yerini farklı öğrenme ve eğlenme biçimlerine bırakması kaçınılmaz, nostaljik alışkanlıktır.
Bu girdiyi yazmama vesile olan bir arkadaşımın bana sorduğu soru ve benim ona düşünmeden verdiğim cevaptı aslında.
Ondan önce tanımla ilgili açıklamamı yazayım:
Kitap okumak zihni en çok yoran faaliyetlerden biridir. kelimelerin zihninizde görsel ve işitsel karşılıklarının oluşması, parça parça (harf, kelime,cümle) zihninize ulaşan bu verinin, birleşip bütünlüklü bir anlam ifade eder hale gelmesi gerekir. Bu yüzden, sinema, belgesel ya da artık herkesin kendi telefonuyla kaydedebildiği videolar gibi görsel ve işitsel malzemeye dayanan türler, kitap okumaya göre çok daha yaygınlaştı. zihninizin yüklenmesi gereken işi büyük ölçüde hafifleten bu mecralara yönelmeniz kaçınılmaz. İnsan, doğası gereği kolay olana yönelir çünkü.
Bizim gibi kitap okuyarak büyümüş insanlar için kabul etmesi oldukça zor. E-book gibi dijital ortamlarda okuyabileceğiniz kitaplar bile (içerik aynı olsa da) elinize alıp kıvırarak okuduğunuz kitabın tadını vermez çünkü. Peki bizim bu memnuniyetsizliğimiz bir şeyi değiştirir mi? Korkarım ki hayır.
Dijital teknolojinin öncesinde bilgi aktarımının en sağlıklı yolu yazılı eserlerdi. Bu sayede Homeros'u, Platon'u, öklid'in geometrisini, newton'un fizik kanunlarını biliyoruz. Yazılı eserler binlerce yıllık birikimi bize taşıdı. Okuduğumuz romanlar karakterimizi şekillendirdi, hayal gücümüzü besledi. Ben Çukurova'yı Yaşar Kemal'in betimlemeleri ile tanıdım mesela, hiç görmediğim o coğrafyaya dair kalıcı imgeler oluştu belleğimde.
Şimdi etrafınıza bakın. Bugün, yaşadığımız günlük deneyimleri bile fotoğraf ve video olarak kaydediyoruz. Gördüğümüz manzarayı tasvir etmek için sayfalarca yazmak yerine fonuna müzik ekleyip instagram videosu olarak yayınlıyoruz. Bilimsel gelişmeleri internet sayfaları ve dijital dergilerden takip ediyoruz, hayal gücümüzü romanlar değil sinema filmleri besliyor.
Arkadaşım, lisedeki oğlunun ve arkadaşlarının sürekli anime izlediğini söyledi. Bana "ne var bu animede?" diye sormuştu.
Bahsi geçen çocuklar fen lisesinde yani şehrin en prestijli okulunda öğrenci. Derslerinde ortalamanın üstünde başarılı hepsi de. Meraklı, zeki çocuklar. Arkadaşıma düşünmeden şu cevabı verdim: Bizim için lisede dünya klasiklerini okumak neydiyse onlar için anime izlemek o. Onlarla öğreniyor, düşünüyor, tartışıyor, değişiyorlar. Beğendiği kalemi aliexpres'ten sipariş eden, bilgisayar oyunlarında sosyalleşen, anlamadığı konuyu youtube videosundan izleyen çocuklar bunlar. suç ve ceza'yı okumak yerine psycho pass izliyorlar evet. Bizden farklı bir kulvardalar.
Bu yeni mecraların insan öğrenmesinde neleri değiştireceğini, yerini hangi araçların dolduracağını ben de kestiremiyorum. Bu tarz "tehlikeli" tartışmalarda aklıma Kuantum fiziğini kabullenmekte zorlanan bilim insanları gelir. Newton fiziğinin, doğa yasalarını tartışmasız şekilde açıkladığını savunan bu insanlar haksız değillerdi aslında. Ve fakat öngörüleri eksikti. Biz de haksız değiliz, sadece öngörümüz yeterli değil henüz.