1. çoğu kişi için sadece "kendine müslüman" olmaktır.

    gerçekten dindar olan (ve benim gibi olmaya çabalayan) kesimi bu sözlerimin dışında tutacağımı belirterek başlayayım. ancak hepimizin malumu olan ve dindar değil "dini dar" yani "dinci" olan tayfa için söyleyecek birkaç şeyim var elbette.

    yurt dışına hiç çıkmadım. dolayısıyla başka ülkelerde nasıldır bilemem. fakat bizde insanlar, bir kula düşmeyen her şeyi kendilerine vazife edinerek, hâşâ ALLAH rolüne soyunmakta bir beis görmezler. din neyi emrediyorsa tersini yapmaktan çekinmezler.

    Örnekler;
    " Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. " ( Zümer sûresi, âyet 3) açık ayetine rağmen cemaat liderlerini taparcasına sever ve her şeyin üzerinde tutarlar.

    dini konularda son karar ve hüküm merciinin ALLAH olduğu bilindiği halde, insanları "cennetlik" ya da "cehennemlik" diye kafalarına göre ayırırlar.

    "Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı? İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar! Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar." (Maun Suresi) ayetlerine rağmen, hak yiyen birini sırf başı secdeye değiyor diye mübarek adam olarak görürler. Hz. Ömer'in “Kişinin namazı, orucu sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Fakat güvenilir olmayanın dini de olmaz.” sözünü akıllarına bile getirmezler.

    "Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle dâvet et!” (en-Nahl, 125) ayetine rağmen, karşılarındaki insanın inançsız olduğunu ve yanlış yolda gittiğini düşünüyorlarsa etmedik küfür bırakmazlar. ağızlarını bozmaktan hiç çekinmezler. güzel ve gönül alıcı konuşup İslâm'a ısındırmak yerime islamiyet'ten iyice nefret ettirirler.

    "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Mâide - 8) ayetlerine rağmen haksızlık yapmaktan, iftira etmekten, adaletsizliğe göz yummaktan kaçınmazlar. kendilerine kinlendikleri insanlara kötülük etmeyi bâtıl ile savaşmak, ALLAH yoluna hizmet etmek olarak görürler ve bunun caiz olduğunu zannederler.

    ...

    aslında daha sayılacak çok şey var, ama bu kadarı örnek olması bakımından yeterli.

    bu ülkenin %99'unun müslüman olduğu iddia edilir. fakat sadece Müge Anlı'nın programını izleyerek bile o oranın hiç de öyle olmadığını görebiliyoruz. insanlar heves ettikleri şeyler uğruna başkalarını ezip geçmekten, sabah akşam oturup milletin namusuyla ilgili dedikodu yapmaktan, canlarını sıkan herhangi birini öldürüp bir kenara atmaktan hiç çekinmiyorlar.

    bir de, özellikle son zamanlarda, biraz da siyasetçilerin etkisiyle, karşısındaki müslüman insanlara kafir demekten utanmayan insanlar türedi. bu konuyla ilgili hükümler açık ve net olarak bellidir. alıntı geliyor (islamveihsan adlı bir sitede buldum):

    "Kim bir adamı ey kâfir diye çağırır veya ona ey Allah’ın düşmanı derse, o adam da böyle değilse, bu söz, söyleyenin kendisine döner. Bir müslümana kâfir demek yasaklanmış olup, böyle bir sözü söylemek câiz olmadığı gibi, bu şekilde inanmak en büyük günahlardan sayılır."

    evet alıntıdan da gördüğümüz gibi, karşısındakini kafirlikle suçlayan insanlar aslında kendi topuğuna sıkıyor. dinden, dinin hükümlerinden, ALLAH'ın yapılmasını ve yapılmamasını istediği şeylerden bihaber olarak bir şeyleri hayata geçirmeye çalışınca, işte sonu böyle kendi bindiği dalı kesmek olabiliyor. yani özetle müslümanım diyen insanların çoğu öldüklerinde çok kötü sürprizlerle karşılaşacaklar diye düşünüyorum. aslında normalde sürpriz olmaması gereken şeyler bunlar. ALLAH uzak durulması gereken her şeyi güzelce bildirmiş insanlara. fakat bizim okumaz, araştırmaz, anlamaz insanlarımız için bilerek ya da bilmeyerek gerçekleştirdikleri bu eylemlerin sonucu, cennet beklerken belki de cehennemle karşılaşmak olacak. yine en doğrusunu ve herkesin kalbinde gerçekte neyin yattığını ALLAh bilir tabi ki.

    sözlerimi 2 konuya daha değinerek bitireyim. bunlardan ilki, sabah akşam kafasına göre fetva üreten, fakat bu fetvalara bakıldığında en ufak mantıklı ya da dine uygun bir yanı olmadığı görülen, âlim geçinen insanlar. hatırlarsanız mısır'da birkaç sene önce, müslüman erkekler ölen eşleriyle ilk 6 saat daha seks yapabilsinler gibi bir talebi hiç utanmadan parlamentoya götürmüşlerdi. fetva değil belki, ama böyle bir şeyi istemek bir müslümanın aklından dahi geçmemeli. neyse konuya döneyim. olur olmaz fetvalar verenlerin ve bunların yönlendirdiği kişilerin durumuna ilişkin:

    ""Allah Teâlâ, ilmi kullardan soymak suretiyle çekip almaz. Ancak ilmi, âlimleri almak suretiyle ortadan kaldırır. Allah hiçbir âlim bırakmayınca da, insanlar bir takım cahil başlar edinirler ve onlara sorular sorarlar, onlar da ilimsiz fetva verirler. Bu yüzden de hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar." (Buhari, İlim, 34; Müslim, İlim, 13, 14; Müsned, 2/162)"

    ikinci konu; sadece kendi yaşadığı dini doğru zannedip, başkalarını beğenmeyen kişi ve mezheplere gelince:

    "“Yahudiler yetmiş bir (71) fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Hristiyanlar yetmiş iki (72) fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Bu ümmet de yetmiş üç (73) fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girer.”(Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İman,18; İbn Mace,Fiten, 17; İbn Hanbel, 2/332)."

    mutlaka şunu da yazayım diye düşünüp unuttuğum şeyler vardır. onları da sonradan editleyebilirim. olmazsa diğer arkadaşlar illa ki tamamlayacaktır diye düşünüyorum.

    bu arada, ateist arkadaşlara da söylemek istediğim bir şey var yeri gelmişken. türkiye'de olup bitenlerden sorumlu olan başlıca şey din değil, cehalet. eğer her kötülüğün başı din olsaydı mesela İslâm'ın altın çağı diye bir dönem olmazdı. ayrıca bugün teknoloji ve bilimde son derece ileride olan toplumlar da %100 inançsız toplumlar değil. museviler, hristiyanlar ya da herhangi başka bir şeylere illa ki inanıyorlar. ancak bu onların okuyup araştırmalarına ve kendilerini geliştirmelerine engel değil. bu dünyada da karşılığını gayet güzel alıyorlar bu nedenle.

    o yüzden lütfen bazı şeylere öfkenizi kusarken ben ve benim gibi bilimle uğraşan, haksızlığa, yalana dolana vb şeylere sonuna kadar karşı olan, toplumsal ahlak konusundaki birçok şeyde sizinle hemfikir olan, kısacası iyi bir müslüman, iyi bir insan olmak için gayret eden, kimseye zararı dokunmayan insanları da aklınıza getirin ve sözlerinizin bizi incittiğini bilin. eğer din olmasaydı da cahil bir toplumu başka şeylerle etkiniz altına alabilirdiniz. terör örgütleri, mafya vesaire gibi... bu nedenle önemli olan tek şey cehaletten kurtulmak. gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir.
    #140874 kokosh | 6 yıl önce
    0tespit