1. manavgat şelalesinin yüksekten aşağı sallanan sesinin coşkusunu dinlemek için ıslanmak pahasına dibine kadar gireriz. o küçücük köprüdeki gökkuşağını yakalamak için nelere katlanırız. neden bu çaba. ölmeden önce hazları yakalamak için mi? yoksa herkes gidiyor görüyor da bizim eksiğimiz ne diye mi? hayatta tek gerçek varsa bu değildir. bir çok gerçekten biri olabilir ama tek gerçek değil bundan eminim. kütüphanedeki en alt rafa eğilip hatta yere yatıp en tozlu kitabı çekerken göz ovuşturmak gibi bir şey. göremeden o kitaba elini uzatıp çekmek gibi. yavaş yavaş çekersin yırtık kitap yapışmasın diye. kıvrılmışlığına aldırmadan daha kırışmış ellerimizle tutarız. bunca çabayı gerçekleştirirken belki de başka biri kupasından kahvesinin son yudumunu alıyordur. hazları burada nasıl karşılaştrıcağımızı düşünürken kendimizden geçeriz. son damla mı ? tozlu yırtık kitap mı ?

    kızarmış içli köfte mi yoksa haşlama içli köfte mi?
    4sözlük yazarı