20 küsur yıl önce gerçekleştirdiğim eylem, daha akp bile yoktu o zamanlar ama o zihniyetin ayak izleri vardı. yakınlarım ve arkadaşlarım sen ne kadar öngörülü imişsin derler hala. çok iyi bir işim vardı, çalıştığım yerde sözü dinlenen biriydim, evim, arabam, iyi bir çevrem vardı. ama bir şeyler eksikti işte. bunu anlamam birkaç yılımı almisti. bu arada iş gereği sürekli yurtdışı seyahatteydim, amerika, avrupa’da birçok ülke, japonya dahil birçok doğu asya ülkesi falan. eksik olan şuydu; önümü görememek, çünkü siz ne kadar iyi şartlarda yaşarsanız yaşayın, sokağa çıktığınızda ki dünya farklı.
siyasette artık bundan daha kötüsü olmaz dememe rağmen, hep daha kötüsünün gelmesi. üzülerek söylüyorum ki, bu konuda değişen bir şey olmadı. çıkarcı ve düşük kaliteli insanlar, karşısındakine değer vermektense nasıl alaşağı ederim yada sizi basamak yapıp nasil yukarlara çıkarım düşüncesi, sahtecilik, özellikle 12 eylülden sonra oluşturulan eğitimli ama cahil kesim, din üzerinden siyasetin toplumun kılcal damarlarına girmesi, buna baskı ve korkuyu da eklersek, toplumun uyuşturulması ve toplumun bunu kanıksaması, milliyetçiliğin ve dinciliğin bir türlü bitmemesi.
neyseki sanırım teknolojinin de etkisiyle yeni nesil de az daha olsa umut var, ama kültür erozyonu o kadar fazla ki, bakın ekonomi yada eğitim demiyorum, kültür diyorum, ki kültür nesilden nesile üzerine katarak aktarılan bir şeydir. maalesef yeni nesil çaresiz. çoğunluk tan bahsediyorum, aralarında o kadar güzel fidanlar var ki, sadece tek başlarına duvar çatlaklarından çıkmaya çalışıyorlar. neyse efendim konuyu biraz dağıttım galiba, düzelme olacaksa da, uzun süre alacak, bir nevi kurtuluş savaşı gibi, yozlaşmış düşüncelerden arındırılarak, eğitim ve kültür devrimi.
başlığa geri dönersek, yurt disina yerlesmekten kasıt, gidip bir daha arkaya bakmamaksa, bu imkansız. çünkü bir parçamız hep geride kalıyor. bakın ben çok başarılı 20 küsur yıldan sonra, hala buralarda isem, kopmamışım demektir. ha bir sonraki nesil ise yeni ülkesinde oranın eğitim ve kültürüyle yetişeceği için, öyle bir problem zaten yok.
şimdi gelelim asıl konuya, türkiye’den ayrılmak nasıl tanımlanabilir, sonuçta bir risktir. dikenli bir yoldur, ama türkiye de kalsanız, artık hiç bir şey kolay değil özellikle başarının, liyakatın değil adam kayırmacılığın ön planda olduğu bir ülkede. ama şunu unutmayın, risksiz başarı olmaz. kaybedecek bir şeyi olmayanlar için risk tabii ki daha az. karşınıza çıkacak engelleri ne kadar göğüslerseniz, başarıya da o kadar yaklaşırsınız. bu 20 yıllık süre içinde çok başarılı insanlar gördüm, yılmadan hedeflerine vardılar, ama maalesef yenik düşenleri de gördüm. burada koyacağınız hedef çok önemli. eğer şu özal döneminde yerleşen kısa yoldan köşeyi dönmek gibi bir düşünceniz varsa, hiç girişmeyin bu işe derim. kişisel deneyimleri de okuyun ama, herkesin hikayesi farklıdır ve sizinki de farklı olacaktır.
bir de şunu belirtmek isterim; diger sitelerde çokca yazılan kıyma bu kadar, kira şu kadar, elimde şu kadar kalıyor falan değil mesele. tabii parada önemli ama aradığınız mutluluğun kıstası para değil sadece. küçük şeylerle de mutlu olabilirim diyebiliyor olmanız lazım, özellikle başlangıçta. adaptasyon sürenizin sonunda, zaten göreceksiniz ne kazandiginizi.
nasıl gidilebileceği konusu; dediğim gibi sizin hikayeniz farklı olacak. unutmadan; eğer giderseniz oldukça rekabetçi bir ortam sizi bekliyor olacak, çünkü dunyanın her yanından insanlari orada göreceksiniz, çinlisi, hintlisi, güney amerikalısı, avrupalısı, arap ülkelerinden gelenleri. ve bir cogunun da kalifiye, iyi eğitim almış olma ihtimalide çok yüksek.
kısaca kendi hikayemi anlatarak bitirmek isterdim ama burayı ekşiye döndürmek istemiyorum.