içinde adalet olmayan bir şey ne kadar iyi olabilirse, maksimum o kadar iyi olabilecek bir sistemdir. bu sistemin savunucuları, kapitalizmin kaynakları çok verimli kullandığını, bir girişimcinin, karını maksimize etmek istemesinden dolayı, üretim aşamasında bütün girdileri verimli kullanarak, minimum seviyede girdinin ziyan edildiğini savunurlar. aslında bu savlarında haklıdırlar. ama çok ufak, minicik bir noktayı gözden kaçırıyorlar. kapitalizmin ürettiği mallara insanların gerçekten ihtiyacı var mı, yoksa bu mallar kapitalist sistemin insanlara ihtiyaç olarak dayattığı mallar mı? Demem o ki kapitalizm verimli bir sistem olmakla birlikte, gereğinden çok fazla üretim yaparak kaynakları diğer sistemlerden çok daha fazla israf eden bir sistemdir. e hal boyla olunca, verimli olmasının da bir esprisi kalmamaktadır.
bir örnek vererek cümlelerimi sonlandırayım. diyelim ki hipotetik bir toplum var ve bunların 100 birim mal ihtiyacı var. komünist sistem, bu 100 birim malı üretmek için 150 birim girdi kullanır ve 50 birim girdi israf edilir. kapitalist sistemde ise bu 100 birim mal 120 birim girdiyle üretilir. ama kapitalist sistem asla 100 birim üretimle durmaz. insanlara, bütün kitle iletişim araçlarıyla daha fazlasına ihtiyaçları olduğunu empoze eder ve 200 birim üretim yapar. basit bir doğru orantıyla bunun için 240 birim girdi kullanır. sonuç olarak komünizmde toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için 50 birim girdi israf edilirken, kapitalizmde 140 birim israf edilmiştir. kısacası, komünizm üretim aşamasında kaynakları israf eden bir sistemdir, kapitalizm ise tüketim aşamasında bunun çok daha fazlasını israf etmektedir. fakat tüketimi yapan hane halkımız olduğu için, bundan mutluluk duyar ve bu sistemin en iyi sistem olduğu yanılgısıyla hayatına devam eder. çünkü daha fazla tüketmektedir ve doğduğundan beri ona daha fazla tüketmenin iyi bir şey olduğu aşılanmıştır.