mutsuz ve üzgün ve depresif arkadaşlara ayrı ayrı yorum yazmak yerine hazırladığım minik bir klavuz. birincisi acısını çektiğin şey ya da durum her ne ise öncelikle onu kafanda sadeleştirmen gerekir. Bunun için matematiksel denklemleri kullanmak çok işe yarıyor, ben öyle yapıyorum. Matematik sevmiyorsan, sevdiğin alan ne ise ona dair benzetmeleri, analizleri, yöntemleri, düşünce tekniklerini vb kullanabilirsin. Katagorize etmek, olabildiğince açık yüreklilikle ortaya koyup sınıflandırmak önemli. Bu şekilde hem sadeleşir, hem düşünce ve duygularını netleştirir, hem de zihnini başka bir şeye yönlendirdiğin için rahatlarsın. İkincisi, kimse kimseyi anlamaz. Aslında başkasını dinlerken ve anlamaya çalışırken bile kendimizle ilişkili olarak dinler ve anlarız. Yani ancak deneyimlediğimiz duygularla ya da olaylarla ilgili empati kurabiliriz. Bir arkadaşınıza derdinizi anlattığınızda nesnel olarak sizi dinleyip anlamasını bekleyemezsiniz, o kişi anlattığınız şeyden çok size vereceği cevabı düşünecek, kendi öznel yargılarından yola çıkarak yeniden anlamlandıracak ve kendince ulaştığı sonuç çerçevesinde sizi anlayacaktır. Aksini söyleyen ya toydur ya da cahil. Neyse, başkalarının seni anlamasını istiyorsan, anlattığın şeyi, onlarla ilişkili hale getirmeli, onların dilinden, onların duygularından ilham alarak konuşmalısın. Katagorize etmek burada da işe yarar, duygu ve düşüncelerini aktarmanı kolaylaştırır. Üçüncüsü, acı, hayatın parçası ve vazgeçilmezidir. yaratıcılığı ve üretimi tetikleyen en önemli mekanizmalardan biridir. Fakat,varoluş acısı, hayata dair sorgulamalar, içsel hesaplaşmalar falan, başka insanlarda boş işler, bahaneler, sürekli tekrarlanan buhranlar olarak tınlar.Ne yaparsan yap bu böyle olacaktır. tabi bunu bir ürüne dönüştürmezsen. Van gogh ya da nietzsche'yi bugün biliyorsak bunun nedeni onların acılarıdır. Acılarını ürüne dönüştürmüş olmalarıdır daha doğrusu. İlla bilim insanı ya da ressam ya da filozof olman gerekmez, ürün her şey olabilir; şiir yaz, çiçek ek, sokak hayvanlarını besle, gün batımını izle, annene yemek pişir, arkadaşlarına güzel bir anı bırak... Her şeyin güzelleştiğini göreceksin. son olarak kendinden uzaklaş. Kendin, bulunacağın en tehlike yerdir. Hislerini orada bırak ve bakış açını değiştirecek şeylerle oyalan. Döndüğünde hislerinin nasıl olgunlaştığını ve kendine bakış açının nasıl değiştiğini göreceksin.
söylediklerim sana doğru gelmeyebilir, sende işe yaramayabilir, sen bunları yapmak istemeyebilirsin, istesen de başaramayabilirsin, bir noktada yorulup pes edebilirsin. Hayal kırıklığına uğrar, vazgeçer, değişirsin belki. olsun! Yaşamak böyle bir şey zaten...