1. Hayattaki en büyük şansım, artık başka şehirlerde yaşıyor olsak da. Bazen daha antrede ayakkabılarımızı bile çıkarmadan kendimizi halıya atıp saatlerce konuştuğumuz olurdu. Üzgün olup odama kapandığım gecelerden sonra sabah kapımı açınca onun işe giderken benim için bıraktığı post it’leri bulurdum. Kahve koyacağında üşenmez, bulaşıkların arasından sevdiğim kupayı yıkar, kahvemi onunla verirdi. Üniversitede benim üst dönemimdi ve benden önce mezun oldu. İhtiyacım olur diye tüm notlarını saklamış, kaç gece saatlerce çalıştı benimle final dönemlerimde, sabahın köründe duruşmaları varken bile. Mezun olurken şakayla onu da tebrik ettim hatta ‘ikinci diplomanı aldın sen de.’ Diye.
    Çok güldük, ağlarken bile güldük. Üstesinden gelemeyeceğimizi sandığımız şeylerin üstesinden nasıl gelindiğini öğrettik birbirimize. Doktordan döndüğümde ağlamaktan gözleri şişmiş bulmuştum onu evde. Kıyamadım, şakaya falan vurup güldürmeye uğraştım biraz. O dönem fark etmiştim ki hayatta yalnız kalma korkusu ve benim yokluğum onun için doğru orantılı. Hazır Korku demişken, ben korkularımla boğuşurken akıl vermeden önce ilk söylediği ‘ben yanındayım.’ Olurdu, oldu da. O kadar ki ben sözüne bu kadar sadık başka insan görmedim maalesef.
    Öğrencilik en boş vakte sahip olunan, en özgür ve en parasız dönem oluyor herhalde. Biz hiç sıkılmadık. Bazen bir arkadaşımızdan bahsederken onun taklidini yapmaya başlar, ben de başka biriyle sürdürürdüm. Bir yerden sonra günlük hayatta karşılaştığımız ilginç bulduğumuz insanların da taklidini yapmaya başladık evde. Eğleniyorduk ama aslında bunun bize çok katkısı oldu. Daha çok gözlemlemeye ve doğal olarak insanların hareketlerinin ardında yatan şeyleri daha çok görmeye başladık yavaş yavaş. Daha az yargılar olduk böylece. Ama artık birimize de en ufak bir yalan söylediğimizde yakalanıyorduk, kaçamaz olmuştuk hahah.
    Şimdi aklıma gelmeyen böylesine tonlarca şey işte. Maddi sıkıntılar çektiğimiz yıl da babasıyla tanıştığı yıl da hastalıklarla boğuştuğumuz yıl da birbirimizi güldürdük. Zaten hepi topu üç yılımız oldu, onda da böyle burnumuzu boktan zor çıkardık. zor geçti dediğimiz bu yıllar, en çok güldüğümüz zamanlardı. arkadaş grubumuzdaki toplanmaların çoğu bizim evde oldu. Yılbaşları, doğum günleri bizde geçirildi. O evden taşınırken eve hep birlikte veda ettik.

    Tüm bunlar benim için çok önemli çünkü ben bu süreçte kimsenin mutsuzluğuna ortak olmak istemediğimi anladım. Hayatın getirdiği her türlü zorluğa karşı birlikte savaşmaya varım. Ama bu, kendi yükünü atma derdinde olan, ilişkilerine özgüven eksikliğini ve komplekslerini yansıtan, çözüme yanaşmayıp sadece söylenerek acısına ortak arayan insanlarla mümkün değil. 20li yaşlarda çoğu insan aslında bir yetişkin olduğunun farkında değil. Ben yanımda en çok zorlandığım anlarda bile yüzümde gülümsemeye sebep olacak insanlar istiyorum.
    Kaç aydır bu şehirde nasıl yalnızlık çekiyorsam iki cümle yazayım diye girip içimi döktüm resmen.
    #133163 pretending | 6 yıl önce (  6 yıl önce)
    6yakınlık derecesi