1. “Eğer algının kapıları açılsaydı, her şey insana olduğu gibi görünürdü, sonsuz.”

    ismini william blake'in bu sözlerinden almış, bunu felsefe olarak kabul etmiş bir grup düşünün...

    ve karşınızda '' the doors ''

    upload.wikimedia.org/...

    grubun en büyük ilham kaynağı, aldoux huxley'in “The Doors of Perception”(Algının Kapıları) adlı eseridir.

    yani aslına bakarsanız biraz kızılderili kültürü, 19. yüzyılın en derin şiirleri, mitoloji, aşk, blues, yetenek... the doors bunlardan ibarettir.

    grup 1965 yılında jim morrison ve ray manzarek tarafından kurulmuştur. bu iki arkadaş, california üniversitesinde tanışmış, sinema bölümü okuyan sıradan genç tiplerdir. tabii dışarıdan bakarsanız...

    ray manzarek genç yaşına rağmen henüz keşfedilmemiş klavye, piyano ustası,
    jim morrison ise evinin çatı katında sürekli uyuşturucu kullanıp, şiirler yazan derin ruhlu amatör bir şair...

    bazen bu iki genç bir araya gelir, birlikte uyuşur, derin sohbetler ederler...
    favori maddeleri olan lsd ortak noktalarıdır.

    (bkz: )

    günlerden bir gün, yine birlikte lsd ''trip''lerinden birindeyken, ray manzarek jim'e yazdığı şiirlerden birini şarkı olarak okuması üzerine ısrar etmiştir.
    jim'in ne ses eğitimi, ne de müzisyenliği vardır. arkadaşı olan ray'i geri çevirmez ve ''moonlight drive'' şiirini şarkı olarak söylemeye başlar. ve böylece the doors'un ilk parçası olan, morrisonun şiirlerinden doğan ''moonlight drive'' ortaya çıkar...

    www.youtube.com/...

    bir şeylerin güzel gideceğini sezen ikili, kendi çevrelerinden robby krieger'ı gitara, john densmore'u bateriye ikna etmişlerdir. ve böylece 4 kişilik the doors grubu ortaya çıkmıştır.

    (bkz: )
    (bkz: )
    (bkz: )
    (bkz: )

    bateri çalan john, grubun tarzıyla hiç alakası olmayan biridir. okul bandosunda davul çalarak davul yeteneğini harcayan biri.
    grubun şimdiki efsane gitaristi olan robby, jazz melodileri çalabilen, hiç blues çalmamış amatör bir gitarist...
    solist olan morrison, daha önce hiç şarkı söylememiş, hiç müzik eğitimi almamış, bağımlı bir genç...
    ray manzarek ise henüz keşfedilmemiş, grubun dahisidir..

    bir süre birlikte çalıp, provalar yapan ve ''takılan'' bu gençler, morrison'ın şehri terketmesiyle her şeye ara vermek zorunda kalmışlardır...
    grubun olay çocuğu olan morrison, yine olay bir hikayeyle şehri terkeder..

    üniversitede dersleri çok başarılı olan morrison, okulu çok önemsemez. şiire ve kendi keşfetmeye yönelen morrison, hocalarından birinin isteği üzerine bir ödev yapmış, ödevi beğenilmeyince hocalarının kendi zekasında olmadığını iddia ederek üniversiteden ayrılmıştır.

    biraz yeni fırsatlar aramak için, biraz da serserilik yapmak için los angeles yoluna düşmüştür morrison tek başına...

    bu sırada ray manzarek grubun geri kalanını bir arada tutar ve provalar yaptırmaya devam eder.

    bir süre serserilik yapıp, köprü altlarında nöbetler geçirip şiirler yazan morrison, geri döndüğünde bu şiirlerini şarkı haline getirip, grubun önüne sunmuş ve the doors'un dünyayı sallayan albümleri ortaya çıkmıştır.

    www.youtube.com/...

    www.youtube.com/...

    www.youtube.com/...

    www.youtube.com/...

    www.youtube.com/...

    ve daha niceleri...

    grup ünlü olduktan sonra, insanların gözü hem zeki, hem yetenekli hem de çok tehlikeli olan morrison'ın üzerindedir hep..
    ray manzarek, grupta bass gitar yokken, klavye ile sol eli ile ritim, sağ eli ile bass alt yapısını çalmaktayken,
    insanların şımarık, zeki, egoist ve şovmen olan morrison'a olan hayranlığı grubun üyelerini rahatsız etmeye başlar, fakat kimse ses etmez..

    morrison, bu ilgiden çok memnundur. fakat kaybolmaya da başlamıştır..

    neredeyse her sahneye sarhoş, uçmuş şekilde gelen morrison, her konserde olay çıkartmaya başlar..
    insanların sahneye atladığı, polisin sahneye çıkıp konser ortasında morrison'ı tutukladığı olaylar yaşanmaya başlar..
    öyle ki, insanlar bir süre sonra morrison'ın çıkaracağı olayları görmeye gelir sadece...

    en büyük konserlerinden birinde, morrison konser saati ortalıkta gözükmez..
    ray manzarek, koşarak evine gider ve onu 3 adet lsd tüketmiş şekilde, kaybolmuş halde bulur.
    kolundan tutar, konsere getirir. ve morrison'ı sahneye koyarlar...

    morrison, seyircilere karşı oldukca cesur şekilde konuşmaya başlayıp, sahnede adeta delirmeye başlar..
    bu onların en büyük konserleridir..
    bu güne kadar hep morrison sahnede dağıtmış, grubu onu bir şekilde toplamıştır. ancak bu kez öyle olmayacak gibi...

    morrison, ıslıklar ve küfürler eşliğinde ''the end'' şarkısını söylemeye başlar. öyle ki, daha önce bu şarkı grup tarafından prova edilmemiş, morrison'ın yine acid etkisindeyen yazdığı bir şarkıdır.
    grup çalmaya devam eder..

    morrison, şarkının şu kısmına geldiğinde sözleri değiştirmeden söyler ve olanlar olur..

    father..
    -yes son..
    i want to kill you..

    mother..
    -yes son..
    i want to... fuck you all night long...

    i.ytimg.com/...

    insanlar çılgına döner.
    ''sapık piç'' tezahüratlarıyla sahneye fırlayanlar, polis... tam bir kaos vardır.
    ray manzarek çalmaya devam eder.

    i.pinimg.com/...

    morrison polis tarafından seyircinin elinden alınır ve uzaklaştırılır...

    daha sonra bütün konserleri iptal olan, bütün albümleri patlayan the doors bir süre ortalıkta gözükmez..


    ve aylar sonra the doors ''l.a. woman'' albümüyle mükemmel bir geri dönüş yapar ve tekrar zirveye oturur.

    www.youtube.com/...

    daha sonra 27 yaşında morrison'ın hayatını kaybetmesiyle, grup dağılır ve bir efsane son bulur..

    müzik olarak, ne kadar masumsa o kadar da karanlık melodilere sahip olan the doors, tüm albümleriyle tam bir efsane olmuştur.
    ancak kariyerleri boyunca, müzikleri ne kadar şöhret kazanmışsa, morrison iki katı şöhret kazanmış ve grubun müziğini gölgelemiştir.

    #176841 lizard | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0müzik grubu