lisedeyken günlük tutan bir insandım ben. mavi renkli, üzerinde meşhur ağlayan çocuk fotoğrafı olan, kilitlenebilir bir defterim vardı. bu defterde neler yazmıyordu ki...
tuhaf bir çocuktum ben. sonra tuhaf bir genç oldum. ve bu defter o tuhaflıklarımla giriştiğim mücadelenin kaydını tutuyordu. içerisinde kendime belirlediğim kurallar vardı. özellikle annemin arkadaşının kızı olan sera karşısında yapmam gerekenleri kendime anlatan.
sera çocukluk arkadaşımdı. ilkokul çağında ailelerimiz sayesinde görüşmeye başlamıştık. sera ve küçük kardeşi naz. sera benimle yaşıttı. ve çocukluktan çıkıp ergenliğe doğru gittikçe hayallerimi süsleyen insan haline geldi. ama ben maldım. mal olduğum için sera ile aramda hiçbir şey yaşanmadı.
ne bileyim ya, video çağında bizi bir odaya koyup izlettikleri komedi filminde meme gördüğümüzde yastıklarla suratımızı kapattığımız bir çağda yaşıyorduk. şaka gibi deği mi? ama değil. gerçek bu. belki sadece ben mal değildim, hepimiz maldık.
bu defter şimdi ne oldu bilmiyorum. ama sera ile ilgili her hissimi ve asla eylem dökemediğim her planı oraya yazdığımı biliyorum.
not: iş bu girdide bahsi geçen isimler kurgudur. evli barklı kadın denk gelir okur falan...