1. dünya tarihinde ender rastlanabilecek, derinlemesine tartışmalar içeren, toplumu açıkça ikiye bölen, ingilizce scopes trial diye bilinen dava.

    1920'lerin amerika'sında biyoloji dersi müfredatında evrim kuramı yoktur. hatta , biyologların yaşamlarının incelendiği kısma dahi eklenmemiştir. bununla birlikte yerel yönetimlerin değişen birtakım yasaları da vardır ve bahsini edeceğim dava, amerika'nın tennessee eyaletinde müfredatta olmayan bu konuların kanun nezdinde yasaklanmasıyla birlikte şekillenir.

    tennesseedeki butler yasasına göre evrim kuramını ve darwin'in hayatını işlemek suçtur derslerde. ve bu suç, ciddi yaptırımlarla karşılık verilen bir vaziyettedir. butler yasasının baskısıyla düzenlenen biyoloji ders müfredatı, incil'i merkeze koyarak insanın oluşumunu anlatır. dünyaya mal olan dava ise 1925 temmuzunda, tennessee eyelatinde bulunan dayton kentinde gerçekleşir. adlı bir biyoloji öğretmeni derste evrim kuramını işler. scopes derste, insanın oluşumunu evrimsel dayanaklarla açıklamaya soyunur. ve bunun ortaya çıkmasıyla birlikte, bir dersinde alıkonulup mahkemeye götürülür.

    ilk olarak scopes, butler yasasını ihlal etmekle suçlanır. bunun karşılığında 100 dolar para cezasına çarptırılır. dönemin yargıçlarının verebileceği azami para cezasının 50 dolar olmasından dolayı dava teknik bir sorunla karşı karşıya kalır. bunun ardından scopes; daha ağır ithamlarla, toplumun dini ve manevi değerlerini aşağılamak suçuyla yargılanır. böylesi bir yargılama biçimi tanıdık geldi, değil mi? neyse, devam edelim.

    bu suçlama haliyle eyalette infial yaratır. incil'e sıkı sıkıya bağlı olan dindarlar scopes aleyhine bir kamuoyu oluşturma girişimde bulunurlar. eyalet sınırları içerisinde gün geçtikçe ilgilileri artan davayı, hukuk alınında ağırlığı bulunan ve bir hayli de ünlü olan savunma avukatı, sıkı bir modernite yanlısı da takip eder. scopes'un savunusunu yapma görevini üstlenir. buna karşılık tennessee yönetiminde bulunan, ulusal çapta da siyasal alanda etkin olan, evrim karşıtlığı üzerine birçok söylemi bulunan ve dini siyasete alet etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyen ise davacının yani devletin/eyaletin lehine davaya dahil olur.

    adı sanı hat safhada bilinen iki insanın devreye girmesiyle olay, ulusal çapta yankılanmaya başlar. artık konu, scopes'un işlemiş veya işlememiş olduğu suç değil; bilimsel veya dinsel bakış açısının eğitime, toplumsal yaşama nüfuz etmesinin karşılaştırılmasıdır. savunma avukatı darrow, esasında konuya açıklık getirmiştir: bu dava aslında aklın ve bilimin; dini yobazlıkla, bilim düşmanlığıyla ve cehaletle mücadelesidir.

    darrow bilimi, moderniteyi temsil ederken; bryan incil'i, tanrının söylemini, gericiliği temsil eder. halk da bu kutuplaşmada saflara ayrışır elbette. dava üzerine çokça lehte ve aleyhte bildiriler kaleme alınır. ulusal ve yerel radyolar, duruşmaların olduğu her süreçte, dava hakkında tartışmaları veya aktarımları içeren programlar yapar. her radyonun bilgiye erişimi, bölgeye gönderdikleri muhabirler üzerinden şekillendiği için ve kesintisiz yayının henüz mümkün olmamasından dolayı, öznel birçok değerlendirme topluma aktarılır. bir radyonun scopes ve darrow'u, insanların maymundan geldiğini iddia edenler olarak gerçek dışı bir şekilde tanıtmasıyla birlikte dava maymun davası olarak anılmaya başlamıştır aslında dava. böylesi bir durum olsa da, muhabirlerin yani gazeteciliğin modernite ile birlikte şekillendiğini hesaba katarsak dava üzerine doğru ve olumlu etkileri yok sayılmamalıdır.

    bilim insanlarının sürece dahil olma çabaları sürekli reddedilir ve bunun üzerine tek denklem darrow ve bryan'ın birbirlerini alt etme çabalarına dönüşür. davayı sonlandıracak olan şey de tam olarak bu ikilinin arasında gerçekleşen rekabetle şekillenir. duruşmalarda sürekli incil'den atıflarda bulunan bryan, sadece ve sadece insanın tanrı tarafından yaratıldığı argümanını sunar ve tek referans noktası da haliyle incil'dir. darrow tüm bunlara felsefi ve bilimsel zeminde, çeşitli boyutlarda karşı-argüman üretse dahi hakimi etkileyemez. son çare olarak darrow tanık sandalyesine, bryan'ı davet eder. bryan bu teklifi reddetmenin bir mevzi kaybetme olarak görülebileceğinden dolayı, cüretkarlıkla teklifi kabul eder. ve davanın düğümü de darrow'un bryan'a yönlendirdiği sorular ve aldığı eksikli yanıtlar karşısında çözülür. bu ikili arasında gerçekleşen sıkı tartışmalar, aslında bryan'ı son derece köşeye kıstırır bir hâldedir. çünkü bu noktada darrow bryan'a, incil'i tam olarak okumadığını ve kitaba hakim olmadığını itiraf ettirir. öyle ki, incil'in her şeye hakim olamayabileceğini bile söylemek durumunda kalır bryan.

    dinin yönetsel mekanizmalarda etkin bir rol aldığı tennessee eyaletinde, scopes'u haklı çıkaracak bir karar çıkmayacaktır elbette. nitekim scopes dava sonucu bir ceza da alır. aldığı ceza ise çok düşük miktarda para cezasıdır. böylesi bir ceza davanın ardından bilimin, gericiliğe karşı galip geldiği anlamına gelir. bilim dünyası da davayı bir zafer olarak kabul edecektir.

    butler yasası tedavülden çok zaman sonra kalkar. öncesinde ulusal çapta biyoloji müfredatının değişmesi gerçekleşir ve evrim derslerde konu dahiline girer. buna rağmen butler yasası, değiştirilmeden yıllarca tutulur. yapılan onlarca başvuru reddedilir. en sonunda, bilim karşıtı bu yasa da tarihte sayfası kapananlar arasında yerini alır.

    dava sadece bilim dünyasını değil, kültürel yaşamı da etkilemiştir. yazılmış kitaplar, makaleler çokçadır. 1960 yılında çekilmiş olan adlı şahane bir film bulunur konuyla alakalı. siyah beyaz olan bu film, bir şekilde bulunup izlenmelidir. ayrıca türkiye'de de tiyatro oyunu haliyle çokça kez sahnelere dahil olmuştur.

    günümüzde hâlâ her ne kadar bilim üzerine etkin ve öncü bir rol oynadığı düşünülse de amerika'nın, yıllardır gericiliğin propagandasını yaptığı bir gerçek. "akıllı tasarım" adına milyonlarca lira fon oluşturuluyor bilim karşıtı akımlara amerika tarafından. harun yahya bunlardan birisiydi örneğin. aslında bu, bilimin ve aydınlanmacılığın tarihsel olarak ileri bir misyon taşımasına bir engel teşkil etse de, aktarılan paralar milyarları bulsa da, bilim ilerliyor ve insanlık elbette aydınlanmayı sürdürüyor.

    geçmiş birkaç yılda türkiye'de, yıllar yıllar öncesinden kalma fikirlerin hala korunduğunu görebiliriz. ülkenin neredeyse tekelleşmiş "bilim kurumu" tübitak, darwin resmine sansür koyabiliyor mesela. yine bu kuruma, hayvanat bahçesi müdürü atanabiliyor, dert değil. hatta yıl olmuş 2020, evrim kuramının neredeyse müfredattan çıkarıldığı bir biyoloji dersi var bu ülkenin. ve yine 2020 yılında uyarı alan öğretmenler var, derste darwin'i anlattığı için. evet evet, 2020 yılındayız... gerçi 1862 yılında ingiltere'de de maden kazası gerçekleşmişti, öyle ya!
    #191631 docendo discimus | 5 yıl önce
    2olay