1. Artık somut bir yardım talebi, soru gelmediği sürece yazmayacak olduğum başlık idi; ta ki az önce aldığım o acı habere kadar. Son günlerde, yıllarda ülkenin her noktasında olduğu gibi burada da birçok konuda uzlaşmazlıklar mevcut. Kategorisi ne olmalı, etiketi ne olmalı, spoiler olmalı mı, olmamalı mı vb. Dolayısıyla şu an yazacak olduğum girdiyi hiçbir neden göstermeksizin silebilirsiniz gerçekten, çünkü kendi içimi ve üzüntümü paylaşacağım. Sizlerle değil, kendimle. O yüzden şimdiden okuyacak olanlar varsa vakitlerini çaldığım için kusuruma bakmasınlar. 2003'te "sinirlenince / üzülünce bir şey yapma; sadece otur ve yaz." diye kendime verdiğim sözden ötürü, yazmaktan başka bir şans tanımadım kendime. Bunlardan bize ne diyecek, düşünecek muhakkak çıkacaktır, tekrar kusuruma bakmasınlar. Okunmaya değer bir şeyler yazmayacağım yani, tekrar belirteyim.

    Milli takım kampından bir arkadaşım vardı. Elazığ'lı bir çocuk; anne yok, baba yok. Net hatırlıyorum, çok sevdiği ve gerçekten de atlet olarak başarılı olabileceği bu sporda dahi, fakirliğinden ötürü hafif siklet dövüşmek durumunda kalırdı. Zaten fizyolojik yapısı gereği minyondu ve insanların hayalindeki veya filmlerde gördüğü boksör figürlerinden oldukça uzaktı görünüm olarak. Ama seriydi, hızlıydı, gerçekten arı gibiydi; yetenekliydi yani. Ve hocaları da bunu fark etmiş, Elazığ'dan İstanbul'a milli takım seçmelerine gelmiş ve başarılı da olmuştu. Evet, atlet olarak hafif siklet özelinde başarılı olmasını sağlayacak meziyetleri vardı ama sağlık testlerinde hep birtakım değerleri düşük çıkardı. O dönem fenerbahçe kulübü çocuğa maddi sponsor olarak destek olmuş; çocuğun memleketinde gırtlağından daha farklı besinler girmesini sağlamıştı. İstanbul'da iken zaten federasyon; boksörlerin kategorilerine göre standart bir beslenme / antrenman programı uygulardı. Ama en nihayetinde köy çocuğuydu; oscar wilde'nin dediği gibi sabahları çok erken kalkardı, çünkü yapacak çok işleri vardı; hayvanları otlatmak, engelli ablasına yemek hazırlamak, sürüye çobanlık etmek gibi. Ve çok erken yatardı gerçekten, yine oscar wilde'nin dediği gibi düşünecek çok az şeyi olduğundan. Bir de boks antrenmanları yapmaya çalışırdı. Temiz havada kalkar, temiz havada yatar; farkında olmadan tamamen organik beslenirdi. Bilincinde değildi ama o fakir yaşamın avantajlarını kullanıyordu sporda da. Kilosuna rağmen dayanıklı bir çocuktu hatırladığım kadarı ile. İlkokul terk bir eğitim düzeyine sahip bir çocuktu. O yıllarda akıllı telefon yoktu, youtube / facebook falan yoktu. Haliyle kamplarda bolca sohbet ederdik, başka vakit geçirecek bir şey yoktu çünkü. Bir tek ben ve iki sporcu arkadaş daha kitap okurduk. Geri kalanlar ya kağıt oyunu oynar, ya da televizyonlar izlerlerdi. Sonra ben bir sıkıntı yaşadım, milli takımdan kovuldum, lisansım iptal edildi; sonra bıçaklandım, ölümden döndüm falan derken her şeyden bilinçli bir şekilde uzak kaldım ama o dönemden kalma hala görüştüğüm 1-2 dostum da var. İkisi de boks noktasında bir kariyer yapamamış; bir dönem Almanya'da para karşılığı dövüşerek harçlığını kazanmaya çalışmış ve sonrasında milli sporculara tanınan hak gereği akademiye gitmiş ve beden öğretmeni olmuşlardı. Evlenmişler, çoluk çocuğa karışmışlar, götü göbeği salmışlardı. Nispeten düzgün, mütevazi bir hayat yaşıyorlar yani. Arada ortak şehirlerde denk geldiğimiz zaman oturur, sohbet ederiz falan.

    Az önce o arkadaşlardan birisi aradı. "Bilmem hatırlar mısın ama bizim elazığ'lı ahmet vardı ya hani" deyince önce çıkartamadım ama sonra az önceki paragraflara konu olacak şekilde hatırladım ahmet'i. Uzatmayayım; vurulmuş, ölmüş. Bazı girdilerimde de ucundan değindiğim "statü kaygısı" veya "maddi imkansızlıklar" sebebi ile birtakım gruplara (ne olduklarını tahmin etmek zor değildir) dahil olmuş ve hiç ayrılmamış veya ayrılamamış onlardan. Bu gruplar ile gerek geçmişim, gerekse farklı sebeplerle ben de halen daha iletişim halindeyim, çok kıymetli dostlarım, ağabeylerim var; dolayısı ile boks sporu ile uğraşmış bir profesyonelden, hele de fakir bir sporcudan ne isteyeceklerini, ne vaat edeceklerini iyi bilirim. Ahmet de son yıllarda oto galeri açmış, birçok kez cezaevine girip çıkmış, milli takım kampındaki halinden fersah fersah uzaklıkta bir şatafat içerisinde yaşamış. Tabi neyin karşılığında olduğunu söylememe gerek yok sanırım..

    Şimdi oturdum, ağladım, dizlerimi dövdüm dersem yalan söylemiş olurum; evet, hatırladım ve o gariban halini düşündükçe üzüldüm, ablası yaşıyor mu falan gibi soruları bile sormayı unuttum.

    Hayatın herkese aynı derecede kibar davranmasını beklemiyorum elbette; herkes bilinçli bir aile ortamında, düzgün bir eğitim alarak büyüme şansına sahip olamayabiliyorlar. Cahildi bu çocuk, okumamıştı ama saftı, iyi niyetliydi. Bir muz yediği zaman maymun gibi sevinir, sanki nitro vermişler gibi odanın içerisinde sağa sola yumruk atardı. Bunları yazdığım için hem kendimden, hem de o çocuğun bir tane meyve yemesini lüks sayacak kadar adaletsiz bu dünyadan utanıyorum.

    Şunu iyi bilirim; bu tip sporlarla uğraşanları (özellikle profesyonel olmuşsa) birtakım kişiler takip eder; etmeseler dahi adına boks denilen sözde sporu tıpkı bir zamanlar benim de sonradan bedelini ödeyeceğim şekilde bir spordan ziyade, statü amacı elde etme amacı ile sokaklarda icra etmeye çalıştıkları için bir şekilde gözlerine çarpar. Küçüktür o dünya. Bakmayın siz şimdi ki youtube yayınlarına vb. Hele hele büyük bir adamın grubuna girecek kadar kör cesarete sahipseniz ve bir iki tahsilat da yaptınız mı hemen kapılar açılır. Filmlerde gördükleriniz senaryo değil; gerçekten güzel kadınlar, çantalar dolusu paralar (yaptığın tahsilat miktarına ve kimden yaptığına göre değişir) önüne sunulur. Nereden biliyorsun diyeceksiniz belki; sizce nereden biliyorum ? Neyse, geçmiş geçmişte kaldı.

    Ahmet ölmüş yani. Bu nahoş, gayrimeşru işler sebebi ile elde ettikleri yetmedi sanırım; doyumsuzlaştı. Ben ona çok görmüyorum bunu, bir yere kadar empati kurabiliyorum ama dünyayı anlamıyor, anlamak istemiyorum. Biraz da o yüzden ekonomiye olan ilgim bu noktaya kadar gelerek, bir dönem para kazanma aracım haline geldi. Dünyayı, fakirliği, zenginliği anlamaya, bunları kimin yarattığını, kimlerin faydasına / zararına olduğunu anlamaya çalıştım ama kim anlamış ki ben anlayacağım değil mi ? Benim derdim bunları öğrenebilmek, kendime bir izahat getirmekti ama "yarın dolar ne olur ağbi" soruları yanıtlarken buldum kendimi.

    Neyse, çocuğun ismi elbette Ahmet değil; şu an kendisine öyle hitap etmek istedim ve günümüzde çok moda olan anonimliğini bozmak istemedim. Gerçek adın Ahmet değil ama olsun; en aşağıda paylaşacağım şarkının sözleri de benden sana gelsin adamım.

    Umarım gittiğin yerde yumrukların bir işe yarar evlat ama hiç sanmıyorum. Şayet orada birileri varsa ata'yı anlat onlara; sana hiç öğretilmemiş, senin elinde olmayan sebeplerden ötürü öğrenememiş olduğun ata'yı anlat. Şu sözlerini söyle onlara : "Ben, sporcunun zeki,çevik ve ahlaklısını severim."

    Yolun açık olsun tekrar şampiyon, haydi selametle.

    "Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
    Kimi sırtüstü yatar, kimi boşta gezerken
    Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi
    Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti
    O mahallede herkes gömlek giyerdi
    Bizim Kul Ahmet bir gün bir ceket diktirdi, diktirir ya
    Mahalleye dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi
    Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti
    Herkes gömlek giyerken, Ahmet ceket giyerdi
    Konu komşuya dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi
    Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti
    Herkes gömlek giyerken, Ahmet ceket giyerdi
    Konu komşuya dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
    Leylekler lak lak edip, peynir gemisi yüklerken
    Kul Ahmet erken yatar, sabaha ya kısmet derdi
    Kimseler anlamazdı, ya kısmet ne demekti
    Herkes gömlek giye dursun
    Bizim Kul Ahmet ceketini bir de astarla kaplatıverdi, kaplatır ya
    Mahalleye dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Kul Ahmet erken yatar, sabaha ya kısmet derdi
    Kimseler anlamazdı, ya kısmet ne demekti
    Herkes gömlek giyerken, Ahmet ceket giyerdi
    Konu komşuya dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Kul Ahmet erken yatar, sabaha ya kısmet derdi
    Kimseler anlamazdı, ya kısmet ne demekti
    Herkes gömlek giyerken, Ahmet ceket giyerdi
    Konu komşuya dert oldu Kul Ahmet'in ceketi
    Bir gün bir yoksul öldü, üzüldü mahalleli
    Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli
    Kul Ahmet dedi yalan dünya, çıkardı ceketini
    Örttü garibin üstüne, kaldırdı cenazeyi
    Sonunda herkes anladı, ya nasip ya kısmeti
    Bizim Kul Ahmet birden bire oluverdi Ahmet Bey
    Ceket ise Ahmet Bey'in ceketi
    İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi
    Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
    İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi
    Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
    Barış'a sorar isen sen bu yolda devam et
    Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
    İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi
    Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
    Barış'a sorar isen sen bu yolda devam et
    Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
    İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi
    Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
    Barış'a sorar isen sen bu yolda devam et
    Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
    İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi
    Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
    Barış'a sorar isen sen bu yolda devam et"


    #178484 becoolnotfool | 5 yıl önce
    0spor dalı