sözleri ve müzikleri fikret kızılok'a ait olan, mustafa kemal'in mektuplarından ve notlarından yararlanılarak kendisinin ağzından kronolojik bir şekilde hayatının anlatıldığı 'mustafa kemal devrimcinin güncesi' adlı albümün 15. ve son şarkısı. www.youtube.com/... sözleri :
hesap vakti gelmişti.
tarih, alışkanlığından vazgeçecek,
kimsiz, kimliksiz, kişiliksiz kalanlar, şimdi kendi yazgılarını yazacaklar.
ne ezen olmalıydı ne ezilen...
her ulus, kendi bağımsızlığını kendisi yaratacak.
eğer siz, bu işleri başkaları adına yaparsanız,
bunun adına, emperyalizm denir.
oysa biz,
emperyalizmi kahretmeye geliyoruz!
''hakimiyet milletindir!'' dediğimde, acaba ne anlıyorlardı?
ama anlayacaklardı,
savaştıkça anlayacaklardı,
kazandıkça anlayacaklardı!
bir gün ressamlar, kahramanlık yüzünü kaybederlerse,
gitsinler yıldırım'ın resmini yapsınlar.
aksak timur, şimdi yaşasaydı,
belki de aynı şeyi yapacaktı...
şu gencecik çocuklara bak!
yeni zelandalı, avusturalyalı, anzak ve yunan için,
anlamsız bir savaşın garip mezar taşları değiller mi?
işte şimdi bizden öğrenecekler;
özgürlüğün ne olduğunu,
bağımsızlığın ne olduğunu,
içleri rahat, yanıbaşımızdaki mezarlarda.
daha ilk meclis açılırken, oradakilerin çoğunun ulus kavramı yoktu.
padişah, hilafet ve ümmet...
bundan başka kişiliği olmayanlarla,
böyle bir özgürlük savaşı nasıl kazanılacaktı?
diyelim ki kazandık,
bu savaş kimin adına kazanılacak!
ana kalbi işte,
düşündüklerimi ve arkadaşlarımı tanıdıkça,
başıma bir şeyler gelecek korkusuyla pamuk elleriyle okşamıştı beni.
"mustafa'm" dedi, "korkuyorum. padişaha karşı mı geleceksin?"
''gün nasıl doğacaksa, sen beni nasıl doğurduysan anacığım.''
güneşe bak, doğudan doğacak güneşe bak!
güneşe bak, doğudan doğacak güneşe bak!
gün nasıl ağarıp gelecekse,
nasıl ki rüzgar bulut olacaksa
buluta yağmur el deyecekse
yağmura toprak can verecekse
güneşe bak, doğudan doğacak güneşe bak!
güneşe bak, doğudan doğacak güneşe bak!
ne din, ne ırk...
sen, ben var.
ne dün, ne bugün...
yarın var.
sonra ateş, sonra kan, sonra ihaneti gördük!
ihaneti ateşle yakıp, aydınlatıp,
korku korkudan kaçıp, ressamlar bizim resmimizi yaptılar!
gencecik yeni zelandalı, anzak, avusturalyalı,
koyun koyuna, bağımsızlığın resmini bizden öğrendiler!
güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
aydınlattık,
korku korkudan kaçıp, doğudan doğdu güneş!
ilk defa karanlık korktu!
ihaneti ateşle yakıp, aydınlattık!
insanlar, bilinçlendikçe, kişiliklerini ister;
milletler de öyledir,
kabiliyetlerini keşfetmek, zengin olmak isterler.
bu zenginlik,
başkalarının açlığı pahasına olursa
işte o zaman iş değişir!
önünde sonunda hesabı sorulur.
din adına, ideoloji adına başka milletleri boyunduruk altına almak;
işte biz buna emperyalizm deriz.
gerçek bir devrimcinin amacı,
egemenliğin kayıtsız ve şartsız ulusta olmasını sağlamaktır!
tam bağımsızlık, dünya milletleriyle kardeş olmak demektir.
ırk esasına dayanan düşünce unsurları, insanlık ailesine üvey evlat yetiştirmek demektir.
bilinçlenen bir toplum, demokrasiden korkmaz.
halkını cahil bırakan insanlar. eninde sonunda kahrolurlar!
fakirliği paylaşmakla zenginliği paylaşmak, ayrı ayrı şeylerdir.
sosyal devlet, emeğin ve geniş halk kitlelerinin refahı demektir.
bunun kaideleri bellidir.
ne üç beş kişi parası ile dünyayı değiştirebilmelidir
ne de devlet zalim olmalıdır!
insan zekası ve kültürü, soyut ve somut kavramlarıyla bir bütündür.
sanata, bilime ve söylediğin türküye ekmek kadar acıkıyorsan ne mutlu sana!
barış zeka ürünüdür,
savaş aklı olmayanlara aittir.
eğer uğruna savaşacak bir şeyin varsa
o olsa olsa özgürlüğündür, bağımsızlığındır!
zaman, akacak ve gidecektir.
hiçbir şeyi tabulaştırma,
dogmalara karşı koy!
büyük devrimlere gereğin kalmayacak kadar devrimci kal yeter.
eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur!
sakın kurtarıcı bekleme,
yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım!