Türkiye topraklarında nereye konumlandırılacağı tam olarak netleştirilemeyen millet. Son yüzyıllık serüvene bakılınca başlangıçta kabul gören bir millet iken ulusal kimlikli cumhuriyet’in kurulmasıyla beraber cumhuriyet’in kimliği ile doğal olarak örtüşmeyen kimlikler zaman içerisinde bir şekilde asimile edilmeye ya da yok sayılmaya çalışıldı. Bu çalışmalar ilkin aslında kürtlerin de bir türk boyu olduğu ve dağlarda gezerken kart kurt seslerini çıkardıklarından dolayı kürt denilen bir türk boyunun ortaya çıktığı konuşuldu, yazıldı, çizildi. Bu düşünce tarzı çok da tutmayınca milattan sonra 7-8. Yüzyıllarda yazılan elegeş yazıtları vasıtasıyla alp urungu kürt sayıldı, alp urungu’yu kürt yapmak için baya da uğraş verildi. Alp urungu döneminde yazılan elegeş yazıtlarındaki şu cümle “körtle han alp urungu” günümüz Türkçesine çevrilirken kürt ili hakanı diye çevrildi. Bu son derece etkili bir yöntem olup baya bir ikna tarafı olan bir yoldu. Çünkü yazılı kaynaklarda geçmek demek varlığın, bir milletin boyu olunsa da kabulü anlamına geliyordu. Bundan rahatsız olan aşırı milliyetçi kesim, “sırf kürtleri türk ilan edeceğiz diye ulu hakanımıza kürt diyemeyiz” düşüncesinden yola çıkılarak gerçekler aşırı milliyetçiler tarafından ortaya çıkartıldı ve alp urungu’nun kullandığı kötrle kelimesinin kürt değil güçlü veya güzel manalarını taşıdığı türkologlarca da bildirildi.
Yok saymanın ilk iki yolu çok tartışmalı, yüzeysel, bilimsellikten uzak basit ve sıradan düşüncelerden vücut bulunca daha mantıklı bir yol arandı. Bulunan yol ise uzak geçmişte zamanla dilleri farklılaşan kürt topluluğunun aslında fars olduğu ve aslında kendilerini kürt olarak tanıtanların farsların ta kendisi olduğu konusunda yazıldı, çizdi. Bu düşüncelere pek bir hürmet edilmemesi ise en nihayet bu milletin aslında var olduğu fakat devletsiz, kültürsüz birtakım karmaşık ilişkilere sahip aşiret anlayışının ağır bastığı kabileler, klanlar denmeye başlandı. Anlaşılacağı üzere sürekli bir taraf eksik bırakıldı.
Günümüzde şimdilik Son noktayı ise milliyetçi hareket partisi başkanı devlet bahçeli koymuştur. kürtlerin tüm türkiye halkları tarafından tanınması sağlanmıştır. Bahçeli her konuşmasında anadolu’nun fethiyle başlayan 1000 yıllık komşuluğun kardeşliğe dönüşünden bahsederek bir nevi kürt halkının geçmişini 1000 yıldan ötesine taşımış ve resmen farklı bir ırk olduğunu kabul edilmiştir. Başbuğun bu konuşmasını kabul etmemek bir nevi töreye yapılan isyandır. O yüzden milliyetçi çevrelerce benimsenmesi bu noktada önemlidir. Çünkü milliyetçi çevre kendisi ile beraber muhafazakar insanları da peşinden sürükleme etkisine sahiptir. Bu konudaki en şahin kanat olan ulusalcı kesim, çoğunlukla ret düşüncesini benimsemeye devam etmektedir.
Hiçbir inkar maddenin somut gerçekliğini değiştiremez. Varlar, var olmaya devam edecekler. Evet, güneş balçıkla sıvanmaz.