1. geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayla iyice gündem olan konu. bir çift arasındaki kavgayı önlemek için oradan geçen 20 yaşında bir genç, kadını korumak için olaya müdahil oluyor ve adamla yaşadığı kavgada adamı bıçaklayarak ölümüne sebebiyet veriyor. olayın detayları var tabii. çocuk kaçmış, adam peşinden gidip yakalayınca bıçağı kullanmış, kendi bıçağı mıymış, acaba nasıl bir pozisyondalardı bıçağı sapladığında, tabii bir de kalbine isabet etmiş meşru müdafaa sınırının aşılması mı gündeme gelir falan. bunlar olayın tartışılmaya başlanan detayları, olaya ilişkin bir sürü de farklı şey söyleniyor haber sitelerinde. olayın detaylarını bilmeden hukuki boyutunu değerlendirmek pek makul değil.
    gelelim konunun genel hatlarına. eğer olay çocuğun anlattığı gibiyse çok üzücü çünkü genç bir çocuğun geleceği söz konusu. kavgaya müdahalesini de çocuğun gençliğine, daha çok duygularıyla hareket ettiği bir yaşta olmasına yoruyorum ben. gerçekten ülkemizde her gün şiddet olayları yaşanıyor, çok korkunç. bu konuda bilinçli olmak ve insanları bilinçlendirmek çok önemli ama fiziksel müdahale ne kadar doğru? hele ki karşıdan ne çıkacağı tamamen sürprizken? misal bu adamın 19 suçtan sabıka kaydı varmış. aslında sokak ortasında eşine, sevgilisine bunu yapmaya cüret eden adam size ne yapmaz. bu kadarı öngörülemez değil. habere göre kadın ifadesini değiştirmiş ve adamın kendisini dövmediğini, sadece tartıştıklarını söylemiş. kadın tehdit mi edildi de ifadesini değiştirdi diye tartışılıyor şimdi. kadının ifadesine baktım. adamı sevdiğini ve onun için üç çocuğunu terk edip boşandığını söylüyor. bana pek tehditle olacak iş gibi gelmedi, adam zaten ölmüş. zaten ifadesinde 'bana değil çardağa vuruyordu, ben ağlıyordum.' gibi laflar var. ifadeye bakınca benim aklıma gelen en kuvvetli olasılık çocuktan tazminat isteyeceği yönünde. tabii yeni bir olay ve detayları bilmiyoruz, konuştuklarımız da sadece olasılıklar. yani kadın doğru söylüyor da olabilir. en nihayetinde suça mahkeme karar verecek.
    bazen boşanma davalarında, şiddet nedeniyle de açılmış olsa eşler barışabiliyor. tabii evlilik içerisinde yaşanan olayların yer aldığı bir dilekçe hazırlanmış ki dava açılabilmiş. sonra barışsalar da koca gördü artık o dilekçeyi. kadın gidip 'dilekçede yazılanlar benim beyanlarım değil, kocam bana öyle şeyler yapmadı.' diyerek kendi avukatından şikayetçi olabiliyor. zaten tonla haber var bu konularda hepsini sıralamayalım ama bir de öğrencilik anısı olsun. üniversite yıllarımız, arkadaşlarım kızı kendisini hastanelik eden sevgilisinden vazgeçiremediler. hani haberlerde görüp 'yazık nasıl tehdit ettilerse kız şikayetçi de olamıyor.' dediğimiz olaylar her zaman öyle değil. çünkü insanımız kadınıyla erkeğiyle cahil. şurada bir sokak röportajı var: www.youtube.com/... maço erkek bir bok sanılıyor. kadınlarda hala 'sert olsun, masaya elini vurdu mu yeri göğü inletsin.' arzusu var. düşünemiyor ki bugün masaya vuran o el yarın kendisine vuracak. kaba bir baba, cahil bir anne, tırt dizilerden öğrenilen aşklar ve sonuç bu.
    biz zaten zorla evlendirilen, tecavüze uğrayan, ailesindeki erkeklerden şiddet gören, reddettiği erkek tarafından öldürülen kadınların haberlerini her gün duyuyoruz, biliyoruz. ben biraz da madalyonun öbür yüzünden bahsetmek istedim. bu zihniyetin eğitimle değiştirilmesi, kadınların hukukla, güvenlik güçleriyle korunması lazım. ben başka şehirde öğrenci evindeyken kardeşim aradı. üst kattaki çiftin kavgasını duymuş ve adamın kadını dövdüğünü düşünmüş, kapılarını çalmak istemiş. onun soyunduğu görev kolluk kuvvetlerinin, 18 yaşında bir çocuğun değil. bireysel olarak nasıl sonuçlanacağını bilmediğin bir kavganın içine girmek çok riskli. açıkçası ben de bazen müdahale etme ihtiyacı duyuyorum, anlıyorum da, hepimizin vicdanı devreye giriyor ama daha çok duygularıyla hareket etme eğilimindeki, insana ve hayata henüz toy olan gençleri düşününce de konuyu her boyutuyla ele alalım istedim.
    #172650 pretending | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0kavram