sahip olunmuyor bir kere. O kendi kendine dallanıyor, keşfediyor, her yaşta bir adım uzaklaşıyor senden, rahim, meme derken tek tek bağlarını kesiyor. Arada tutamasam da onun birey oluşuna saygılı şekilde büyüttüm onu. Özgüvenli, kendini ifade eden, cesur bir birey var karşımda. Bilmiyorum başarılı mıyım ama çabalıyorum. Çok başka bir aşk..
Böyle dünyaya çocuk getirmek bla bla diyenleri de anlamıyorum pek, bu kişisel bir tercih, kimse kimseyi anne ya da baba ol diye zorlayamaz ya da ayıplayamaz, kontrolsuzce bir sürü doğurup kendine de çocuğa da zarar verenleri tenzih ederim. ( hastanede suriyeli genç kadın gördüm, benden 10 yaş küçük, ama 20 yaş büyük görünüyor, yılmış hayattan, 5 çocuğu var, bir de 6.sı için tüp bebek tedavisi istiyordu doktordan, aklını mı kaybettin dedim, o ne ya, amaonun söz hakkı yok kı bunun için öte yandan)
Bu konuda tespitini pek yerinde bulduğum film İdiocracy, zeki çiftler hic dogurmaz ya da tek çocuk yaparken düşük zekalı, ya da eğitimsizler bol bol doğuruyorlar, gün geliyor tüm dünya gerizekalılardan üreyen veletlerle doluyordu.:) Günümüzde dünyada işte o gelişmek yerine çoğalmayı seçenlerin bizim için uygun bulduğu liderlerle yaşıyoruz. Biz derken Amerika'da da aynı bu.