günlük hayatlarımızda deneyimlediğimiz 3 uzay + 1 zaman boyutu haricinde var olduğu düşünülen teorik diğer boyutlar için kullanılan kelime. bazı bilim kurgu film ve romanlarında, ışık hızında ya da ışıktan hızlı yolculuk yapmaya yarayan hyperdrive adlı uzay aracıyla birlikte anılır. star wars'ta olduğu gibi...
hiperuzay kavramı, einstein'ın görelilik kuramı ile sonrasında theodor kaluza ve oskar klein adlı fizikçiler tarafından yapılan çalışmalarla temel buldu diyebiliriz. biliyoruz ki uzayda 4 temel boyut var ve biz bunları her gün bizzat deneyimleyebiliyoruz. öte yandan kaluza, yer çekimi ve ışığın (yani bir elektromanyetik dalganın) aynı matematik altında birleştirilerek açıklanabileceğini öne sürdü. fakat bunu yapabilmesi için gereken önemli bir detay(!) vardı: 5. bir boyuta olan ihtiyaç.
"eğer böyle bir şey varsa, biz 5. boyutu neden göremiyoruz?" diye sorulabilir haklı olarak. bunun için karınca analojisi meşhur bir örnektir. bir tel üzerinde yaşayan bir karınca düşünün. bu karınca için ileri ve geriden başka yön yoktur. yani karınca tek boyutlu bir dünyada yaşamaktadır. oysa telin kesiti bir çemberdir. yani telin bir boyutu son derece küçük ve kıvrılmış olduğundan, karınca bunu algılayamaz. eğer bu boyutu açıp büyütebilseydik, karınca aslında 2 boyutlu bir dünya üzerinde yaşadığını fark edecekti.
kaluza'nın iddiası da, 5. boyutun son derece küçük ve kıvrılmış bir boyut olduğu ve insanların ya da diğer canlıların onu algılayamadığı yönündeydi; tıpkı karıncamız gibi... tabi bu durum beraberinde yeni bir soruyu daha getirdi: 5. boyut bu şekilde var olabiliyorsa, neden başka boyutlar da var olmasın?
günümüzde bilim insanlarının fizikteki 4 temel kuvveti birleştirebilmek adına yoğun bir çabası var. bu kuvvetlerden 3 tanesi (elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve güçlü nükleer kuvvet) birbiriyle gayet uyumlu bir şekilde uzlaşıp ortak bir matematik ile açıklanabiliyorken, 4. kuvvet olan kütle çekim kuvveti henüz bunlarla birleştirilebilmiş değil. bunun bir yolu var, ancak o yol da yine ekstra boyutların varlığını kabul etmekten geçiyor. üstelik bu kez toplam 10 boyutun varlığını kabullenmemiz gerekiyor. tabi henüz bunları gözlemlerle kanıtlayamadığımız için çalışmalar hız kesmeden devam etmekte.
bu 10 boyuttan 6 tanesi, bildiğimiz 4 boyutun üzerine, uzayın her noktasında kıvrılmış halde bulunuyor teorik olarak. hatta her noktada calabi-yau manifoldu denilen yüksek boyutlu bir obje bulunuyor. ancak bunlar gözle görülemeyecek kadar, hatta daha da küçük. eğer bir gün bunların ve bu manifoldlar boyunca titreşen sicimlerin (ya da tellerin) varlığı kanıtlanabilirse, her şeyin teorisi de büyük ölçüde tamamlanmış olacak.