Tanrı sual olunamayan hikmetinden dolayı İbrahim’i oldukça mükafatlandırır.
“Memleketinden, ve akrabanın yanından, ve babanın evinden, sana göstereceğim memlekete git. Ve seni büyük millet edeceğim ve seni mübarek kılacağım ve senin adını büyük edeceğim ve bereket ol ve seni mübarek kılanları mübarek kılacağım ve sana lânet edene lânet edeceğim ve yeryüzünün bütün kabileleri sende mübarek olacaktır.” (Tekvin, Bap 12: 1-3)
Yukarıdaki ayetlerin özeti. Tanrı, İbrahim’i ve onun soyunu yeryüzünün en üstünü yapmaya karar vermiştir. Masal çok uzun isteyen kutsal kitabın eski ahit bölümünden okuyabilir. Ben hızlandırılmış bir şekilde anlatıma devam edeyim.
İbrahim ve karısı Sara ki baba tarafından kız kardeşi olur, yanlarına Lut’u alarak kendisine vaat edilen toprakları gezmeye başlıyor. Mısır diyarına geldiklerinde karısı Sara’ya, güzel bir kadın olduğunu bu yüzden kendisini öldürüp onu sağ bırakabileceklerini söyler ve bu yüzden onlara kız kardeşi olarak tanıtmalarını önerir. Olay da aynen öyle gelişir.
Sara’nın güzelliğini hemen fark ederler ve firavuna haber gider. Firavun Sara ile evlenmek istediğini söyler ve kayınbiraderi olacak olan İbrahim’e mallar, koyunlar, sığırlar, köleler hediye eder. Aynı zamanda iltifatlarda bulunur. Ama gelin görün ki Tanrı, Sara ile evlendi diye firavuna öfkelenir. Firavunun sarayını büyük vuruşlarla vurur. Artık ne demekse büyük vuruşlarla vurmak. Firavun korkar ve İbrahim’i çağırır. “Bana neden karın olduğunu söylemedin? Neden kız kardeşim dedin,” der ve “Ben de onu karı olarak aldım.”
Masalın devamında karısını alıp gitmesini söyler. Verdiği malları da geri istemez. Kısaca firavunu söğüşlemiş olurlar.
İbrahim çıkarı için yalan söylemiş, servet edinmiştir. Yalnız bu olay tanrının eli ile gerçekleşmiştir. Akıl tutulması yaşamayan bir insan acaba böyle bir masala inanabilir mi? Eski Ahitteki bu masal Tanrı kavramına zarar vermiş olmaz mı?