ortadoğuda birey olma savaşımızı fitili daha ebeveylerimiz sevişmeden önce ateşleniyor.
Getirdikleri öğretinin sonucu olarak birey yetiştirmek değilde: daha çok çocuk sevmek ve toplumun üzerlerine yüklediği
misyonu tamamlamak için bizi dünyaya getirmeye karar veriyor. Çoğu zaman (her ne kadar bunu kabul etmek insana zor gelsede)
çocuk için şartların olgunlaşmasını yada ona gelecekte kararlarını verebilecek güçlü bir insan olarak yetiştirecek donanıma sahip olma
gibi süreçleri tamamlamadan ''çocuk sahibi'' oluyorlar. kendilerine ait minnoş bir çocuk. bölüm sonu canavarı ile başlangıçları işte
burada başlıyor. Benlik algısını bile kazanmaya başlamamış minnoşumuzu önceleri misafir odasına girmeye bile izin vermeyecek yahut
ogün istediği kazak yerine pantolonu ile takım kazağı giymeye zorlayacak yahut erkek olduğu için araba,kız olduğu için bebekle
oynamaya mecbur edecegiz. Bu şekilde minnoşumuz kararlarını başkalarının vermesi gerektiğini kabullenmiş olacak ileride çıkıtınlık
asilik yapmayacak. hemen arkasından üzüldüğünü gördüğümüz anda sarılcaz pışlıyacağız (asla ilk seferinde dinlemeyin yoksa tüm büyü bozulur)
ağlayıp kendini yerlere atıp araba değilde bebek istediğini tekrarladığında bebeği alacağız. böylece ne olacak insanlarla iletişim kurarken
konuşmanın boş zaman kaybı oladuğunu öğrenecek ve ne kadar aşırı davranış varsa sergilemeye başlayacak. Aşırı davranış gösteren halıları
kemirip, perdeleri kesen çocuğumuza asla bu davranışın sorumluluğunu yüklemeyeceğiz ( özellikle pipili minnoşlarla, helali hoş olsun yapar
bizim pipilimiz öyle şeyler diyeceğiz) biriktirdiği harçlıklardan yerine yenisi alınacağı söylenmeyecek. bardağı kırdıysa eli kesilir
minnoşumuzun temizlemeyecek (temizlemek için kağıt havlu koparmaya bile yeltenmeyecek)
tebrikler.. ortadoğuda birey olmaya giden yolculuğu duraksatacak ilk günahları işlediniz.minnoşumuz artık sonra ki aşamaya geçebilir.
bu kısım biraz travmatik olabiliyor ama asla önemli değil çünkü öncelikli amacımız neydi ? toplumun yüklediği sorumluluğu tamamlayıp minnoş
sahibi olmak. onun birey olması bizi pek alakadar etmez. toplumun geri kalanınıda öyle...
sırada ki bir bölüm sonu canavarı olmasa da pek aşağı kalır yanı yok . minnoşumuzun gününün çoğunun ailesinin yanında geçirdiği dönemden
otonom robot fabrikasında geçirdiği döneme transferi sabah evden almaya 8,15te başlayan okul servisiyle gerçekleştirilecek. Burada asla
yeteneklerini göstermeyecek (yeteneklerini tanımak için kendine fırsat tanıdıysa tessüflerimi iletirim) çok konuşmayacak, kırk dakika
aynı sırada oturup kıpraşmayacak öğretmenin ders anlatırken ki dikkatini dağıtmayacak. bilumum özel günlerde süslenecek şarkı şiir
falan ezberletilip yetişkinlerin beğenisine sunulacak (en çok alkışı alan kazanır) eğitim programları onlar için hep eeeennn iyisini
bilen öğretmenleri tarafından hazırlanacak ama hemen ağlamayın akşam 1er saat periyotlarla ders çalışma zamanlarına 10 dakikalık molalar
eklenecek. minnoşumuz eğer engelli yada bakıldığında dışarıdan fark edilen bir obje kullanmaya ihtiyacı varsa onunla barışık yaşamayı
öğrenmek yerine kendine bir sınavda olduğu söylenecek böylece arkadaşları arasında geyik konusu yapılan özgüveni çamaşır suyuyla duvara
asmaya hazır hale gelene kadar çitelenecek. bu arada mümkün mertebe merak ettiği ilgilendiği her değerden uzak tutulacak ki üniversiteye
başladığında götünü başını dağıtacak bahaneleri olsun . olsun tabi ne olacak anneciği gider istanbuldan erzuruma evini temizlemeye ne olacak.
üniversiteye başlama sürecinde asla ilgileri önemsenmeycek aldığı puana göre en uygun bilim yuvasına uğurlanacak. sattığı kitapları
öğrenciye alma zorunluluğu getiren akademisyenlerin olduğu üniversiteler benim favorim genelde. bireyselleşmeye çok katkıları oluyor harika bir vizyon
katıyor insana. üniversite hayatınıda dersten geçmek için finalina 10 puan eklemesi için hocalara yalvaran kıvamda geçirecek.
daha son sınıf olmadan ne zaman evleneceksin? okul bitiyor mu? ali tıp kazandı sende mezuna kalsan kazansaydın. evlensene . hadi evlen
çocuk yapsana.. şiii çocuk aloo sende çocuk yapp.. şeklinde darlanmalarla. iş buldun mu? maaşı iyi mi ? sigortası var mı ? gibi darlamalar
arasında geçirecek.
işte ortadoğuda birey olmak için başa çıkmanız gereken problemler bu kadar..
birey olmak malesef insanın tek başına kolaylıkla başarabileceği bir husus değil. Birey olarak görüleceği bir toplumda
çocuk yetiştirmek ümidiyle..