12-13. yüzyıllarda bir kale olarak inşaatına başlanan louvre ilerleyen zamanda şehrin içinde kalmış ve yapılan eklentilerle fransa krallarının sarayı haline gelmiştir. xiv. louis kraliyeti versailles sarayı'na taşıdığında louvre kraliyet koleksiyonlarının sergilendiği bir mekan haline gelmiştir. fransız devriminden sonra toplanan komite burayı müze yapma kararı almış ve bir süre sonra uygulanmıştır. ilerleyen zamanda kısa bir süre kapalı kalmış daha sonra bonaparte tarafından napoleon müzesi olarak yeniden açılmıştır. * günümüzde overrated bir müzedir. zengin bir koleksiyonu var evet. ama aşırı zengin. gittiğimizde ilk gün sıradan başlayalım dedik. mezopotamya, antik yunan, roma, mısır derken akşam oldu. aynısından onlarca lahit yerine bir anlamı olan beş adedi yeterli aslında müze ziyaretçisine. birbirinin emsali yığın yığın bitip tükenmeyen şeyler hem yoruyor, hem bıktırıyor, bir süre sonra da dikkati dağılıyor insanın. ikinci gün de gittik, tablo galerilerini gezdik. o kadarı yetti. nedir ne değildir vitrinlerin önünde hakkını vere vere gezmek rahat bir hafta yer. ister müze yapın, ister havaalanı, o kadar büyük şeyler kullanıcı dostu olmuyor. insani boyutları aştığında hem psikolojik olarak eziliyorsunuz, hem de bedenen yoruluyorsunuz.
meşhur mona lisa tablosuna gelince: posta pulundan az hallice bir şey. iki üç metre kadar önünde bir bariyer var. tablo ayrıca saydam bir panelle korumaya alınmış. o mesafeden ve o panelin ötesinden baktığın şey üçüncü sınıf plotter baskısı olsa farkına varmazsın. bir de üstelik bariyerin önünde sürekli bir insan yığıntısı var. gayet anlamsız. büyük hayal kırıklığı oldu.
sınırlı zamanda gittiyseniz musee d'orsay çok daha tercihe şayan bir yer.