-
aslında hayatta kalmak için temelde, günde yarım ekmek 3 litre su, biraz şekerli çay, biraz pilav veya makarna gibi karbonhidratlar yetiyor insana. yumurta demedim bak daha, süt demedim. ama yaklaş bi sır vercem sana :
-- spoiler --
ben restoran işi yaptım erken gençlikte. 6 sene öncesine kadar da devam etti. çok şef gördüm, çok yemek tattım, çok denedim. elde temel bir malzemem varsa, mesela patlıcandır, ne bileyim kabaktır, zarganadır*, açar bakarım yemek kitaplarına, internete. bilmediğim, denemediğim ama içindekilerin damağıma uyacağını düşündüğüm şeyleri yaparım. pazar günleri bunu denerim genelde. tatlı çok sevmem, abur cubur da çok sevmem. ama kazandibi yapıyom işte işsiz gibi. bi de zor.
temiz çalışamam yemek yaparken ama kullandığım malzemeyi hemen kaldırırım ortadan. ulan az mı geldi acaba diye tereyağının boku çıkmasın ya da ulan bi diş daha sarımsak soyayım dememek için. benim hoşuma gidiyor. kadın/erkek ilişkilerinde bunun kadının üzerine kalan bir vazife oluşu da acayip enteresan. lan illa kadın yapacaksa sen de soğanı soysana?
tabi herkes gibi benim de imza yemeklerim var. (bkz: hamburger). buraya yazmaya üşendiklerim de var elbet. sevdiğim bir misafire ya da kendimi ödüllendirmek istediğimde yapıyom onları ama. yoksa burjuva değilim. herkes gibi bende taze fasülye, türlü, nohut falan tüketiyorum. hiç bi şey bulamazsam, salçayla soğan kavurup yiyorum. ne demişler? yarım ekmek+yarım soğan+10 zeytin = huzur.