modernizm ile postmodernizm arasındaki kırılma noktasının ta kendisidir.
avrupa'nın sanatta merkez olmaktan çıkıp amerika'nın sanatta merkez olmasıdır. sanatın merkezi gerçeküstücülükten sonra new york'a kaymıştır, paris değil; bu da dünya siyasetinin amerika tarafından yürütülmesidir. teknolojik açıdan sermayenin güçlü olduğu yerde kargaşa, kaos, yaşam vardır; onun için de o merkezin hep çekiciliği vardır, o yüzden sanatçılar paris'ten new york'a kaymıştır.