1. 2
    bir sosyolog olarak filmin toplum için verdiği mesajlara değinmek istiyorum. öncelikli olarak bireyin toplum içerisindeki rolünün, başka insanlar ve (toplumu yöneten diğer kişiler) toplumsal kurumlar tarafından (aile, devlet, din, ekonomi vs.), -birey toplumun içine doğduğu an da- belirlenmiş olmasından söz ediliyor. birey farklılaşmak, toplumun değer yargılarından sıyrılmak istemektedir fakat bunu kolay kolay yapamaz. aynı filmde truman'ın sahip olduğu bir takım korkular gibi gerçek yaşamdaki toplumsal bağlılığı perçinleyen korkular bireyin bunu yapmasına, farklılaşmasına engel olur. truman sudan korkuyordu. insanlar ise tanrı'dan, binlerce yıldır onun yeryüzündeki simaları olarak görülen din görevlilerinden, toplum tarafından dışlanmaktan vs. daha birçok sebepten dolayı farklılaşamıyor, aykırı insan olamıyor.


    -- spoiler --


    aynı truman'ın filmin sonunda korkusunu aşıp suda ilerlemesi ve en sonunda kurucuyla konuşup özgürlüğü seçmesi gibi gerçek yaşamda da birey, toplumun dayattığı değer yargıları, bu normlar çiğnendiği zaman oluşabilecek sonuçların korkularını aştığında onu yönetene, belki var edene, belki hiçbir şeye değmeden özgürlüğe ulaşacaktır.


    -- spoiler --



    film bize, toplumun birey için var olması gerektiğini de göstermek niyetinde. toplum bireye hizmet eder, toplumu yönetenler (siyaset kurumu) bireyi toplumda tutmaya çalışır, bunun için de din, aile, ekonomi, eğitim gibi birçok sosyal ve toplumsal kurumu kullanır. birey toplumda kaldıkça toplumun bir parçasıdır ve topluma hizmet eder. karşılıklılık ilkesine bağlıdır durum. birey toplumdan ayrılırsa kitleler halini alabilecek bir durum ortaya çıkar. birey bireyleşirse toplum bağları zayıflar. bireyin olmadığı bir yerde toplumdan da söz edilemez. toplumun olmadığı bir yerde devletten, kurumlardan söz edilemez. bu basit ama birçok detayı içerisinde barındıran denklemin kilit noktası insandır işte. insan rolünü yapacak ki toplum yaşasın. toplum yaşayacak ki kurumlar yaşasın. kurumlar yaşayacak ki insan yaşasın.

    sosyolojik bakış açısından psikolojik bakış açısına da bir müddet geçiş yapmak lazım. insan sürekli olarak kapana kısılma hissiyatını yaşamakla beraber, filmde bahsedildiği üzere illaha ki bu kapanın başkaları tarafından kontrol edildiğini düşünmüştür. hatta ötesinde tüm evrenin kendisi için var olduğunu. öyle ki kimse "yaşamı boyunca bir kez dahi olsun kendini gerçekliğin temeline koymadığı"nı iddia edemez. insan denilen yaratık, yani biz ırk olarak diğer varlıklardan kendimizi öte görmeden hemen önce birey olarak öte görürüz. yanılmıyorsam her üç rus'tan ikisi süper güçlerinin olduğuna inanmakta. öyle ki ben küçükken dişlerimi sıktığımda kulaklarımın açılıp daha çok duyması olayının sadece bana özel olduğunu sanırdım. çevremde göz bozukluğu olan insanlar fazlaydı (tabii ben bunu o zamanlar bilmezdim), buna bağlı olarak çok keskin gözlerle uzaktaki yazıları okuduğumda ve yanımdaki bir takım insanlar okuyamadığında da aynı özel insan efekti beynimde canlanmıştır. bu tür ve buna benzer olaylardan kim özel olduğunu küçükken hissetmemiştir ki?

    bir diğer mesele ise filmde gerçek dünya özgürlüğü simgelerken, gerçekte sahte bir dünya özgürlüğü simgeler. özgürlük, bir dünyadan diğerine geçebildiğinde seninledir. insan denen varlık bunu sadece hayal gücüyle yapabilir. insan olmayan varlıklar ise zaten insanlardan başka bir dünyadadırlar. buna kediler de dahil. ah kediler. onları neden truman show'da kullanmadınız ki!
    #132063 benjalin frankmin | 2 hafta önce
     
  2. tümünü göster