1. çocukluğumdan beri amatör bir şekilde, 2016 yazından beri de yarı profesyonel bir biçimde sürdürdüğüm yaşam biçimi. sözlüğe hobi-aktivite-spor dalı kategorileriyle kodlasam da, tam adını olarak ifade edebilirim.

    bisiklet sürmeden önceki hazırlık safhasında yapılması gerekenleri ve sürerken yapılması-yapılmaması gerekenleri kendimce anlatıp, sonrasında bu tatlı yaşam biçiminin neler hissettirdiğini ve nihayetinde fiziksel ve mental faydalarını anlatacağım bir entry olacak. çayınızı kahvenizi veya meşrebinize göre içeceğinizi alıp kemerlerinizi bağlayabilirsiniz

    bisikletiniz olduğunu varsayıyorum, yoksa bu güzel yaşam biçimini hayatınızın bir parçası yapma kararı almışsanız öncelikle bütçenizi belirleyip yanınıza da bu işten az buçuk anlayan bir tanıdığınızı alıp bisikletçiye gidiyorsunuz. tabi öyle hoppadanak gitmiyorsunuz öncelikle internette biraz araştırma yapıyorsunuz ve şehir içi kullanım, dağ bisikleti, yol bisikleti gibi kategorilerden amacınıza uygun olan bir bisiklet türü belirleyip ona göre sizin bütçenize uygun bir bisiklet modeli belirliyorsunuz. yeni başlayanlar için benim önerim şehir bisikletidir. dağ tepe dolaşmayacaksanız asfalt yolda kullanım için en uygunudur. çift amortisörlü bisiklet görsel açıdan cazip gelse de şehir kullanımına uygun değildirler. tek (ön) amortisörlü olan bir şehir bisikleti nerdeyse her türlü kullanımınızda sizin işinizi görecektir diye tahmin ediyorum. kırk yılda bir dağa pikniğe gidiyoruz diye nasıl ki 4*4 bir araç almıyorsak, bunda da mantığı bu yönde kuruyoruz bir nevi. boyunuza/vücut yapınıza göre bisikletin büyüklüğünü belirlersiniz, 165-180 boy aralığı için kanaatimce en uygun bisiklet boyutu 26 jant olanlarıdır. bisikletinizi seçip bazı kurulumları yaptırdıktan sonra faturasını almayı unutmayın. o fatura çalınmalara karşı sizin garantiniz. bisikletinizin ön ve arka ışıklandırmalarına kesinlikle önem verin (çok fonksiyonlu olursa iyi olur). gece sürüşlerinde can güvenliğiniz için olmazsa olmazdır. bir adet korna, bir adet ayna, tercihe bağlı olarak ufak bir el pompası, yine kesinlikle olmazsa olmazınız iyi bir kask ve eldivenlerdir. tekrar ediyorum kask olmazsa olmazdır!

    kaskın hem olası kazalara yönelik güvenlik boyutu olarak işlevi varken hem de trafikte sizi diğer araçlara karşı daha profesyonel ve bilinçli gösterme gibi bir işlevi de vardır ve bu bahsettiğim işlev trafikte sizin saygı görmenizi sağlar. kask takmadan bisiklet sürdüğüm zamanlarda kuralları yoksayarak üzerime sürenler, yol vermeyenler olurken, tam teşekküllü bir halde direksiyona geçtiğimde araç sürücülerinin daha saygılı ve duyarlı olduklarını tespit ettim.

    bisikletinizi ve gerekli aksesuarlarınızı aldınız ve tüm ayarlamalar yapıldı diyelim. ilk sürüş deneyiminizden önce yanınızda olması gerekenleri sıralayalım şimdi de:

    görünebilirliği arttıracak görece fosforlu şeyler giyerseniz bu sizin lehinizedir. bir sırt çantası edinmenizi tavsiye ederim. içinde olması gerekenler bence, bir adet çakmak, yara bandı, ıslak mendil, kuru bez, biraz para, kimlik veya yerine geçen bir belge, ufak tefek atıştırmalık bir şey (kuru üzüm, bir elma vs), tornavida, küçük el pompası. ayrıca sağlam bir bisiklet kilidi almanız gerekmektedir.

    trafiğe çıkacağınızı varsayarak; karayolları trafik kanunu'nu önce kısaca bir inceliyoruz, bisiklet diğer tüm araçlar gibi trafik içinde tanımlanmış bir araçtır. bu sebeple kaldırımda, emniyet şeridinde, yaya yolunda vs sürmüyoruz. trafiğin motorlu diğer araçlara görece olarak yavaş aracı olduğumuz için yolun en sağ şeridinde seyrediyoruz ve diğer araçlar arkanızdan geldiği vakit sizi sollamak zorundalar. tabi siz yine de türkiye'de yaşadığınızı unutmadan ihtiyatlı olun ve sokaktan toplamadığınız canınızın kıymetini bilin derim ben. şayet bisiklet yolu yapılmış bir bölgede seyir halindeyseniz bu sefer o yolu kullanıyoruz ve motorlu taşıtların kullandığı yolu terk ediyoruz. dediğim gibi, trafikte bir bisikletli olarak haklarınızı ve sorumluluklarınızı bilmeniz sizin lehinizedir.

    trafikte seyir halindeyken karşılaştığınız bisiklet sürücüleriyle selamlaşmak ve küçük bir tebessüm göstermek içinizi ısıtacaktır.

    özellikle sokak köpekleri bisikletlilere karşı sebebini çözemediğim bir şekilde hoşgörülü değillerdir. dikkatli olmakta fayda vardır.

    yanınızda/mataranızda muhakkak su bulundurun ve belli aralıklarla su tüketimine önem verin. ben en geç 15 dakikada bir su içiyorum mesela. ama çok içtiğiniz zaman da şişersiniz ve sürüş performansınız düşer.

    varsayalım ki yılın belli dönemlerinde bisiklet süremiyorsunuz. sürüşü bıraktığınız ve sürüşe tekrar başladığınız tarih arasında bisikletiniz tozlanabilir, yağ sorunu olabilir, frenler ve bilimum vidalarda gevşemeler olmuş olabilir. o sebeple en az 2 ay binilmemiş bir bisiklete bineceğiniz zaman profesyonel bir destek alıp genel bir bakım yaptırmanız faydanıza olur. düzenli kullanım durumlarında ise bence kullanımınıza göre yılda 1 veya yılda 2 kez zincirin ve amortisörlerin yağlanması, yılda bir kez vidaların kontrol edilmesi ve fren mekanizmasının yılda 2 kez kontrolden geçmesi yeterlidir diye düşünüyorum.

    gelelim bu kadar teknik detaydan sonra bu yaşam biçiminin faydalarına:

    fiziksel olarak alt ve üst bacak ve kalça kaslarınızı canavar gibi çalıştıracaktır bisiklet sürmek. yine çok büyük etkisi olmasa da karın kaslarınıza da etkisi olacaktır. kondisyonunuzu arttıracak ve ciğer kapasitenizi güçlendirecektir. hayatınızda bir rutine dönüştükten sonra bazı şeyleri düzene sokma konusunda bir referans olacaktır aynı zamanda.

    mental olarak ise, öyle faydaları var ki (en azından bana) anlatamam. yeşillikli tek şerit bir dağ yolunda yokuş aşağı kendimi bırakıp olabildiğine uçuyor hissiyle süzülürken, kendimi dünyanın en özgür insanı gibi hissediyorum ben, üstelik türkiye gibi bir ülkede. neyse, şu entryden dolayı silivri'ye gitmeye niyetim yok. psikolojik olarak tamamen bir terapi olabiliyor bence. özgür hissediyorsunuz, işe yarar hissediyorsunuz, başarmış hissediyorsunuz ve hayata dair çok temel de olsa bazı dersler çıkarabiliyorsunuz. mesela ben az önce bahsettiğim o süzülüş için tamı tamına 45 dakika yokuş tırmanıyorum ve ondan sonra kendimi boşluğa bırakabiliyorum. bu da şu demek oluyor kendimce, her güzel hissin ve/veya her özgürlüğün her rahatlama anının elbet bir bedeli var şu hayatta. kıçımdan terler aka aka, bacaklarım kasıla kasıl tırmandığım yokuş sonrasında o tepenin diğer kısmına ciyuuuvvv diye inerken aslında oraya çıkmak için verdiğim mücadele bana hayata dair bu temel dersin derinliği hakkında düşünceler sunuyor. belki de ben çok kuruyorum bilmiyorum.

    toparlıyorum,

    bisiklet sürmek uzun vadede fiziksel olarak sağlıklı bir vücut ve buna bağlı olarak daha kaliteli bir yaşam sunar, mental olarak rahatlama hissi verir, antidepresan etkisi vardır ve daha da önemlisi bir sosyalleşme biçimi de olabilir. yolda belde tanışacağınız diğer bisikletlilerle sohbet edebilir, yeni dostluklar kurabilirsiniz veya bulunduğunuz bölgede bu tür turlar yapan bireysel sürücüler veya gruplar olabilir, onlarla takılabilirsiniz. ayrıca güzel mi güzel bir aktivitedir. yani uzun lafın kısası, dadından yinmez

    son uyarılar:

    tekrara düşüyorum ama;

    1- bisikletin periyodik bakımları ihmal edilmemeli,
    2- kask-eldiven gibi koruyucu aksesuarlar muhakkak giyilmeli,
    3- trafik kurallarına uyulmalı ve haklarımız bilinmeli,
    4- su tüketimine özen gösterilmeli.

    naçizane bu entryde bahsettiklerim arasında yanlışlarım olabilir, tam profesyonel değilim. eğer bilgisel bir yanlışlığım olmuşsa yorum kısmında doğrusu olduğunu düşündüğünüz bilgileri paylaşırsanız sevinirim. ayrıca unuttuğum, bilmediğim bazı önemli hususlar da varsa onları da bu başlık altındaki diğer entrylerde belirtirseniz gerek ben gerekse ilgilileri bilgilenir diye umut ediyorum.

    selam ve dua lipa.
    4aktivite, hobi