Bir yönetmen, senarist ya da görüntü yönetmeni kendisini "bir oyuncunun performansı filmi ne kadar ileri taşıyabilir" sorusunun cevabını vermek için ne kadar frenleyebilir?
Son yılların üzerine en çok kritik yapılan ana akım filmlerinden birisi sanırım joker. Sistem eleştirisi, senaryo derinliği, karakter derinliği, çizgi romanlarla paralelliği, joker profili, performans karşılaştırmaları, göndermeler... Salondan çıktığınızda etrafınızda muhtemelen bu kritikleri okuyup filme sistem eleştirisi diyenleri duyabilirsiniz, göndermeleri anladın mı diye birbirine soranları işitebilirsiniz; ama hayır. Bu film bunların hiç birisi değil. Bu film tamamen arthur fleck kimliğinde kendini bulmuş joaquin phoenix için içi boşaltılmış bir sahne. Arthur fleck gibi görmezden gelinen phoenix'in joker'e dönüşeceği ve bu sene akademiden aslında hiç ilgilenmediği o ödülü alacağı film bu. Neyi neden yaptığının, insanların neyi neden yaptığının cevabı yok fleck'in. Hayalle gerçeğin birbirine karıştığı hayatı doğaçlama geçiyor. Sağa sola yazıldığı gibi phoenix'in de filmi doğaçlama geçtiğine eminim. Joker'e değil arthur fleck'e hayat vermiş phoenix. Yarısını nefesimi tutarak izlediğim en gerçek, en iyi performanstı beyaz perdede.
Bilinçli şekilde teknik eksiklikler bırakılmasının tek sebebi bu: perdede hayal mi yoksa gerçek mi, arthur fleck mi yoksa joaquin phoenix mi olduğuna karar veremediğimiz joker'i izlemek...