ben, bilir misin sessizce sıyrılmak isterim taşkın çevreden meşeler üstünde solgun, nice yıldızların gece açtığını bilirken seçerim öyle yollar, ayak basmadığı kimsenin solmuş akşam çimenlerinde, uzak bir de şu düş ancak; sen de gelirsin. -rainer maria rilke
chopin noktürnleri, 1827-1846 yılları arasında fryderyk chopin tarafından solo piyano için bestelenmiş 21 parçadan oluşur. chopin'in insanlığa en büyük armağanlarından olan noktürnler, piyanonun gelmiş geçmiş en iyi kısa solo eserleri arasında sayılmaktadır ve çağdaş konser repertuarında önemli bir yere sahiptir. chopin, noktürn müziğinin asıl yaratıcısı olmasa da, irlandalı besteci john field tarafından özellikle üstüne düşülen bu forma dayanarak noktürn sanatının gelişmesini ve popülerleşmesini sağlayan yegane kişidir.
chopin'in 1 numaradan 18 numaraya kadarki noktürnleri, yaşamı boyunca ikili veya üçlü olarak kompozisyon sırasına göre yayımlanmıştır. bununla birlikte chopin'in polonya'dan ayrılmak zorunda kalmasından önce, ilk olarak 19 ve 20 numaralı noktürnler yazılmıştı ancak bunlar ölümünden sonra yayımlandılar. 21. eser, aslında chopin tarafından noktürn olarak adlandırılmasa da, 1870 yılında yayımlanmasından bu yana, genellikle noktürn serisinin yayımlarına ve kayıtlarına dahil edilmiştir.
chopin 1810 yılında doğduğunda, john field hali hazırda başarılı bir besteciydi. chopin gençken, irlandalı bestecinin piyano çalma ve beste tekniğinden bir miktar etkilenerek field'ın büyük bir hayranı oldu. noktürn ile kendi iç dünyasını yansıtma fırsatı bulduğunu hisseden chopin, field ile bizzat tanışmadan evvel beş noktürnünü çoktan bestelemişti.
gençliğinde, chopin'e tıpkı field gibi çaldığı söylenirdi. bu yeteneği, kendi özgünlüğü ile daha sonraları field'tan sıyrılarak chopinesque (chopinvari) olarak nitelendirilmeye başlandı. chopin'den ilk etkilenenlerden biri olan besteci friedrich kalkbrenner, bir keresinde chopin'e, field'tan eğitim alıp almadığını bile sormuştu. chopin, field'ı her zaman büyük bir saygı ile anıp onu en çok etkilendiklerinden birisi olarak kabul ederken, john field chopin'in çalışmalarını oldukça olumsuz bir şekilde değerlendiriyordu. chopin'le tanışıp 1832'de noktürnlerini duyduğunda, field'ın chopin'i "hasta odası yeteneği" olarak nitelendirdiği söylenir. field'ın tüm olumsuzluklarına rağmen chopin, field'a ve çalışmalarına olan hayranlığını asla gizlemedi ve hayatı boyunca field'tan ilham almaya devam etti.
chopin'in noktürnleri, field'ınkilerle büyük bir benzerlik gösterirken, aynı zamanda chopin'e özgü olan benzersiz bir sesi ve onun hassas kalbindeki hisleri korur. chopin, tıpkı field'ın yaptığı gibi, piyano üzerinde şarkıya benzer bir melodi çıkarmak için sağ elini kullanır. bu, bir bütün olarak noktürnün en önemli özelliği değilse de en özellerinden birisidir çünkü melodinin vokal olarak kullanılması, parçaya daha büyük bir duygusal derinlik kazandırırken, dinleyiciyi de daha büyük ölçüde içine çekiyordu. chopin, sağ eliyle çıkardığı vokal melodisinin altında ritim olarak hareket etmesi için sol eliyle başka bir noktürn olmazsa olmazı broken chord (arpej) metodunu kullanıyordu. field tarafından kullanılan ve chopin tarafından sürdürülen diğer bir teknik ise, pedalın daha kapsamlı kullanılmasıydı. pedalı daha fazla kullanarak noktürnlere bir drama havası veren chopin, eserlerine aralıksız notalar serisi ile daha duygusal bir ifade kazandırır. field noktürnlerinin bu ana teknikleri, chopin tarafından benimsenip daha da geliştirilerek "chopin noktürnleri" özgünlüğünü kazanmıştır.
chopin'in noktürne yaptığı en büyük yeniliklerden biri, klasik dönem müziği tarzına uzanan bir teknik olan ve daha özgürce akan bir ritim kullanmasıydı. bununla da yetinmeyen chopin, italyan ve fransız opera aryaları ile sonatlarından ilham alarak noktürn yapısını daha da geliştirmiştir. bir diğer usta besteci franz liszt, chopin'in noktürnlerinde vincenzo bellini'nin bel canto aryalarından etkilendiği konusunda ısrarcıdır. chopin'in bir diğer yeniliği, noktürnlerinde gerilim yaratmak için kontrpuan kullanmasıydı. bu, parçanın kendisinin dramatik tonunu ve hissini daha da genişleten bir yöntemdi. bir eserin chopin'e ait olduğunu anlamamıza yol açan chopin'in noktürnlerinde bıraktığı asıl imza; yukarıdaki noktürn metotlarını yenilikler, operasal etki temaları, daha özgür ritimler, daha karmaşık yapılar ve melodik bir ton ile genişletmesi ile birlikte, çok sevdiği memleketinde yatan o hassas kalbidir.
ilk yayımlandığında chopin'in noktürnleri, eleştirmenlerin karışık tepkileriyle karşılanmıştı. ancak zamanla, ilk başta noktürnlerden hoşnut olmayan birçok kişi, kompozisyonlardaki hisleri yüksek oranda dikkate alarak önceki eleştirilerini geri çekmiştir.
hem chopin'in dönemdaşları hem de daha sonraki zamanlarda yaşayan çeşitli besteciler, chopin'in noktürnlerinin kendi çalışmalarına olan etkisini her zaman dile getirmişlerdir. johannes brahms ve richard wagner gibi sanatçılar, müziklerinde chopin ile benzer melodik teknik ve tarz sergilerler. özellikle wagner'ın olağanüstü operaları, içine chopin ekilmiş bir begonya bahçesi gibidir. felix mendelssohn bartholdy, robert schumann ve franz liszt gibi diğer besteciler, chopin noktürnlerini iyilik, hüzün ve deha ürünü olarak tanımlamışlardır. bu kısa piyano bestelerinin, romantik dönem boyunca müzik üzerinde gözle görülür ve kalıcı bir etki yaptığı gün gibi açıktır. chopin sonrası dönemde noktürnün en önemli temsilcisi, chopin'e hayranlık duyan ve bu türde on üç eser besteleyen gabriel fauré'dir. chopin'in izinde yürüyüp noktürn üzerine güzide eserler veren diğer besteciler ise georges bizet, erik satie, aleksandr skriyabin, francis poulenc, samuel barber ve sergey rahmaninov'dur. Bence chopin noktürnlerini en iyi icra eden kişi ise, şüphesiz ki arthur rubinstein'dır. piyano notaları üzerinde bir yel gibi esen parmakları ile, chopin'i ve kalbini en iyi anlayan ve bizlere aktaran kişiyi saygı ile anmadan olmaz.
"chopin noktürnlerini dinlemek, kırık camlar veya kor alevler üzerinde yalın ayak yürümek gibidir."
zaman kavramı, sonsuzluk ile nitelendirildiğinde istisnasız uzun bir süreden bahsedildiğini düşünürüz. oysa uzun bir süreden ötedir; bir üzüntü, bir ideal, bir özlem, bir hüzün veya bir aşk zamanı durdurur ve durdurduğu, işaret ettiği andaki sonsuzluğu bize sunar. dali'nin eriyen saatler'i resmettiği anlardan birinde özenle vurduğu bir fırça darbesi gibi, o erimenin bir periyodundaki kıpırtıları alır tablosuna, durdurur, öylece asılı ve kıpırtısız bırakır. zaman akmaz, saatler erimez ve sonsuzluk orada başlar (gidip orada yaşamalı orada ölmeli insan.) başlayan bir şeyin bitmesi gerektiğini savunan bütün felsefi ve bilimsel düşünceleri kayıtsız bırakır. yakalanan o zaman haznesi tamamen durgun değildir. kendi içinde akan, eriyen bir zamanı vardır. bu farkıyla, bir anı yakalayan resimlerden ve fotoğraflardan sıyrılır. kapkaranlık gökyüzünde bütün heybeti ile beliren ay, yavaş yavaş geceyi aydınlatır. böylesine özel, böylesine önemli bir an için coğrafi unsurlar dışında yanınızda olmasını isteyeceğiniz yegane şahit, chopin noktürnleridir. sanki biraz önce tepende ışıldayan o ay, bir anda önündeki yolda kor alevlerle belirir. yalın ayak basarsın üzerine, yakar ancak yine de öldürmez, gideceğin yer için bir engel oluşturmaz ama çıktığın yolda, en başından beri çektiğin acıları hatırlatır ayağında bıraktığı o yaralar. chopin dinlemek de böyledir; seni paramparça eder ama yok etmez. acıtır ama açılmasına şahitlik ettiği ölümcül bir yarayı, bizzat o kor ateş -iz bıraksa da- iyileştirir.
chopin noktürnleri, durgun bir göle atılmış bir taşın yarattığı dairelerin gölün bütününe yayılması gibi, bütün vücuduna ve ruhuna yayılır. bir müzik ve hassas bir kalp bazen bütün dünyanı etkiler.
"hep yeniden gelmek zorunda mıdır sabah?" -novalis