1. insanın kendisi ile baş başa kaldığı paha biçilemez bir aktivitedir.
    bisiklet sürmek için birbirinden bağımsız ve çeşitli motivasyonlar var mutlaka; benim için tek kelimeyle tam olarak bir rehabilitasyon. hayatın kapısını açıp, kendime dair ne kadar bildiğim varsa, ne kadar inancım, ne kadar tahminim, ne kadar meydan okumam, ne kadar içimde biriken varsa hepsini tek başıma görebilme platformum.
    sabah çok erken saatlerde yola çıkıp, ilk pedal çevirişte sadece gidilecek "çizgi"nin var olduğu, geri kalan her şeyin görüntülere dönüştüğü bir alemde, karanlığın da, soğuğun da, aydınlık veya sıcağın, yağışın ya da kavuran güneşin, rüzgarın ya da sessizliğin kısaca o an orada olan her şeyin farkındalığı bambaşka boyutlara ulaşıp, duyularla istediğim kadarını 'sanal'lıktan gerçeğe dönüştürdüğüm benlik sahnesi.
    fiziksel olarak kendime meydan okuyarak önce tüm gücüm, sonra zihinsel dayanıklılığım tükene dek sürüp ne isem o oluyorum. bisiklete bir araç olarak büyük saygı duyuyorum, çok seviyorum, estetiğinin hayranıyım ve neredeyse her defasında (uzun tur, kısa tur ya da sadece kondisyon için sürmek her ne olursa) tüm kapasitemi kullanıyor olduğumdan hiç bir zaman benim için sadece gezmek, bir yere gitmek, ulaşım aracı olarak kullanmak vs gibi eğlence tabanlı bir aktivite olmadı. sanırım bu durumda daha sportif tarafında duruyorum. eğer spor olarak bakarsanız, gerçeği asla eğip bükemeyeceğiniz, kimseden destek alamayacağınız, hiç bir şeyin sizi pışpışlamadığı salt gerçekler diyarı... Zaman gibi tıpkı; asla tam anlamıyla hükmedemeyeceğiniz, nihayetinde kazanıp kaybettiğinize kendinizin dürüstlükle karar verdiği mücadele arenası.


    #204146 mike ehrmantraut | 4 yıl önce
    0aktivite, hobi