sadece bir kaç yıl önce küçücük balkan milletlerinden dayak üstüne dayak yiyen ve büyük savaşla beraber öldü zannedilen "hasta adam"in zaferiyle sonuçlanmıştır.
o zamana kadar kendini beğenmişliğiyle, sürekli sorun çıkarmasıyla, hiç bir şeyden memnun olmaması ve huzursuzluğuyla bilinen zaten adı da askeri ve siyasi çevrelerin dışında pek duyulmamış olan mustafa kemal bu savaşla tarih sahnesine çıkmıştır.
ancak mustafa kemal'in çanakkale'deki rolü aslında yoktan var edilen bir roldür. kazandığı başarılar, üstlerini dinlememek, zorla insiyatifi ele almak pahasına kazanılmıştır.
hatta, çanakkale'deki görevine kendi ısrarları sonucu atanmış olup öncesinde sofya'da ateşe militer olarak görev yapıyordu. çünkü kendisinden haz etmeyen ancak potansiyelini bildiği için de içten içe kendisinden çekinen enver, mustafa kemal'in savaş döneminde ordudan uzak tutulmasında fayda görmüştü.
ülkesi ölüm kalım savaşı verirken sofya'da ateşe olarak bırakılmayı vatanseverliğine hakaret sayan mustafa kemal ise savaşa katılmak için istanbul'a telgraf üstüne telgraf yağdırmaya başlamış, sonuç olarak, ancak uzun uğraşlar, yazışmalar, ısrarlar üzerine ordudaki yerini alabilmiştir.
bir yarbay olarak başladığı savaşta, kendisine verilen görevle yetinmemiş, savaşın acı gidişatı karşısında tabiri caizse rahat durmamış, doğrudan doğruya üstlendiği rol ile savaşın seyrini değiştirmiştir.
konunun aslında herkes tarafından bilinen ayrıntılarına girmek istemiyorum ama tek bir kişinin yetkisini aşarak verdiği kararlarla böyle büyük bir savaşın seyrini değiştirdiğinin örneği tarihte yok gibidir. (idam edilmeyi göze alarak, söz dinlemeyerek, başına buyruk davranarak insiyatifi eline alması da zaten enver'in onu neden ordudan uzak tutmak istediğini açıklıyor.)
evet normal koşullarda eşi görülmemiş bir çılgınlık tuhaf bir şekilde gerçek bir kahramanlık hikayesine dönüşmüştür. savaş kaybedilseydi, ki bu kesin gibiydi, kurşuna dizilecek olan mustafa kemal, yarattığı mucizeyle, doğu dünyasının en büyük kahramanı olarak birden bire ün kazanmıştır. şöhreti, bütün dünya'ya mazlum milletlere, özellikle müslüman dünyaya yayılmış ancak bir utanç vakası olarak anadolu'da zafer için bastırılan ve üzerinde resimlerinin olduğu afişler ''sarıkamış fatihi'' enver tarafından toplattırılmıştır.
diğer yandan çanakkale savaşı kurtuluş savaşının başlangıcı ve onun zorunlu olarak belirleyicisidir. mustafa kemal bu savaşla efsaneleşmeseydi asla kurtuluş savaşına önderlik yapmaya ehil görülmeyecek, planlarına en yakın arkadaşları bile gülecekti. bu durumun sonucunu tahmin etmek zor değil. (m. kemal'e değil alternatif olabilecek, onun zeka kırıntısına sahip tek bir adam yoktu ortada!)
savaşın bir diğer sonucu, rusya'daki devrimi kolaylaştırmasıydı. nitekim çıkarmanın en büyük gerekçelerinden birisinin çarlık rusya ile itilaf devletleri arasındaki bağlantıyı sağlamak olduğu kesin olarak biliniyor. yani mustafa kemal savaşı kazanarak daha sonra kurtuluş savaşında dayanacağı temel güç olan sovyet rusya'nın da harcını atmıştır.
çarlık devam etseydi ne çok ihtiyaç duyulan yardım sağlanabilir ne de iki cephede sıkışma durumundan kurtulunabilirdi. oysa çarlık yıkılınca hem sovyet desteği kazanılmış oldu (bu da aslında çok kolay ve hızlı olmadı) hem de doğu cephesinde karşımızda kolayca alt edebileceğimiz ermenileri bulduk.
ekleme: bu savaşta bu kadar kayıp vermemizin nedeni alman genelkurmayının yanlış savaş planıdır. m. kemal ise savaş başlamadan, çıkarmanın nereden olacağına kadar doğru öngörülerde bulunmuş, gerekli uyarıları yapmış, kendi hazırladığı savunma planını sunmuş ancak bir yarbay olarak yaptığı öneriler ciddiye alınmamıştır. benzer şekilde daha sonra görev alacağı, güney cephesinde de almanlarla ve bütün orduyu almanların ihtiyaçlarına sunan enverle gerginlikler yaşamıştır.