yalnızca meryem bu kadar güzel ve bu kadar muazzam bir schubert bestesini sahiplenemez, hayır bu mümkün değil. bu tanrısal değil! bu tamamen saf ve pürüzsüz bir insani duygu bütününden, yine aynı duruluktaki bir şeye, bir kadına olsa gerek. tıpkı shakespeare'in kleopatra'sının, marcus antonius'a tiradının zıt cinsiyet hali gibi. "caesar bir tanrı, o duygusuzdur sevmez ve sevilmez. hayır ona asla aşık olmadım ben bir insana aşık oldum marcus, yalnızca sana!" ki böyle bir aşk da marcus'u actium'da ölüme, güle oynaya, kleopatra'nın kollarında götürür. schubert de zannımca bu besteyi, meryem'i övmeye değil de sevdiğine yazmış olsa gerek. ilahi hiçbir kuvvet, bir insani duyguya karşılık gelemez. dinginleştirir, tarif edilemeyen bir his yaratır ve bu tarifsizlik yalnızca insana aittir, bir tanrıya ya da onların tanrının evladının annesi olarak gördükleri bir kadına değil, bu kez değil.