Erdoğan'ın "10 gün içerisinde devir işlemlerini bitirin." talimatı verdiği banka. Borsa'da işlem gören bir kuruluşla ilgili yapılan bu "siyasi hamlenin" (ki bu kuruluşun diğer kayyum atanan şirketlerden farkını söylememe gerek yoktur sanırım.) somut bir sonuç doğurmasını beklemeden, -haberinin yapılması-bile "kur baskısını" artırır; zaten slumpflasyon içerisindeki ekonomiyi iyice spekülatif hale getirir. Bakın henüz siyasi ahlak, hukuki sonuçlar, dış dünyanın hal-i hazırda olan duruşunun değişimi gibi konulardan söz etmedim bile; alıştık belki de ve gurur satrancını kaybedeli çok oldu ama siyasi yaşamları boyunca hiçbir şeyin faturasını kendisine kesmemiş bir yönetimin, döviz kurunda da olduğu üzere her şeyi "dış mihraklara" yükleme çabasındaki samimiyetsizliğini görmeniz ve (bkz: dolar kuru) başlığı altında afaki yorumlarda bulunmamanız adına daha temel bir akademik değerlendirme için istikametinizi doğru yöne çevirir diye düşünüyorum.
(Not : Türkiye İş Bankası, bir mirastır ve bize de bu mirasa sahip çıkmak düşer. Lakin düşündüğümüzde bu zamana kadar gezi haricinde oturduğumuz yerden eleştirmek haricinde ne yaptık diye düşünmeden de edemiyor insan. Daha 1 ay önce, atilla yeşilada hoca ile olan gruba gönderdiğim teknik analizlerden ötürü, -görüşüne" başvurmak üzere emniyete çağrılmış birisi olarak, artık ne diyeceğini şaşırıyor insan. (bkz: kulzos yazarlarının itirafları) başlığında da yazdığım gibi kendime 3 yaşımda verdiğim sözü unutmadım, haliyle korkmadım ama ülke için korkuyorum açıkçası.)
Evet, evet; bizler, hepimiz, layık olduğumuz şekilde yönetiliyoruz. İstisnasız hepimiz, herkes..
"Acınacak yanımız, bu olayların artık bizi dehşete düşürmemesidir.." -Karamazov Kardeşler / F.M.Dostoyevski