sene 2000, pamukbank istanbul 3. bölge müdürlüğünde pazarlama ve raporlama asistanı olarak çalışıyorum. zaten müdürlükte beş kişiyiz. benim dışımda herkes müdür, öyle bir ortam. ben ise içlerinde excel'in hakkını vererek kullanan tek kişiyim. ki zaten bölge müdürü sırf bu iş için beni yanına transfer etmiş. onların bir haftada hazırlayamadığı raporları bir kaç saatte bitirip kalan zamanımı ekşi sözlük'te geçiriyorum...
neyse, işte o dönemde excel temelli bir bölgenin yıldızları projesi başlattım. tüm satış personelini haftalık performanslarına göre puanlayıp sıralayan bir sistem. ve o sistemi o dönemde macrolarla da destekleyip çok pratik çalışan bir hale soktum. kendimi bir excel dahisi olarak görüyordum. öyle ki genel müdürlükten bile gelip sistemini inceleyen dayılar oldu.
sonra bir gün, benden fikir almak için birisi geldi. ve bana kendi excel çalışmalarını gösterdi. bir türkiye haritası, üzerinde iller, illerde şubeler, şubelerde veriler. tıkladıkça harita üzerinde istediğin veriye ulaşıyorsun. ama her şey yanarlı dönerli. her şey şekilli. benimki gibi kıçı kırık birkaç tablo değil, grafikli neli... tamam benim tablolarım da kişisel bazda ilgili personele grafikli bir mail gönderecek kadar işlevseldi ama adamın yaptıklarını görene kadar aslında bir bok bilmediğimi anlamış değildim. o gün anladım.
excel bilgi daarcığı işte bu nedenle sik gibidir. başkasınınkini görene kadar en büyük kendininki sanarsın.