lise sonda türev ve integralle karşılaşıncaya kadar matematiğe pek sıcak değildim. açıkçası sınavlarına da çok çalışmazdım ama hocalarla aram kötü olmadığı için bilimum şımarıklıklarla falan geçiştiriyordum.
lise 3'te bir arkadaşım bana 'knk üssün bir altı çarpan olarak geçiyor' diyene kadar üniversite sınavlarında sorulduğundan hatta matematik bölümünün neredeyse yarısını kapladığından haberim bile yoktu. ben o zamanlar matematiği sadece sayıların çarpıştırılıp bölündüğü, birbirleriyle toplanıp sonra da çıkarıldığı bir uğraş sanıyordum. bir de perkombinol var tabii.
kendisiyle lisenin son sınıfında karşılaştık. yazın sıcağında gelecek kaygısı içini yiyen gençlerin yüzüne bir kamyon gibi çarptı. tabi bana da. * geçen sene logaritmanın güvenli kollarındayken, şimdi trigonometrik fonksiyonların türevini almak için birim çemberde boğuşuyorduk.
'türev' in tanımının ne olduğuna dair sorular da oluştu kafamızda. bu kadar karmaşık gözüken bir işlemin sadece üssün bir altının çarpan olmasıyla açıklanabilmesi mümkün değildi. sonra doğrunun eğimi ile ilişkisini öğrendik. 'teğetin eğimi' dedik sonra. geometrik yorumundan sonra bir de fiziksel yorumu... 'yer değiştirmenin türevi d-dur zamana göre türevi hız oluyormuş. onun da zamana göre türevi (t'ye göre) ivme...'
bir kürenin içine yerleştirilebilecek en büyük koninin hacmini bulurken de maksimum minimum problemlerini görmüş oldum. artık bitmişti konular. ama pratikte durumum pek parlak değildi. okulda sınavları idare etmeme rağmen test kitaplarında soruların neredeyse hiçbirini çözemiyordum.
her şeye baştan başladım. kısa bir uğraştan sonra bir açığını keşfettim. çetrefilli olmasına rağmen çözümü gösteren tabelası oldulça açıktı, kümeler gibi birbirine giren çemberler yoktu. veya olasılık hesaplarken şapkadan tavşan* çıkarmama gerek yoktu.
kaldırma kuvveti sorularında kesilen iplerden bayan ben için bulunmaz bir nimetti türev. ve matematik bölümünde en büyük payı kapması da öyleydi. sorunun size gösterdiği yolu takip ediyordum ve bitiyordu.