kendi hesabıma kürt milliyetçilerinin bütün yayınlarını okuyor ve bunlardan yararlanıyorum. yakında yayımlanacak bir yayınımda, kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım. umarım, kürt milliyetçisi ve işadamı kaya da bu yayınlardan yararlanır..."
uğur mumcu açık açık pkk-mit ilişkisini yazacağını ortaya koyuyor. şimdi bu pkk-mit ilişkisi lafı da aklınızın bir ucunda kalsın. yaşadığım bir olay bu işi daha da ilginç hale getirecek.
13 ocak 1993 tarihli yazıya gidelim. uğur mumcu'nun ölmeden 11 gün önce kaleme aldığı yazısı. bu yazının can alıcı noktası ise behçet cantürk'le alakalı. behçet cantürk uyuşturucu kaçakçılığı ile alakalı yargılanıyor ama beraat ediyor. yine bu yazıdan direk alıntı yapıyorum:
"bu milyarlar kendisine diyarbakır'ın lice ilçesindeki yoksul anasından-babasından mı kalmıştır? bunu herkes gibi ben de merak ediyorum. ve iş ortağı, kimyevi madde pazarlamacısı yakın dostu kaya'ya soruyorum:
-nereden geliyor bu değirmenin suyu?
kaya, paul waridel adlı isviçreli kaçakçının adını hiç duymuş mudur? sanmıyorum. yargıç falcone adını?.. kaya bu adları bilmez. bilse bile birbirine karıştırır. ancak bu waridel'i, ortağı cantürk çok iyi tanır.
waridel, türk mafyası ile işbirliği yapan bir isviçreli kaçakçıdır. yargıç falcone de, italya'da bu türk ve italyan mafyası soruşturmasını yürütürken öldürülen italyan yargıcın adıdır.
paul waridel, "sarı avni" diye bilinen avni karadurmuş'un (musullu) ortağıdır. waridel, 14 haziran 1985 günü isviçre'de "pizza connection" diye bilinen uyuşturucu madde kaçakçılığı davasında amerikalı yargıçlara verdiği ifadede (s. 67, satır 5) cantürk'ün, sarı avni'nin ortağı olduğunu söylemekte, ifadesinin bir başka yerinde de (s. 130) yunan gizli istihbarat örgütüne bilgi verdiğini anlatmaktadır. (southern district reporters us. court house, foley square, new york, n.y.-791-1029)
"özgür gündem" gazetesi ortağı behçet cantürk adı, torino ceza yargıçlığı'nın 3 aralık 1986 gün ve 3/85 sayılı son soruşturma açma kararının 57. sırasında da geçiyor (türkçe çeviri, s. 178/.
cantürk'ün para kaynağının uyuşturucu madde kaçakçılığından gelmediği mahkeme kararı ile kanıtlandı diyelim, nedir öyleyse bu paraların kaynağı?
türkleri kürtlere, kürtleri de türklere karşı kışkırtıp, yaptıkları uyuşturucu ve silah kaçakçılığından yine vurgunlar vurmaya hazırlananlar var. bunların bir kısmı "kısmetim-i" ve "lucky-s" gemileriyle yakalandı.
ötekiler kim?.."
kısacası pkk'nın operasyonları, en azından uyuşturucu kaçakçılığı organizasyonları nato'nun kurduğu gladyo yapılanmalarıyla alakalı. gladyo bizim ülkemizde sadece aşırı sağ ile ilintili kullanılıyor. peki bizim sözde aydınlarımız pkk'nın gladyo bağlantılarını kaç kere konuştu dersiniz?
uğur mumcu'nın bu güne kadar duruşu belli, hiçbir zaman söylemekten kaçınmadı, yan çizmedi. atatürkçü, anti-emperyalist ve insan hakları savunucu. özellikle pkk ve siyasal islamın bu ülkedeki tezgahlarını ortaya koymaktan kaçınmadı. tehditlere aldırmadı. tehdit demişken gelelim güldal mumcu'ya. güldal mumcu yıllardır bir konuyu sürekli dile getiriyor ama kimse bu konunun üzerine eğilmiyor.
öncelikle ömer çiftçi ismine değinelim. dönemin disk başkanlar kurulu üyesi. disk konusuna da değinmez lazım. türk solunun ve sendikacılığının en kuvvetli örgütlenmesi. pkk'nın ise ilk saldırıları başta disk olmak üzere sol örgütlerin diyarbakır, şırnak, urfa gibi illerdeki binalarına olmuştur. türk solu bugün pkk tarafından güdülüyor diyoruz ya, kaynağı burada. bir dönem türk bayraklarıyla kutlanan 1 mayıslara bir bakın, bir de şimdiki 1 mayıslara. o saldırıların arka planında bu var. sol, pkk güdümüne girdi kısacası.
tekrar ömer çiftçi'ye dönelim. o dönem uğur mumcu'nun komşusu. evlerinin karşısına yeni bir taksi durağı açılıyor. kendisi dönemin çankaya belediye başkanı doğan taşdelen'i arayıp "bu durağın kalkmasını uğur mumcu'da istiyor" demiş. durağı kaldırmaya çalışmış. bunun üzerine doğan taşdelen, uğur mumcu'yu arayarak neden taksi durağının kalkmasını istediğini sormuş. mumcu ise böyle bir isteği olmadığını söylemiş.
öldürülmeden 2 hafta öncesine gidelim. uğur mumcu gazete elinde güldal mumcu'ya dönerek "güldal, bunlar beni öldürekler" demiş. kim diye sorunca yaşar kaya'nın özgür gündem gazetesindeki makalesini göstermiş. makalede yazan cümleler şunlar: "1925'den sonra Kürtler inkar edildi. Bu konuda Mumcu'nun Kürtler için istediği bir şey var mı? Herkes maskesini çıkarsın!.. Yoksa yüzlerindeki maskeyi biz yırtacağız! Biz yırtmasak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak. Herkesin notu, karnesi belli olmuştur". güldal mumcu nereden anladın diye sorunca "Halkın dinamiği yırtacaktır sözünden... Bundan daha açık söyleyemezler" demiş. 2 hafta sonra yaşananlar malum. peki bir kişi bile niye bu ilişkiyi gündeme getirmiyor?
güldal mumcu anlattıkça anlatıyor:
'Uğur... 70'li yıllarda Baki Tuğ'un savcı olduğu davada Abdullah Öcalan'ın aynı suçtan yakalanan diğer sanıklardan daha hafif bir ceza almasını ve kısa sürede bırakılmasının nedenini araştırıyordu... Uğur Baki Tuğ'la görüşerek terörist olarak nitelenen Öcalan'ın Maliye Bakanlığı'ndan aldığı bursun kesilmesi gerektiği halde 80'li yılların ortasına kadar devam ettiğini yazdı.
Bunları anlatınca Tuğ, 'Bana onun MİT görevlisi olduğuna dair bir yazı gelmişti. Arşivime bakayım. Çarşamba günü gelin, bulmuşsam belgeyi size veririm' demişti. Bu görüşme gerçekleşemedi, çünkü Uğur'u o gün toprağa verdik..."
“...Uğur Türkiye'de yaşanan terör olaylarının, Kürt isyanlarının karmaşık arka planını araştırdıkça tahmin edilemeyecek birçok ilişkiye.. Barzani'nin MOSSAD ve CIA ile ilişkilerinin ortaya koyduğu yayınlara ulaşıyordu...”
"...Uğur'un bu dönemde üzerinde durduğu konulardan biri de Türkiye'nin din devleti haline getirilmesi idi... Türkiye'nin on beş yirmi yıl sonra imam hatip mezunları tarafından yönetileceğini özellikle son aylardaki yazılarında yazıyordu..."
"...Uğur öldürülmeden iki hafta önce yani 7 Ocak 1993 günü 'MOSSAD ve Barzani' başlıklı yazı yazmıştı. 8 Ocak günü İsrail Büyükelçisi Uğur'la görüşmek için davet etti. Uğur konuşmanın bir yerinde büyükelçinin 'Öldürülmekten korkmuyor musunuz?' diye sorduğunu söyledi... Uğur'un öldürülmesinden bir ay geçmeden de bu kez Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in uçağı düştü...” (s, 50-52)
“...Hatırlıyorum. Ertesi sabah erkenden kapı çalındı. Uğur açtı: Gelen Mehmet Eymür'dü. Bizim dairenin ön katında oturan İranlılar için, 'Bunlar İran istihbaratının elemanları. Biz gereken tedbirleri alacağız, ama sen de dikkatli ol...” dedi.
“Uğur abim” lafını ağzından düşürmeyen ama bir işe yaramayan gazeteciler dışında, -genç ya da yaşlı- gerçek gazetecilerin Güldal Mumcu'nun savlarından yola çıkarak araştırma yapması gerekmez mi?'
bakın israil büyükelçisi diyor ki "öldürülmekten korkmuyor musunuz?". bu bir soru cümlesi değildir. biraz uluslararası ilişki, biraz diplomasi bilen herkes bu cümlelerin altında yatan anlamı bilir. burada daha ilginç bir isim var ki mehmet eymür! gladyo'nun bir diğer ismi. uğur mumcu'yu gerçekten iranlı istihbaratçılar için uyarmış mıdır? yoksa bu söylenenlerin altında uyarıdan başka anlam mı vardır?
mehmet eymür kim derseniz mit'in en güçlü kanadının adamı aslında. şunu iyi kavramak gerek, mit, ordu, devlet, bakanlık. ne türkiye'de ne de başka ülkelerde hiçbir resmi kurum tek bir güç ile yönetilmez. en totaliter yerde bile arka planda çok güç oyunu vardır. özellikle istihbarat daireleri bir çok farklı gücün elinde döner durur. önemli olan büyük gücün nereye kaydığıdır. demek istediğim mit'i tek bir kurum ve bu kurumun tek bir görüşü olarak görmemek gerek.
mehmet eymür bugün nerede derseniz, amerika'da yaşıyor. iddiasına göre de hep cia ile savaşmış. kaşif kozanoğlu'na göre mehmet eymür fethullah gülen'den maaş alan bir adamdır. zaten ergenekon ve balyoz davalarında kemalist komutanları içeri attıranların başında gelen adamdır. hani gladyo diyoruz ya, bir ayağı da hiram abas, mehmet eymür, mahmut yıldırım gibi adamlar.
gladyo nerede buluşuyor fark ettiniz değil mi? siyasal islamcılarda, pkk ve uzantılarında. özellikle atatürkçüler sırayla tasfiye ediliyor. uğur mumcu, ahmet taner kışlalı, bahriye üçok, necip hablemitoğlu ve daha fazlası. bugün bu çizgi ya öldürülmüş ya da bu çizgide yazmaya çalışanlar itibar suikastine uğramış durumlar. o halde şunu sormak istiyorum, uğur mumcu'nun hedef aldığı kitleyi hedef alan gazeteciler, bugün neden öcü haline getirilmiştir? neden uğur mumcu'nun çizgisi lanetlenmiştir? ve en önemlisi, uğur mumcu'yu kim katletmiştir?
benim hepsi için cevabım var ancak insanlar bunu anlamadan cevabın bir anlamı yok.
sayın mumcu, seni saygı ve özlemle anıyoruz. senin izinde susmayan insanlar olarak, uğurlar olsun!
düzenleme: bu yazıda bahsettiğim ama eklemeyi unuttuğum bir ayrıntı mevcut. bundan bir kaç yıl önce ekşi sözlükte "pkk'yı mit kurdu" adında bir başlık açıldı. bahsettiğim bilgilerin bir kısmı dile getirilerek başlık gündeme taşındı. hatta bazı detayları kaydedemedim, burada yazdıklarımdan başka bilgilerde vardı. ve bir anda o başlık uçuverdi. evet komple başlık uçtu. o başlık gündeme geldiği gibi uçtu arkadaşlar. başlık değiştirildi mi, mesajlar başka yere mi taşındı diye çok aradım. zaten ekşi'de yazar değilim, sadece çaylak hesabım var. başlığa yazan yazarlara durumu sorabildim sadece, hepsi şok geçirmişti. ne mesajlar ortalıkta, ne başlık ortalıkta. her şey ortalıktan kaldırılmıştı. umarım bu yazıda söylemek istediklerimi daha net anlamışsınızdır.