-
üçüncü bölümün sonu itibarıyla birkaç satır karalamak istedim diziyle ilgili. öncelikle dizinin hoşuma gittiğini söylemek istiyorum. hoşuma gitmeyen bazı kısımlar var, onlardan birazdan bahsedeceğim.
değişik yıllarda geçeceğini ve eski sitcom dizilerini taklit edeceğini zaten açıkça dile getirmişlerdi başlamadan önce. ilk iki bölüm siyah beyaz ve bewitched* ile galiba türkiye'de hiç gösterilmeyen i dream of jeannie dizilerinden ilham almış. üçüncü bölümde de renkleniyoruz, 60’lı-70’li yıllara gidiyoruz. o dönemin renkleri, modası hakim oluyor diziye. biraz brady bunch dizisini andırıyor bu bölüm. tabii bu dizilere aşina olmayanlar için anlamsız kalıyor wandavision. zoraki gülme efekti olan berbat bir sitcom çeviriyorlarmış gibi duruyor. marvel ve disney’nin doğrudan Amerikan izleyicisini hedeflediği belli oluyor. dünyanın geri kalanının canı cehenneme mi, yapmayın abiler ablalar.
araya serpiştirilen ürün reklamları hoş bir detay olmuş. hydra soak köpük banyosu, strücker saatleri, stark ekmek kızartma makinesi. sonraki bölümlerde ne reklamlar olacak merak içindeyim.
gelelim, hoşuma gitmeyen kısımlara...
yayını başlamadan önce diziyi “çok uçuk kaçık olacak, en uçuk kaçık olacak, aklınızı alacak” diye lanse etmişlerdi ama bunu başaramamışlar maalesef. halbuki uçuk kaçıklık konusunda önlerinde legion gibi bir efsane örnek var.
aslında house of m konusuyla bunu yapabilirlerdi, uçmaya çok açık bir konudur ama belki de bu tarz çizgi roman hikâyelerine girerlerse, marvel’ı sadece filmlerden bilen izleyicileri soğutacaklarını düşündüler. bilemiyorum. bir de artık 3'üncü bölümdeyiz ve geriye 3 bölüm kaldı. yani yepyeni bir takım kavramları tanıtmak için vakit kalmadı.
ikincisi, her hafta bir bölüm diye gitmeleri tempoyu çok yavaşlatıyor. zaten her şey yavaş gidiyor dizide, bir de her hafta bir bölüm beklemek can sıkıyor açıkçası. ya da netflix yüzünden her şeyi çok hızlı tüketmeye alıştık, eski haftalık rutine dönmek keyif vermiyor.
-- spoiler --
üçüncü bölümün sonundaki sahne, yani geraldine’in bir koruma kalkanından dışarı uçarak yuvarlanıp modern bir dünyaya indiği sahne bana under the dome dizisini/romanını anımsattı. bence wanda yaşadığı tüm kayıpların üzüntüsü ve travmasıyla kendi evrenini yarattı ve mutlu mesut hayatını sürüyor. ama o evren, normal evreni bir şekilde tehdit ediyor. s.w.o.r.d da dışarıdan wanda’yı “uyandırmaya” çalışıyor diyelim. doctor strange: in the multiverse of madness filmine de buradan bağlamaları muhtemel.
ikinci bölümün sonunda kanalizasyondan çıkan arıcıyı “hayır” deyip yok edip, başa sarıp, birden bire hamile kalması ve üçün sonunda geraldine’i yok etmesi başka birinin değil, wanda’nın o evreni kontrol ettiğinin bir işareti. geraldine’i ultron’dan bahsedip, keyfini kaçırdığı için kendi oluşturduğu gerçeklikten attı.
kasabadaki insanların gerçek olup olmadığı konusunda kararsızım. ara sıra garip arızalar veriyorlar çünkü. herb’ün çalıları biçerken duvarı kesmesi, patron boğulurken karısının “stop it, stop it” demesi üzerine wanda’nın vision’ı harekete geçirmesi, doktorun arabası bozulduğu için tatile gidememesi ve istesen de bu kasabadan ayrılamıyorsun demesi. acayip işler işte.
-- spoiler --
of amma yazmışım. zannedersiniz ki dizinin bütün bölümleri yayınlandı bitti ama elimde değil. bazı filmler ve diziler söz konusu olduğunda, ne yapsalar izleyen bir tipim evet, fangirl olduğum doğrudur.
edit: 6 bölüm değil, toplamda 9 bölüm olacakmış.