boyu iyice kısalmış, 2 hafta içinde sona erecek olan içinde bulunduğu ligin en heyecanlı maçlarını oynayacak olan izmir'in gururu.
son yazdığım girdiye baktım. akbilspor maçına 0 verip antalya maçını "ya tamam ya devam maçı" olarak görmüşüm. takım gene ters köşe yaparak akbil'i istanbul'da, antalya'yı da içeride fark atarak yendi. nefis kokan bir gaz bulutunun içindeyken, geçen hafta sivas maçı ile hayallerden uyanıp akbilspor maçından önceki duruma göre nispeten iyi ama paçayı gene de kurtaramamış halimize döndük. 3 maçta 7 puan topladık ama doğrudan rakiplerimiz olan erzurum belediye ve bursaspor da bu dönemde 4'er puan toplayınca, sondan bir üstteki basamaktan kurtulmaktan öteye gidemedik. istanbul takımının küme düşmeyeceğini sezon başından beri bas bas bağırdığım için 40 puan yapmış takım taraftarlarının geç gelen rahatlığını anlayamıyorum. akhisar gençlik'in küme düşmesi matematiksel olarak garantilendiğinden dolayı, son 2 düşme bileti için 3 temel aday var (göztepe, bursaspor ve erzurum belediye). eğer bu son 2 hafta garip sonuçlara gebe olursa, belki ankaragücü de potaya girebilir ama şu anda 38 ve üzerinde puan toplamış takımlar erken tatile çıktılar bence. göztepe'nin bu son 2 haftada önce bursa deplasmanına çıkıp son maçı da içeride kan davalısı ankaragücü ile oynayacak olması, düşenleri bizim belirleyeceğimizi gösteriyor. her zamanki gibi, gene kendi ipimizi kendimiz keseceğiz.
akbilspor maçında berbat oyuna karşın, alınan temiz galibiyet, antalya maçında pozisyon üretememeye rağmen, skor üstünlüğünü rahatlıkla ve erkenden ele alma ve sivas maçında korkunç defans hatalarına devam etmeye karşın, 3 kez skorda geriye düşmeyi içine sindiremeyen tavır birçok taraftar için "kimin düşeceğini belirleyen maç" oalrak anılan bursa maçı öncesi bizimkilerin en büyük artıları. dev bir eksi var ki; bütün artıları yok ediyor benim gözümde: sakatlar ve cezalılar. kırmızı kart cezalısı wallace reis, haftalardır oynayamayan yasin öztekin, sivas maçında adalesi atan cameron jerome, gene adale sakatlığı sebebiyle uzun süredir tam performansını sahaya yansıtamayan serdar gürler ile kronik sakatların büyük kısmının stoperde olması bursa maçını en iyi kadro dizilişiyle oynayamayacak olmamıza neden olacak. 4-2-3-1'i bu zorunluluklar sebebiyle bırakıp 4-4-1-1'e dönmüş ve 5 hafta gol dahi atamamış takıma doğrudan olmasa da, dolaylı yoldan yeni bir kimlik kazandırmış tamer hoca, hafta boyunca beyin yıkayacaktır. yukarıda saydığım isimlerin hiçbiri pazar günü sahada yer alamazsa, bursa'nın bizi hacamat edeceğini düşünüyorum. zaten biletlerin hepsinin bittiği ve karaborsacıların euro üzerinden satışlar yaptıkları da ortaya çıktı. bursa'nın 45 bin kişilik stadının pazar günü kapasite aşımına uğrayacağı noktasında birçok kişi hemfikir.
bursa maçı nasıl biterse birsin; iş son maça kalırsa, ankaragücü'nü izmir'de öyle ya da böyle yeneceğimizden eminim ben. asıl sıkıntı, erzurum belediye'nin kalan 2 maçı: fenerbahçe ve kayseri (deplasman). eğer fenerbahçe'ye kendi evlerinde yenilirlerse, o zaman biraz daha rahatlayacağız çünkü bursa bizi yense bile, son maçında malatya'ya gidecek. malatya'nın uefa şansının bitmiş olması kötü görünse de, ligin son maçında kendi seyircileri önünde oynamaları onlara yeterince destek olacak ve bursa'ya karşı "hiçbir amacı kalmamış takım" olarak oynamayacaklardır. aslında biraz daha hayal kurup ankaragücü'nü de potaya sokmak mümkün. bu hafta sivas'la ankara'da karşılaştıktan sonra son maç izmir'e gelecekler. sivas geçen hafta bize izmir'de kök söktürmüştü. aynısını ankaragücü'ne de yapıp, bir de yenerlerse, ankaragücü'nün son 2 maçta 0 çekmesi de ihtimal dahilinde. ama düşme tehlikesi olarak pek bir şeyden söz edemem. bu hafta bursa ya da bizim kazanmamız halinde ankaragücü'nün düşme ihtimali oldukça azalıyor (bence bitiyor ve rahatlıyorlar). evet, aynı o karikatür deki gibi, hesap kitap yapmak zorunda olduğumuz 2 hafta içine girdik.
son iki haftaya girilirken, düşme riskini en çok hisseden takımların bursa ve biz olmamız kanıma dokunuyor. kasımpaşa'nın, ankaragücü'nün, rize'nin, kayseri'nin, alanya'nın, antalya'nın, konya'nın, malatya'nın kafaca çoktan rahatladıkları zamanlarda, elimize geçen fırsatları heba etmekle meşguldük. umarım ne bursa düşer ne de biz düşeriz. her iki takım da "düşerse, tekrar çıkar" imajı çiziyor, biliyorum ama alt liglerde hiç yer almamış takım taraftarlarının hezeyanı bu. alt liglerde, sizin türkiye'nin en göz önünde olan liginde haftalarca tartıştığınız kararlar, maçlardan sonra bile tartışılmıyor, medya hiçbir şekilde bu liglerdeki maçlarla ilgilenmiyor, yenen haklar, şaibeler, takım kayırmalar, onurunu satmalar her hafta üst üste tekrarlanıyor ve arap sermayesinin himayesine aldığı türk futbol kamuoyu birkaç takımın peşine takılmış, avel avel maç izleyip yorum yapıyor. belediye destekli, proje olarak hazırlanmış, peşlerine takılmış taraftar sayısı bir avuç olan kulüplerin hepsinin yok olması bu arap sermayesi tehditinden kurtulmaktan da büyük bir adım olacak. göztepe gibi, bursaspor gibi, sakaryaspor gibi takımların "dış kapının mandalları"nın sevgisine de, hoşgörüsüne de ihtiyacı olmadıklarını düşünüyorum.