1. "tuhaf savaş" amerikan basını tarafından icat edilen bir deyimdi. birçok çarpıcı amerikan deyimi gibi atlantik'in her iki yakasında da kısa zamanda benimsendi. bu deyim, savaşın polonya'nın eylül 1939'da çökmesiyle, müteakip baharda hitler'in batı cephesi taarruzunu başlatana kadar geçen döneminin adı olarak iyice yerleşmiştir. deyimi icat edenler savaşın yanıltıcı olduğunu aksettirmek istediler çünkü fransız, ingiliz ve alman birlikleri arasında büyük muharebeler cereyan etmiyordu. aslında perde arkasındaki çok kaygı verici bir faaliyet dönemiydi. bütün bunların arasında bir alman karargah subayının başına tuhaf bir olay geldi. bu olay hitler'i korkuttu ve sonraki haftalarda alman askeri planı tamamen değiştirildi. eski plan, yeni planın ulaştığı aynı başarı şansını elde etmemiş
    olacaktı. fakat bütün bunlardan dünyanın haberi yoktu. her yerde halk sadece cephelerin sakin olduğunu görebiliyor ve savaş tanrısı'nın pineklediği sonucuna varıyordu.

    görünüşteki pasif durumun gözde açıklamaları farklılık gösteriyordu. bu açıklamalardan biri, polonya adına savaş ilan etmelerine karşın, britanya ve fransa'nın savaşma niyetlerinde gerçekten ciddi olmadıkları ve barış müzakerelerini bekledikleri idi. rağbet gören bir diğer açıklama ise bu devletlerin kurnaz davrandıklarıydı. amerikan basınında müttefik yüksek komutanlığı'nın, kurnazca tasarlanmış bir savunma stratejisi planını bilerek kabul etmiş olduğuna ve almanlar için tuzak hazırladığına ilişkin birçok rapor vardı.

    bu açıklamaların herhangi birinin dayanağı yoktu. müttefik hükümetleri ve yüksek komutanlığı, sonbahar ve kış boyunca hitler'in yaklaşan taarruzuna karşı etkin bir savunma hazırlığına yoğunlaşmak yerine mevcut kaynaklarıyla almanya'ya ya da almanların kanatlarına karşı yapılacak hiç başarı ihtimali olmayan taarruz planlarını tartışarak çok zaman harcadı.

    almanlar fransa'nın düşmesinden sonra fransız yüksek komutanlığı'nın belgelerini ele geçirdiler ve belgelerden şaşkınlık verici bir koleksiyon yayımladılar. bu belgeler müttefik lider ve komutanların kış ayını bütün cephelerden taarruz planları tasarlayarak nasıl geçirmiş olduklarını göstermişti. bu planlara göre norveç, isveç ve finlandiya üzerinden almanya'nın arka kanadına; yunanistan ve balkanlar üzerinden uzak doğu kanadına taarruz edilecek; rusya'nın kafkasya'daki büyük petrol yataklarına taarruzla yegane petrol ikmal kaynağı kesilecekti. bu, muhteşem bir hayal ürünü koleksiyonu ve hitler'in taarruzunun soğuk düşünden uyanana kadar hayal aleminde yaşayan müttefik liderlerin beyhude düşleriydi.

    aklı olayların daima ilerisinde olan hitler, polonya seferi sona yaklaşırken ve alenen bir genel barış konferansı için öneride bulunmadan önce batı'ya taarruz etmeyi düşünmeye başladı. hitler'in böylesi önerileri batılı müttefikler tarafından değerlendirmeye alınmayacağını çoktan fark etmiş olduğu aşikardır. bununla birlikte şimdilik sadece en yakın maiyetinin fikrinin değişmekte olduğunu öğrenmesine müsaade etti. barış önerisini 6 ekim'de resmen açıklayana kadar genelkurmayı habersiz bıraktı ve öneri resmen reddedilmişti.

    üç gün sonra, batı'ya taarruzun almanya'ya bırakılan biricik muhtemel yol olduğunu, bu kanaatine ilişkin nedenleri göstererek görüşlerini alman ordusu komutanlarına uzun bir talimatla açıkladı. bu, çok aydıntatıcı bir belgedir. bu belgeden fransa ve britanya ile uzun süreli bir savaşın, almanya'nın kaynaklarını tüketeceği ve arkasını rusya'dan gelecek öldürücü taarruza açık hale getireceği sonucuna vardı. rusya ile imzaladığı paktın, amacına uymadığı andan itibaren rusya'nın tarafsızlığını bir dakika bile sağlamayacağından korktu. hitler'in korkusu onu erken bir taarruzla fransa'yı barışa zorlamaya sevk etti. hitler, fransa yenilince britanya'nın da
    anlaşacağına inandı.

    hitler şu an için fransa'yı yenecek kuvveti ve teçhizatı olduğunu hesaplamıştı çünkü almanya çok önemli olan yeni mekanizmada (mekanize ve zırhlı birlikler) üstünlüğe sahipti: şu anda tank sınıfı ve hava kuvveti -sadece taarruz silahları olarak değil aynı zamanda savunma silahları olarak- diğer hiçbir gücün erişmediği en yüksek teknik seviyeye ulaşmıştı. bu avantaj stratejik harekat kapasiteleri, diğer her ülkeden daha iyi olan kuruluşları ve iyi eğitimli liderlikleriyle sağlanmıştır.

    hitler, fransızların eski silahlardaki, özellikle ağır topçudaki üstünlüğünü kabul etmekle birlikte "bu silahların herhangi bir hareket harbinde belirleyici bir önemi olmadığını" ileri sürdü. yeni silahlardaki teknik üstünlüğü nedeniyle hitler, fransa'nın eğitimli askerdeki sayı üstünlüğünü de göz ardı edebildi.

    hitler şayet fransızların savaştan usanacağı umuduyla beklerse, ingiliz savaş gücündeki gelişmenin fransa'ya savunmasını hem psikolojik hem maddi olarak destekleyecek, onun için çok önemli olacak yeni muharebe unsuru getireceğini ileri sürmeye devam etti.

    her şeyden önce düşmanın kendi silahlarındaki, özellikle tanksavar ve uçaksavardaki zafiyeti telafi etmesi ve dolayısıyla güç dengesi kurması önlenmelidir. bu açıdan her geçen ilave ay, alman taarruz gücü aleyhine olan zaman kaybını göstermektedir.

    hitler polonya'nın kolay işgalinin coşkulu etkisi geçince alman askerinin "savaşına iradesinin" azalacağına ilişkin endişe duydu. kendine duyduğu saygı artık diğerlerinden gördüğü saygı kadar büyüktü. ancak savaşın altı ay daha gecikmesi ve düşmanın yapacağı etkin bir propaganda bu önemli niteliklerin bir kez daha zayıflamasına neden olabilirdi. hitler iş işten geçmeden hemen taarruza geçmesi gerektiğini düşündü ve şunu söyledi: "mevcut durumda zamanın belki bizden ziyade batılı güçlerin müttefiki olduğu sanılabilir. " muhtırası şöyle sonuca bağlandı: "eğer koşullar elverirse bu sonbahar taarruza geçilmelidir."

    hitler, belçika'nın taarruz bölgesi içinde olmasında ısrarlıydı, bunda sadece fransız 'nı kuşatmak amacıyla manevra alanı sağlamak için değil, aynı zamanda ingiliz-fransız birliklerinin belçika'ya girmesini ve ruhr havzası cephesine yakın yığmak yapmasını ve "böylelikle savaşın silah endüstrisinin kalbine" getirilmesi tehlikesini önlemek için ısrar etti. (fransız arşivlerinin gösterdiği gibi bu tam da fransız başkomutanı 'in savunduğu gibiydi.)

    hitler'in niyetlerini açıklaması alman kara kuvvetleri komutanı ve kara kuvvetleri kurmay başkanı 'i şok etti. üst rütbeli alman generallerin birçoğu ile birlikte brauchitsch ve halder, hitler'in mekanize birliklerin düşmanlarının askeri açıdan eğitimli insan gücü üstünlüğünün üstesinden geleceklerine ilişkin inancını paylaşmadı. tümen sayılarını geleneksel görüş çerçevesinde değerlendiren komutanlar alman ordusunun batılı ordularını yenecek yeterlilikte gücü olmadığını ileri sürdüler. almanya'nın seferber etmeyi başardığı doksan sekiz tümenin diğer taraftaki genel toplamdan ciddi derecede az ve bu tümenlerden otuz altısının silahlarının kötü olduğuna ve neredeyse eğitimsiz olduklarına işaret ettiler. ayrıca savaşın bir başka dünya savaşına dönüşeceğinden endişeliydiler ve
    almanya için yıkıcı bir sonu olacağından korkuyorlardı.

    o kadar huzursuzdular ki tehlikeli çareler düşündüler. bir yıl önce tam münih krizi zamanında olduğu gibi hitler'i devirmek için harekete geçmeyi düşünmeye başladılar. fikir, cepheden seçkin bir birliğin berlin'e yürümesiydi. ancak anavatan savunma birlikleri komutanı işbirliğini reddetti ve bu yardım şarttı. fromm, birliklerin hitler'e karşı gelmesi emredildiği takdirde itaat etmeyeceklerini ileri sürdü çünkü eratın birçoğu hitler'e inanıyordu. fromm'un birlikler hakkındaki kanaati muhtemelen doğruydu. bu görüş askerlerle temas halindeki subayların çoğunluğu tarafından destekleniyordu ve daha üst karargahlarda ne tartışılmakta olduğunu bilmiyorlardı.

    birliklerin ve halkın büyük bir bölümü, eğer zaferle kendilerinden geçmedilerse, 'in, müttefiklerin almanya'nın yıkımı konusunda kararlıyken, hitler'in barış arzu ettiği propagandasına inandırıldılar. maalesef müttefik devlet adamları ve basın, goebbels'in alman kuzusunu bir çırpıda yutmak isteyen müttefik kurdu tanımlamasını destekleyebilecek haddinden fazla alıntı yapılacak bu tür kırıntılar temin etti.

    hitler'e karşı savaş dönemindeki bu komplo ölü doğmakla birlikte, hitler umduğu gibi sonbaharda taarruza geçmeyi başaramadı. kaderin garip bir cilvesi olarak bu olay kendisi için bir talih, alman halkı da dahil olmak üzere dünyanın geri kalan kısmı için talihsizlik oldu.

    taarruz için geçici olarak saptanan tarih 12 kasım'dı. brauchitsch ayın 5'inde hitler'i caydırmak için, taarruza karşı çok ayrıntılı nedenler ortaya koyarak yeni bir girişimde bulundu. fakat hitler, brauchitsch'in tezlerini reddetti ve onu ağır biçimde azarladı; taarruzun 12'sinde başlaması gerektiğinde ısrar etti. ancak meteoroloji uzmanları, kötü hava koşulları öngördüklerinden emir 7 kasım'da iptal edildi. taarruz tarihi üç gün ve daha sonra defalarca ertelendi. her ne kadar bastıran kötü ve sert havanın ertelemenin bariz gerekçesi olmasıyla birlikte, hitler durumu kabullenmiş olmaktan kızgındı ve havanın yegane sebep olmasından hiç hoşnut olmadı. 23 kasım'da bütün üst rütbeli komutanları konferansa çağırdı. burada ortaya çıkan rusya tehlikesi hakkındaki endişesini ifade ederek, batılı müttefiklerin kendisinin barış tekliflerini dikkate almayacağını ve silahlanmalarını artırdıklarını vurgulayarak komutanların taarruz gerekliliği konusundaki kuşkularını gidermeye koyuldu. "zaman düşmanımıza çalışıyor. 'ruhr' zayıf noktamız. eğer britanya ve fransa, belçika ve hollanda üzerinden ruhr havzası'na girerlerse, çok büyük tehlike altında olacağız," dedi.

    hitler, komutanları korkaklıkları nedeniyle azarlamaya devam etti ve planlarını baltalamaya çalıştıklarından kuşku duyduğunu bilmelerini istedi. hitler, rhineland bölgesinin tekrar işgalinden bu yana her adımına karşı çıktıklarını, her seferinde kazandığı başarıyla haklı çıktığını ve şimdi ise onlardan fikirlerine kayıtsız koşulsuz riayet etmelerini beklediğine dikkat çekti. brauchitsch'in yeni bir taarruz konusundaki farklılıkları ve daha büyük riskleri belirtme çabası daha sert azarlanmasına neden oldu. o akşam hitler brauchitsch'i özel olarak gördü ve tekrar fırçaladı. brauchitsch bunun üzerine hitler'e istifasını verdi ama hitler bunu dikkate almadı ve emirlere itaat etmesini söyledi.

    ancak hava, generallerden daha iyi bir sabotajcı olduğunu gösterdi ve aralık'ın ilk yarısında bir dizi yeni ertelemelere yol açtı. ondan sonra hitler yılbaşına dek beklemeye karar verdi ve askerlere noel izni verdi. hava noel'den hemen sonra yine kötüydü ancak hitler, 10 ocak'ta taarruz tarihini 17 ocak olarak belirledi. fakat tam kararı aldığı gün en çarpıcı "müdahale" meydana geldi. bu olayın öyküsü pek çok yerde izah edilmiştir fakat en kısa ve öz olanı alman hava indirme kuvvetleri komutanı general 'in açıklamalarıdır: "10 ocak'ta tarafımdan ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilen 2. hava filosu irtibat subayı bir binbaşı planının bazı önemsiz ayrıntılarını hava kuvvetleri ile görüşmek üzere munster'den bonn'a uçtu. bununla birlikte batı'ya yapılacak taarruzun bütün harekat planı yanındaydı. buz gibi hava ve kuvvetli rüzgarda, buz ve kar kaplı ren bölgesi üzerinde yolunu kaybetti ve zorunlu iniş yapması gerektiği belçika'ya uçtu. hayati belgeyi tamamen yakamadı. belgelerin önemli kısımları ve neticede almanların batı taarruzu planının ana hatları belçikalıların eline geçti. lahey'de bulunan alman hava ataşesi, aynı akşam belçika kralı'nın hollanda kraliçesi'yle çok uzun bir telefon konuşması yaptığını bildirdi."

    elbette almanlar o zaman belgelerde tam olarak ne olduğunu bilmiyorlardı ama doğaldır ki en kötü ihtimalin gerçekleşmesinden korkuyorlardı ve bunu hesaba katmak zorundaydılar. hitler bu krizde diğerlerinin aksine soğukkanlılığını korudu: bu olayın almanların önde gelenleri üzerindeki tepkilerini gözlemek ilginçti. çileden çıkmışken, hitler oldukça sakin ve kendine hakim bir vaziyetteydi. başlangıçta derhal taarruz etmek istedi fakat şans eseri kendini frenledi ve bütün asıl harekat planını iptal etmeye karar verdi. bu durum, 'ın planı ile değiştirildi.

    alman silahlı kuvvetler karargahı'nda (okw) kilit bir makamı işgal eden general , hitler'in planı 16 ocak'ta değiştirmeye karar verdiğini ve "bunun esasen hava kazası nedeniyle olduğunu" kaydetmişti.

    hazırlık için ilave dört aylık süre elde ettilerse de, bu müttefikler için büyük talihsizlik oldu çünkü şimdi alman taarruzu süresiz olarak ertelendi. tamamen değiştirilen plan 10 mayıs'a kadar tamamlanmadı. taarruz başladığında, müttefiklerin dengelerini tamamen sarstı ve fransız ordularının hızla çökmesine yol açtı. ingilizler dunkerque'de denizden zar zor kaçtılar.

    binbaşının zorunlu inişinin gerçekten kaza mı olup olmadığını sormak doğaldır. olaya karışan her alman generalinin savaştan sonra kendisini esir alanlara bu ikazı müttefikleri uyarmak için düzenlediklerini iddia ederek kendilerini olumlu olarak göstermeye dünden razı olacakları beklenebilirdi. ne var ki gerçekte hiçbiri böyle yapmadı. ancak biz şimdi alman gizli teşkilatı'nın başkanı amiral in -daha sonra asılarak idam edildi- hitler'in amaçlarını engellemek için birçok gizli adımlar attığını ve gereği gibi dikkate alınmamakla birlikte bahardaki norveç, hollanda ve belçika taarruzlarından hemen önce tehdit altındaki ülkelere uyarılar gönderildiğini biliyoruz. ayrıca canaris'in esrarengiz yöntemlerle çalıştığını ve izlerini kaybettirmede hünerli olduğunu biliyoruz. o nedenle hayati 10 ocak kazasının tartışmaya açık bir konu olarak kalması doğaldır.

    yeni plan böyle bir kuşkuya yol açmadı. bu durum farklı bir açıdan ilginç olmakla birlikte, savaşın bir başka ilginç safhasını meydana getirdi.

    genel karargah'ta kara kuvvetleri kurmay başkanı halder'in başkanlığında hazırlanan eski planda asıl taarruz 1914'te olduğu gibi belçika'nın merkezi üzerinden yapılacaktı. asıl taarruz b ordular grubu komutanı fedor von bock tarafından icra edilecekti. solda bulunan komutası altındaki a ordular grubu ise dağlık ve ormanlık ardenler bölgesinden tali taarruzu gerçekleştirecekti. buradan büyük sonuçlar beklenmiyordu. ardenler bölgesi genel karargah tarafından tank harekatı için çok zorlu olarak nitelendirildiğinden bütün zırhlı tümenler bock'un emrine tahsis edilmişti. rundstedt'in ordular grubu kurmay başkanı erich von manstein'dı. manstein, arkadaşlarınca genç generaller arasında en güçlü strateji uzmanı olarak kabul ediliyordu. ona göre ilk plan çok anlaşılır bir plandı ve 1914 yılında hazırlanan ı'nın tekrarıydı. o nedenle müttefik yüksek komutanlığı'nın tam da hazırlıklı olacağı bir harekata neden olacaktı. manstein'ın ileri sürdüğü diğer bir sakınca, planın fransızlardan daha çetin bir hasım olması muhtemel ingiliz ordusu ile karşılaşılacak olmasıydı. üstelik taarruz kati bir sonuca yol açmayacaktı. bu tespiti kendi sözlerinden okuyalım:

    "belki belçika'daki müttefik kuvvetlerini yenebiliriz. manş denizi kıyılarını işgal edebiliriz. fakat taarruzumuzun somme'de durdurulacağı muhtemeldir. o zaman orada 1914'teki gibi bir durum meydana gelecek. ve barışa kavuşma şansı olmayacak."

    manstein, sorun üzerinde kafa yorarak zaten asıl taarruzu en az beklenen cephe olduğunu hissettiği ardenler bölgesine kaydıran cesur çözümü planlamıştı. ancak ile kasım 1939'da istişarede bulunduğu sırada aklında büyük bir soru vardı. guderian'ın kendi açıklamaları:

    "manstein, bana ardenler bölgesi'nden sedan istikametinde tank harekatının mümkün olup olamayacağını sordu. düşmanın aşina olduğu ve bir kez daha beklemesi muhtemel, modası geçmiş schlieffen planı'ndan kaçınmak için sedan'ın yanındaki maginot hattı'nın uzantısını yaracağı planını açıkladı. araziyi birinci dünya savaşı'ndan tanıyordum ve haritayı inceledikten sonra fikrini teyit ettim. ondan sonra manstein, general von rundstedt'i ikna etti ve taslak plan brauchitsch ve halder komutasındaki alman kara kuvvetleri komutanlığı'na gönderildi. komutanlık bu planı reddetti. fakat manstein planını hitler'e ulaştırmayı başardı."

    warlimont, aralık ortasında manstein ile konuştuktan sonra manstein'ın fikrini hitler'in karargahına iletti. warlimont plandan, planı hitler'e ileten alman silahlı kuvvetler komutanlığı'nın harekat başkanı general 'a bahsetti. manstein'ın teklifi, 10 ocak'taki kazadan sonra ancak hitler'in yeni bir plan aradığı zaman tekrar aklına geldi ve ilgilenmeye başladı. o zaman bile planın lehine kesin tavır almasından evvel bir ay geçti.

    nihai karar ilginç bir şekilde sonuca bağlandı. brauchitsch ve halder manstein'ın "parlak fikrini" kendi planlarına karşı dayatma tarzından hoşlanmamışlardı. onun için görevden alınıp ve asıl komuta zincirinin dışında olacağı ve fikirlerini çok kolay iletemeyeceği piyade kolordu komutanlığına gönderilmesine karar verildi. fakat bu atamadan sonra hitler'i görmesi için çağrıldı ve böylece planı bütün ayrıntıları ile açıklama fırsatı buldu. bu görüşme manstein'ın ateşli hayranı olan ve ona kötü davranıldığını hisseden hitler'in başyaveri general tarafından ayarlandı.

    hitler bundan sonra brauchitsch ve halder üzerinde plana ilişkin baskılarını o denli artırdı ki, her ikisi de boyun eğdiler ve planı manstein'ın esasları dahilinde yeniden şekillendirdiler. halder planı tadil etmekte gönülsüz davransa da çok yetenekli bir kurmay subaydı ve ayrıntılı plan taslağı olağanüstü bir lojistik planlama eseriydi.

    yeni önemli bir fikir lehinde tavır aldığında müteakip karakteristik sonuç hitler'in hızlı bir şekilde onu bizzat kendisinin düşünmüş olduğunu taslamasıydı. manstein'a bütün bahşettiği onunla aynı fikirde olmasıydı: "batı'daki yeni plan hakkında konuştuğum bütün generaller içinde beni anlayan tek kişi manstein'dı."

    şayet mayıs'ta, taarruzun başladığı zamanki olayların seyrini tahlil edersek, eski planın fransa'yı düşürmekte hemen hemen kesinlikle başarısız olmuş olacağının netlik kazandığını görürüz. doğrusu eski plan müttefik ordularını en iyi ihtimalle fransız sınırına püskürtebilirdi, ne var ki o kadarını bile yapamazdı. zira, asıl alman taarruzu en güçlü ve iyi donatılmış fransız-ingiliz kuvvetleriyle doğrudan karşı karşıya gelmiş ve nehirler, kanallar ve küçük kasabalar gibi engellerin doldurduğu bir arazi kesiminde zorlukla muharebe etmek zorunda kalmış olacaktı. ardenler bölgesi hala daha zorlu gibi görülebilirdi fakat şayet almanlar fransız yüksek komutanlığı tehlikenin farkına varmadan önce güney belçika'nın ormanlık ve dağlık bölgesinden hızla geçebilirlerse, fransa'nın büyük bir tank harekatı için ideal bir arazi olan hafif dalgalı ovaları önlerinde uzanacaktı.

    eğer eski plan uygulanmış ve muhtemel olduğu gibi çıkmaza girmiş olsaydı, savaşın bütün görünümü çok farklı olmuş olacaktı. her ne kadar fransa'nın ve britanya'nın kendi başlarına almanları yenebilmeleri mümkün gözükmemiş olmakla birlikte, alman taarruzunun kati bir şekilde durdurulması onlara silahlarını, özellikle uçaklarını ve tanklarını geliştirmek için zaman tanımış olacak ve bu suretle bu yeni silahlarda bir denge tesis etmiş olacaklardı. ayrıca hitler'in zafer çabasının gizlenemez başarısızlığı zamanla birliklerinin ve halkın güvenini zayıflatmış olacaktı. böylelikle batı'daki durgunluk hitler'in ülkedeki güçlü muhalifler grubuna artan bir destek sağlaması ve barışa hazırlık olarak onu devirmek amacıyla planlarını geliştirmesi için iyi bir fırsat vermiş olacaktı. işler almanların durdurulmasından sonra değişmiş olmakla birlikte, avrupa fransa'nın çökmesi sonucunda meydana gelen olaylar zinciri sonucunda halkının maruz kaldığı yıkımdan ve sefaletten büyük ölçüde kurtulmuş olacaktı.

    hitler, planını değiştirmeye neden olan uçak kazasından fazlaca istifade ederken, müttefikler bu durumdan çok zarar gördüler. bütün hikayenin en ilginç yanlarından biri, müttefiklerin ayaklarına gelen bu uyarıdan yararlanmak için çok az çaba göstermiş olmalarıdır. zira, alman karargah subayının taşıdığı belgeler çok kötü bir şekilde yanmamış ve kopyaları belçikalılar tarafından derhal fransız ve ingiliz hükümetlerine iletilmişti. ancak askeri danışmanlar belgelerin kendilerini aldatmak amacıyla yerleştirilmiş olduğunu kabul etmeye yatkındılar. o görüş hemen hemen hiç mantıklı değildi çünkü, belçika'yı tetikte tutarak ve onları fransızlarla ve ingilizlerle daha yakın bir işbirliğine iterek riske sokmak aptalca bir aldatma türü olmuş olacaktı. sınırlarını açmaya ve taarruz başlamadan önce savunmalarını takviye etmeleri için fransız-ingiliz
    ordularının içeriye girmelerine kolayca karar verebilirlerdi.

    daha da ilginci, müttefik yüksek komutanlığı kendi planlarında hiçbir değişiklik yapmadı ve ele geçirilen plan gerçek olduğu takdirde alman yüksek komutanlığı'nın taarruzlarının ağırlığını hemen hemen kesinlikle başka yere kaydıracağı ihtimalini karşılamak için herhangi bir tedbir de almadı.

    kasım'ın ortasında müttefik yüksek konseyi fransız başkomutanı gamelin'in d planını onayladı; bu ingiliz heyeti'nin başlangıçta sorgulamış olduğu önceki planın tehlikeli bir gelişmesiydi. d planına göre müttefik ordularının takviyeli sol kanadı, hitler harekete geçer geçmez belçika'ya girecek ve mümkün olduğunca
    doğuya ilerleyecekti. bu durum yeni planına mükemmel bir şekilde uyduğundan, doğrudan hitler'in ekmeğine yağ sürdü. çünkü müttefik sol kanadı belçika'nın merkezine ne kadar ilerlerse, hitler'in tank harekatının ardenler bölgesinden geçerek müttefiklerin arkalarına dolanmaları ve onları kuşatmaları da o kadar kolay olacaktı. sonuç daha kesin bir hale geldi çünkü müttefik yüksek komutanlığı mekanize birliklerinin büyük bir bölümünü belçika'ya sevk etti ve "geçilmez ardenler"in çıkışları karşısında ilerleyen birliklerin kıvrılma istikametlerini korumak için sadece ikinci sınıf tümenlerden oluşan zayıf bir kuvvet bıraktı. durumu daha da kötü hale getiren tutmak zorunda oldukları savunma hattının -maginot hattı'nın sonu ile ingiliz müstahkem cephesinin başlangıcının arasındaki boşluğun- özellikle zayıf olmasıydı.

    , anılarında sonbahar süresince ingiliz çevrelerinde bu boşluk için kaygı duyulduğundan bahseder ve şunları söyler: "savaş bakanı , kabinede konuyu birkaç kez ortaya attı." ancak kabine ve askeri liderler doğal olarak orduları kendi ordularından on kez daha güçlü olanları eleştirmekten utanıyorlardı. horse-belisha'nın eleştirilerin yarattığı fırtınayı müteakip ocak başında ayrılmasından sonra, hala konunun üzerine gitmek için eğilim azdı. ayrıca fransa'nın yanı sıra britanya'da da tehlikeli, aldatıcı bir güven artışı vardı. churchill, 27 ocak 1941'de yaptığı konuşmada "hitler'in en büyük şansını kaybettiğini" ilan etti. bu rahatlatıcı beyan ertesi gün gazetelerin manşetlerindeydi. işte tam da bu sırada yeni plan hitler'in kafasında mayalanıyordu.

    -ikinci dünya savaşı tarihi, nuremberg kayıtları ve hitler'in generalleri konuşuyor,
    #205278 beren and luithen | 4 yıl önce
    2deyim