kalite standartları enstitüsü tarafından onaylanmış girdi. değil tabii. kaliteli girdi girmek ve kaliteli girdi okumak istiyoruz. kimi zaman ikisi de mümkün olmuyor. öte yandan kalite'nin tanımını yapmak da zor. kendi adıma bir girdiyi değerlendirirken dikkate aldığım şeyler var. içerik konusuna bilahare geleceğim. önce ilk bakışta görünen biçim var. imla hataları, noktalama işaretlerinin hatalı kullanılması ya da hiç kullanılmaması olumsuz bir izlenim yaratıyor. el sürçer kaza olur. yazdığım her şeyi tekrar tekrar okurum gönder tuşuna basmadan. yine de gözden kaçan olur. ama belirgin bir özensizlik yazının kalitesini düşürür. türkçe yazıyoruz burada. her dilin olduğu gibi türkçe'nin de kuralları var. bu sefer imla değil, dil bilgisi kuralları söz konusu. kurulan cümlenin bir şey ifade etmesi gerekiyor. dilinize hakim değilseniz derdinizi anlatamayabiliyorsunuz. neticede bir şekilde kamuya açık bir alanda yazıyorsak birilerine bir şeyler anlatmak içindir bu. dilin kurallarını doğru kullanmayınca anlatamıyorsunuz. hani olur ya anlayan anlatandan ariftir. o zaman dahi bu başarı sizin hanenize yazılmıyor. biçim konusundaki endişelerim bunlar. bir de tabii içerik konusu var. kimi zaman salt içimizi dökmek ihtiyacıyla yazıyoruz. kulzos'un bir güzelliği kişiye özel başlıklar var bunun için. isteyen okur istemeyen okumaz. kimi zaman herkesin bilmediğine kanaat getirdiğimiz bilgileri paylaşıyoruz. en çok bunları seviyorum galiba okurken. sanat eserleri var. müzik dinliyoruz, kitap okuyoruz, filmler izliyoruz, müzelere gidiyoruz. bunların bizde bıraktığı izleri aktarıyoruz. bunları okumak da güzel oluyor. her şey herkeste aynı etkiyi yaratmıyor. bir eser üzerine yazılmış farklı yorumları çeşitliliği kutlamak adına okumayı seviyorum. genelde anket başlıkları sevmem, geyik döner altında ama kulzos yazarlarının çizimleri, müzikleri, çektikleri fotoğrafları seviyorum. ürettikleri şeyleri paylaşıyorlar bizimle. sevmediğim şeyler de var. kopyala yapıştır işi misal. bir zamanlar bütün kategorisiz girdileri kategorileyen bir ekibin neferiyken dikkatimi çekmişti. internet ortamında mevcut bir takım sözlükler bire bir aktarılmış. yüzlerce girdi. hayatıma hiç katkısı olmadı mesela bunların. bildiğin angarya oldular. aynı şeylerin tekrar tekrar yazılmasını da sevmiyorum. bir konuda yazılmış bir girdinin üç beş girdi altında kayda değer bir farklılık olmaksızın aynı şeyin yazılmış olması yazanın kendinden önce yazılanları okumadığının bir göstergesi olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. şimdi gençlerin kullandığı yeni moda bir argo terim var. boş yapma. bu lafı sevmiyorum ama girdilerde boş yapılmasını da sevmiyorum. son derece öznel, kişisel görüşlerimle kalite konusunda baş vurduğum kriterlerin bir kısmını sıraladım. sevdiklerim ve sevmediklerimden sözedişimin sebebi bu değerlendirmelerin kişisel oluşundandır.
bir girdi içinde kaliteli girdi boş bakınızı verip bana bunları yazma imkanı sağlayan @the fool nickli değerli sözlük yazarına, sevgi ve saygılarımla.