herhangi bir problem karşında iç görü kazanmak anlamını da taşımaktadır. bir problemin nedenini anlamak o problemi çözeceğiniz gerçeğini ele vermiyor. bu anlamda farkındalık problemin çözümüne yönelik herhangi bir ipucu vermiyor. hatta bu yetkinliği kazandığınızda dahi fark ettiğiniz şeylerden biri de bu anlamlılığın aslında problem çözümünü sürekli engelleyen çiviler olduğunu anlamanız oluyor. negatif yönde ilerlemeniz için size baskı uyguluyor. bu baskı öyle bir otomatiğe bağlıyor ki geçmişte “nedenini bulsam hemen çözerim” gibi hipotezleriniz, nedenini bulsanız dahi yine otomatiğe bağlayarak geçersiz kılınıyor.
çünkü eylemi tetikleyen şey onu anlamanız değil. hatta farkındalık burada eylemi tetikleyen kavramın kendisi olmadığı iç görüsünü kazandırıyor bize. rüya içinde rüya görmek gibi. gerçekte çok daha karışık.
aslında mekanizma şöyle işliyor. bir problemi çözmek için iç görü kazanmanız şart. ancak problem çözümü için farkındalık tek başına nötr. çünkü farkındalık bize problem altında yatan sebebi açıklasa dahi çözümünün kendisi olmadığını, çok farklı kalıplara dayandığını hatta bazen olabileceğinden daha karışık ya da basit bir düzene sahip olduğunu gösterebiliyor. genellikle kompleks oluyor. tabii orası ayrı bir konu.
eylemin temelindeki sebebi bulsanız dahi eylemi besleyen ve dahi zaman içinde artarak devam eden bu fonksiyonun oluşturduğu bağları koparmak iç görü kazanmaktan çok daha zor ve deney gerektiren bir gerçek. farkındalık bilinmezlik konusunda olmazsa olmaz bir kriter ancak çözüm yolları birbirinden bağımsız/bağımlı bir çok değişkene sahipken yeterli olmadığı gerçeği yanında; problem çözümüne yönelik o çok zor olan eyleme geçmediğiniz takdirde mutsuzluk da getirebiliyor.
uzun lafın kısası; her şeyi öğrenmek her zaman iyi bir şey değil. mutluluk garantisi vermediği gibi mutsuzluk getirisi de yüksek olabilir.