ben baskılanan hislerin sonunun güzel bitmediğini deneyimlemiş biriyim, sadece deneyim de değil bu üstelik, hakkında bir sürü psikolojik yazı bulunan bir konu. cinsellik ilkel bir dürtümüz ve toplum içinde bunu baskılamak, yokmuş gibi yapmak bana mantıklı gelmiyor. ayrıca cinselliğin biyolojik olarak hayvan olan bizler için özel anlamı olduğunu da düşünmüyorum. sadakati ile öne çıkan hayvanlar değiliz. kafamızda din, kültür vb. gibi sebeplerden bir insan figürü idealize etmişiz. fakat doğamızda bu yok bizim. sonra o idealize edilmiş kimlik ve doğamızda olan çarpışınca bocalamamız bundan. kendimiz için çok büyük hayal kırıklığıyız çünkü hep doğru hissetmemiz gerekiyor. mesela aranızdan kaç kişi asla ihanet etmek istemediğini veya asla ahlak kurallarının dışına çıkmak için iç motivasyona sahip olmadığını söyleyebilir? böyle bir şey geçiyorsa içimizden gidip yapalım demiyorum. bunu baskılamak farklı bir şey. idealize ettiğimiz o ahlak timsali, erdem sahibi şey değiliz . bunu fark etmeliyiz ve kabullenmeliyiz. aslına bakarsanız psikolojik rahatsızlıklar görüldüğünden çok daha fazla kişide var. toplumda iyi, yüksek statülerde gördüğünüz birçok insanın psikopat olma olasılığı var mesela. tüm bunlar baskılamaktan kaynaklanıyor bana kalırsa . gerçek kimliğinin kabul edilmediği yerde, kişi kendini haklı görünüyorsa da kabul edilmeme kaygısından dolayı baskılar ve böylece bozukluk başlar. peki ben neden cinsellik tartışmasının baskılanan eylemlerden olduğunu düşünüyorum? neden irademizle vazgeçtiğimiz değil de baskıladığımız konu? çünkü en az yemek yemek kadar normal bir davranış, bunu konuşmak da öyle ve eğer bu baskılanmış bir konu değilse bu kadar normal olan bir konuda toplumun neden bu kadar çok yarası var? bunlar değişmez düşüncelerim değildir. bunu belirtmenin gerekli olduğunu düşünmeye başladım sözlükte verilen tepkilerden dolayı. paylaştığım hiçbir görüşüm de değişmez değil.